İngiltere gazetelerinde başyazılar: 'Demokrasi terk edilmemeli'

Türkiye'de darbe girişimi karşıtı gösteriler Telif hakkı Getty

İngiltere basınında manşetlerde olduğu gibi başyazılarda da Türkiye'deki darbe girişimine geniş yer veriliyor.

Gazetelerdeki ortak çağrı, darbe girişimi sonrasında hükümetin soruşturma sürecinde hukukun üstünlüğüne saygı göstermesi yönünde.

FT: Erdoğan rakiplerine ölçülü davranmalı

Ayaklanmanın ardından hesap verme dönemi başladı. Tanklar Boğaziçi köprüsünün önüne dizilip yolları kestikten sadece saatler sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başarısız olan darbe girişimini 'Allah'ın bir lütfu' olarak niteliyordu. Darbe girişimi orduyu 'temizleme' fırsatını sunmuştu.

Pazar gününe gelindiğinde binlerce asker gözaltındaydı. Binlerce hakim açığa alınmış, idam cezasının geri getirilmesi çağrıları Twitter'da en çok konuşulan konular arasına girmişti.

Askeri darbe girişiminin hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Darbeler Türk siyasi tarihinin em karanlık dönemlerini anımsatıyor.

Önceki darbelerin arkasında halk desteği vardı. Ancak artık Türk halkının çok azı seçilmiş hükümetin ordu tarafından devrilmesini destekliyor. Tüm siyasi partilerin liderleri de vakit kaybetmeden darbe girişimini kınadı. Ordunun komuta kademesi de hükümete sadık kaldı.

Erdoğan destekçilerini sokaklara çıkmaya çağırdığındaysa on binler çağrısını dinledi.

Milliyetçilik kozu

Telif hakkı Getty
Image caption Düzenlenen mitinglerde sık sık 'İdam isteriz' sloganı atılıyor.

Ancak her ne kadar hükümet tekrar kontrolü tamamıyla eline almış olsa da, darbe girişiminin sonucu bir demokrasi zaferi olmaktan çok uzak. Kalkışma Türkiye'deki topluluklar arasında giderek derinleşen ayrışmayı gözler önüne serdi.

Erdoğan seçmen kitlesinin neredeyse yarısının tutkulu desteğine sahip. Ancak Cumhurbaşkanı kendisini desteklemeyen grupların kaygıları karşısında hiçbir taviz vermiyor. Laikleri ve liberalleri kızgınlığa ve umutsuzluğa iterken, etnik ve dini gerilimleri de yeniden alevlendirdi.

Meclis'te anlamlı bir muhalefetin olmamasından faydalanarak basını baskı altına aldı, sokak gösterilerini şiddetle bastırdı ve rakiplerini kamu kuruluşlarından tasfiye etti.

Seçim kazanma uğruna milliyetçilik kozunu oynayabileceğini de gösterdi ve Kürtlerle çatışma ortamını yeniden yarattı. Şimdiyse ülkedeki iktidarını sağlamlaştıracak anayasal değişiklikler için bastırıyor.

Bastırılmışlıkların kolayca şiddete dönüşebileceği bir atmosfer oluşmuş durumda. Cuma gecesi tankların karşısına geçen insanların cesaretine diyecek hiçbir şey yok. Ancak aynı geceden çirkin linç haberleri de geldi.

Darbeyi kimin planladığı tam olarak net değil. Erdoğan, Fethullah Gülen'i ve destekçilerini suçluyor. Ancak ordunun içinde Erdoğan'a karşı başta yürütülen Suriye politikası yüzünden olmak üzere bir rahatsızlığın olduğu da biliniyordu.

'Baskı durumu daha da kötüleştirir'

Telif hakkı Getty
Image caption Darbe girişimi sonrasında binlerce asker gözaltına alındı.

Net olan bir şey varsa ülkede baskının daha da artırılmasının durumu sadece daha da kötüleştireceğidir.

Güvenlik güçleri içerisindeki çekişmeler ve hizipleşmeler ülkenin IŞİD ve Kürtlerden gelen saldırıları önlemede zorlanmasına neden olmuş durumda.

Yeni bir tasfiye dalgası ülkeyi odaklanması gereken konulardan uzaklaştırıp daha fazla hasara yol açabilir.

Dahası Erdoğan bu fırsatı değerlendirip, kendisine karşı durabilen son kurum olan Anayasa Mahkemesi'ne doğrudan darbe vurma yoluna da gitti.

Yaşananların Türkiye sınırlarını asan boyutlarda sonuçları oluyor. Ankara, ABD için Suriye'de, AB içinse göçmen krizi konusunda vazgeçilemeyecek bir müttefik.

Gülen'in iadesi talepleri ve ABD'nin darbe girişiminde rolü olduğu suçlamaları ABD'yle ilişkilere zarar verip stratejik İncirlik üssünün kullanımı konusunu tehlikeye atabilir. Böylesi istikrarsız bir bölgede Türkiye'nin istikrarı çok önemli ve o istikrar şu anda tehdit altında.

Erdoğan ülkesi bir travma yaşarken demokrasinin sadece seçim kazanmaktan ibaret olmadığını hatırlamalı. Demokrasinin gereği olarak rakiplerine karşı ölçülü davranmalı ve ortak milli değerler etrafında oluşan ortak bir desteği hedeflemeli.

Guardian: Türkiye'nin insan hakları ve demokrasiye her zamankinden çok ihtiyacı var

Telif hakkı Getty
Image caption Cumhurbaşkanı Erdoğan 'İdam isteriz' sloganlarına "Demokrasilerde halkın talebi bir kenara konulamaz" diyerek yanıt verdi.

Türkiye'deki darbe girişimine dair haberler daha da kötü olabilirdi. Darbe başarıya ulaşmış olabilirdi. Askeri dikta rejimi dünya üzerindeki en kötü yönetim biçimlerinden birisidir.

Ancak seçilmişlerin dikta rejimi de askeri rejimden daha az tehlikeli değildir. Türkiye de şu anda tam da böyle bir yola girmiş durumda.

6 bin kişinin gözaltına alınması ve yaklaşık 2 bin 700 hakim-savcının açığa alınması, bugüne kadar sivil toplumu baskılamak için birçok şey yapmış olan bir iktidardan gelen çok kötü sinyaller.

Bir darbe girişiminin ardından orduda tasfiyelerin yaşanması elbette kaçınılmaz.

'Mutlak iktidarın eşiğinde'

Ancak seçilmiş hükümete karşı ayaklananlar hakimler değildi. Erdoğan'ın insan hakları ve hukukun üstünlüğü konusundaki yaklaşımları düşünüldüğünde yargı sisteminin hedef alınması daha da kaygı verici hale geliyor.

Erdoğan şu anda mutlak iktidara ulaşmanın -ya da ülkesine büyük zarar vermenin- eşiğinde.

Her ne kadar Erdoğan'ın İslam anlayışı ile IŞİD arasında dağlar kadar fark olsa da, verdiği örtülü destek Suriye'deki muhalif grupların en kötü oluşumlarının elde ettiği başarılarda hayati öneme sahipti.

Türkiye aynı zamanda NATO üyesi bir ülke. Asker sayısı bakımından da ittifakın en büyük ikinci gücü.

Ordu içerisindeki oluşumların birbirleriyle çatışma içine girdiğini görmek son derece kaygı verici.

Gülen'in iadesi talebi

Telif hakkı AP
Image caption Obama yönetimi, Gülen'in iadesinin ancak Türkiye'nin somut deliller sunması halinde değerlendirilebileceğini söyledi.

Erdoğan'ın tüm suçu Fethullah Gülen ve destekçilerinin üzerine yıkma konusundaki kararlılığı da ABD - Türkiye ilişkilerine yeni bir gerginlik kazandırmış durumda.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Gülen'in iadesi talebinin altının somut delillerle doldurulmasını istemekte sonuna kadar haklı.

Türkiye'yse şu ana kadar böyle bir kanıtı ortaya koymakta başarılı olabilmiş değil.

Başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişimiyle ilgili bir ironi de belki de Erdoğan'ın bugüne kadar bastırıp susturmak için uğraştığı sosyal medya sayesinde iktidarını koruyabilmiş olması.

Belli ki 20. yüzyıldan kalma stratejilerle yola çıkan darbeciler devlet televizyonunu ele geçirse de internet kontrolünü sağlayamadı.

Özel televizyon kanallarını ve sosyal medyayı kullanan Erdoğan, destekçilerini sokağa çıkarmayı başardı.

Sivil toplumun kurumları ve hukukun üstünlüğü bu yapıları sıklıkla hedef alan Erdoğan'ı kurtardı.

Sokaklara çıkanlar sadece Erdoğan için de orada değildi.

Birçoğu demokrasiyi desteklemek için sokaklardaydı.

AKP'nin zayıf olduğu İzmir gibi şehirlerde dahi sokaklarda çok sayıda insan vardı.

Tüm siyasi partiler hiç tereddüt etmeksizin demokrasi için birleşti. Demokrasinin savunulması, Cumhurbaşkanı'nı da aşan bir meseleydi.

Bundan sonra hükümetten ölçülü bir yaklaşımın gelmesi gerek. İnsan haklarına saygı ve hukukun üstünlüğü vurgusu önemli. Bugüne kadar Erdoğan bu iki ilkeyle tanınmadı. Ancak Türkiye'nin bu ilkelere hiçbir dönemde bu kadar çok da ihtiyacı olmamıştı.

Daily Telegraph: Erdoğan demokrasiye sırtını dönmemeli

Telif hakkı AP
Image caption Hükümetten yapılan açıklamalarda gözaltı sayısının 6 bini de aşabileceği belirtildi.

Başarısız darbe girişimi sonrasında, demokratik ilkelere yapılacak vurgu Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın iktidarının gücünü gösterecektir.

Darbeciler Erdoğan'ın karşıtlarını yanlarına çekmektense, Cumhurbaşkanı'nın elini güçlendirmiş durumda.

Bu öyle kolay bir 'başarı' değil. Erdoğan karşıtlarının önemli bir kısmı iktidardan ayrıldığını görmek istiyor. Ancak her ne kadar Erdoğan'dan kurtulmak isteseler de bunu silah namlularıyla değil, seçim sandıklarıyla yapmak istiyorlar.

Türkiye'deki darbe başarılı olsaydı, muhtemelen bir iç savaşı tetikleyerek Orta Doğu'yu daha da derin bir kaosa sürükleyecekti.

Neyse ki bu senaryo atlatıldı. Ancak darbeye neden olan gerilimler çözüme ulaşmış değil.

'İdam AB ümitlerini bitirir'

Telif hakkı AFP
Image caption Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe karşıtı mitinglerin hafta boyunca devam etmesini istedi.

Erdoğan'ın tepkisi karakteristik olarak baskıcıydı. Binlerce asker gözaltında, binlerce hakim ve savcı da açığa alındı. Basın ise daha da sert bir baskının altına girdi.

Ülkede idam cezasının geri getirilmesi ve darbeyi planlayanların idam edilmesi konuşuluyor.

Böyle bir gelişme Türkiye'nin tüm AB üyeliği ümitlerini bitirecektir.

Gerçekleşen kalkışmanın ardından gösterilen tepki belki anlaşılabilir. Ancak eğer Türkiye dünyaya artık askeri dikta rejimleri döneminin kapandığı mesajını vermek istiyorsa, Erdoğan'ın da demokrat bir yaklaşım içine girmesi gerek.

Kısacası, yargı sürecinin bağımsız bir şekilde işlemesine izin verilmeli ve darbe girişimi bir mazeret olarak kullanılarak toplu tasfiyelere gidilmemeli.

'Avrupa ve ABD Erdoğan'a ihtiyaç duyuyor'

Ancak Erdoğan'ın bugüne kadarki karnesi baskının artırılacağına işaret ediyor. Bu nedenle Batılı liderler Erdoğan'a ülkede bir intikam alma süreci başlatamayacağını açıkça söylemeli.

Sorun şu ki Avrupa göçmen krizinin kontrol altında tutulabilmesi için Türkiye'nin işbirliğine ihtiyaç duyuyor.

ABD ise IŞİD'le mücadele etmek için Türkiye'nin üslerini kullanıyor.

Darbe girişimi Batılı liderler tarafından kınandı ve Erdoğan'a destek mesajları iletildi. Ancak demokrasi iki şeritli bir yoldur: Erdoğan'ın da kurallara riayet etmesi gerekiyor. Şu an en büyük tehlike Erdoğan'ın, yasaları hiçe sayan darbe girişimine daha da baskıcı bir eğilimle karşılık vermesi.

İlgili Konular

İlgili haberler