AYM: 15 yaş altı her çocuğa cinsel davranış istismar değil

Anayasa mahkemesi Telif hakkı Anayasa.gov.tr

Anayasa Mahkemesi (AYM) "15 yaşını tamamlamamış her çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışın cinsel istismar sayılacağına" ilişkin hükmü iptal etti.

Bafra'da bir yerel mahkemenin itirazını değerlendiren AYM, çocuklara yönelik cinsel istismar davalarında her bir somut olayın özelliklerinin dikkate alınmasını ve buna göre ceza tayin edilmesini istedi.

Değişiklik 6 muhalefet oyuna karşı 7 lehte oy ile kabul edildi.

Değişiklik için başvuruda bulunan Bafra Ağır Ceza Mahkemesi, "Suça sürüklenen çocuklar yönünden 12 ile 15 yaş arasında olup da kendisine yönelik eylemin anlam ve mahiyetini algılama yeteneği olan mağdurun rızasına hukuki sonuç tanınmadığı, bu mağdurların rızasıyla yaşadığı cinsel eylemler hakkında cezanın çok yüksek olduğu, suçun en nitelikli hali için en düşük yaşın 15 şeklinde belirlenmesinin suç ve cezada korunmak istenen hukuki yarar ile müeyyide arasındaki orantıyı bozduğu" söylemişti.

Anayasa Mahkemesi bugün verdiği kararla bu görüşü onaylamış oldu.

Çocuk istismarı alanında çalışan bazı hukukçular ise bu kararın çocuk hakları açısından bir geriye gidiş olduğunu söylüyor.

Zira bugün iptal edilen Türk Ceza Kanunun'nun 103. Maddesinin ilk fıkrası 15 yaşından küçük her çocuğa yönelik cinsel davranışı cinsel istismar olarak tanımlamıştı.

Bu fıkra 2005 yılında düzenlenmişti.

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Çocuk Alanında Çalışan Avukatlar Ağı'ndan avukat Şahin Antakyalıoğlu, karar ile ilgili olarak "ağır bir çocuk hakları ihlalidir" diyor.

Antakyalıoğlu, "Aslında AYM kararıyla çocuk hakları kararları evrensel hukuk temel ilkelerinden uzak iptal yoluna gidilmiştir. AYM'nin, özellikle Birleşmiş Milletler'in çocuk haklarına ilişkin sözleşmesinin özünü anladığını düşünmüyorum. Çünkü bu sözleşme hükümlerine bir atıf yok. Bir yerde var, o da çocuğun lehine değil aleyhine yapılmış" diyor.

Bu kararla 12-15 yaşlarındaki çocuklara yönelik istismarda rıza olabileceği yönündeki görüşü "çocuk haklarında bir geriye gidiş" olarak değerlendiriyor Antakyalıoğlu.

Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararlar, bu tür hükümler açısından nihai karar olarak görülüyor.