İngiliz savunma şirketi BAE Systems, Arap Baharı'nda Orta Doğu ülkelerine ne sattı?

Umman bıçağı ve iphone Telif hakkı Getty Images

2011 yılında Arap Baharı'nın yayıldığı dönemde, sosyal medya bir araç olarak protestoların organize edilmesinde önemli rol oynadı.

Bölge devletleri ise bu dönemde daha gelişmiş siber takip teknolojileri için "alışverişe" çıktı ve bu da İngiliz savunma şirketi BAE Systems için büyük bir pazar yarattı.

BBC Arapça Servisi ve bir Danimarka gazetesinin bir yıllık araştırması, BAE Systems'in bu dönemde Orta Doğu'ya geniş ölçekte izleme ve takip teknolojisi satışı gerçekleştirdiğini ortaya koydu.

Yapılan araştırma sonucu ulaşılan yetkililerden biri, 2011 yılında sosyal medyada çok aktif kampanya yürütenlerin yüzde 90'ının ortadan kaybolduğunu açıkladı.

Bu satışların önünde yasal olarak bir engel bulunmasa da insan hakları örgütleri ve siber güvenlik uzmanları, bu teknoloji ile izleme altına alınabilen insan sayısını milyonlarla ifade ediyor.

Telif hakkı Getty Images
Image caption BAE Systems, Danimarkalı ETI'yi 2011 yılında 137 milyon sterlin karşılığında satın aldı.

Tunus ilk satın alan ülkelerden biri

BBC ve Danimarka gazetesi Dagbladet'in birlikte yürüttüğü araştırma Danimarka'da küçük bir kasabada başladı.

Norresundby isimli bu kasaba gelişmiş izleme ekipmanları üzerine uzmanlaşmış bir şirket olan ETI'nin merkezi.

ETI'nin geliştirdiği Evident isimli sistemin kabiliyetlerini, şirketin eski bir çalışanı şu cümlelerle anlatıyor:

"Bu teknoloji ile istediğiniz konu hakkındaki internet trafiğini izleyebilirsiniz. Tüm bir ülkeyi izlemek isterseniz bu da mümkün. İnsanların tam yerini cep telefonu konuşmalarından belirleyebiliyor. Ses tanıma teknolojisinde de oldukça ileriler."

BBC, bu teknolojiyi ilk satın alan ülkelerden biri olan Tunus'un eski istihbarat yetkilisine ulaşmayı başardı:

"ETI yetkilileri gelerek teknolojiyi kurdu ve mühendisleri de nasıl kullanacağımızın eğitimini verdi. Sistem anahtar kelimeler ile çalışıyor; bir muhalifin ismini yazıyorsun ve onun internette yer alan verilerinin tamamına erişiyorsun."

Yetkili, Tunus'un eski Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Bin Ali'nin, 2011 Ocak ayında iktidardan düşürülüşüne kadar olan dönemde muhalifleri bastırmak için bu teknolojiye başvurduğunu açıkladı.

Telif hakkı Getty Images
Image caption Evident teknolojisinin Arap Baharı döneminde hükümetler tarafından geniş şekilde kullanıldığı iddia ediliyor.

5 Orta Doğu ülkesine satıldı

2011 yılında İngiliz BAE Systems Danimarkalı ETI firmasını satın aldı.

Sonraki 5 yıl içinde de Danimarkalı yan kuruluşu aracılığıyla insan hakları konusunda sorunlu olan Orta Doğu ülkelerine bu teknolojiyi sağladı.

Bilgi edinme kanunundan yararlanan BBC ve Dagbladet gazetesi, bu teknolojinin sağlandığı ülkelerin Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Umman, Fas ve Cezayir olduğunu ortaya çıkardı.

Suudi Arabistan'ı terk etmiş olan eski bir hava kuvvetleri subayı olan Yahya Assiri, bu teknolojinin kullanılmaya başlaması sonrası "Aktif olarak kampanya yürütenlerin yüzde 90'ının ortadan kaybolduğunu söylersem abartmış olmam" diyor.

BBC'nin haberle ilgili yorum istediği Suudi Arabistan, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri hükümetlerinden yanıt alamadı.

Telif hakkı Getty Images

Şifreli iletişimin dahi şifresini çözebiliyor

BBC'nin haberle ilgili röportaj talebinde bulunduğu İngiltere'deki BAE Systems yanı olarak, şirket politikası gereği bazı kontratlar hakkında demeç verilmediğini belirterek yazılı bir açıklama yaptı:

"BAE Systems, geçerli hukuki çerçeveler ve sorumlu ticaret prensipleri kapsamında dünya çapında birçok organizasyonla çalışmaktadır"

BBC araştırması, Evident isimli teknolojinin satışının, İngiltere'nin ulusal güvenliğine de potansiyel etkileri olabileceğini ortaya koydu.

Sistemin daha gelişmiş bir versiyonunun, şifreli iletişimin dahi şifresini çözebildiği belirtiliyor.

BBC'nin elde ettiği ve 2015 yılında Danimarka ve İngiliz ticaret yetkilileri arasındaki gerçekleşen bir elektronik posta yazışmasında İngiliz tarafının Evident teknolojisinin Birleşik Arap Emirlikleri'ne satışından duyduğu rahatsızlığı açıkça ifade ettiği görülüyor.

Teknolojinin satıldığı ülkelerin İngiltere'nin iç iletişimine erişim sağlayabileceğinden endişe edildiği ifade ediliyor.

İlgili Konular