15 Temmuz darbe girişimi: Gülen hareketi nasıl yükseldi?

İstanbul'da zincirlenen kapılar. Telif hakkı AFP
Image caption Darbe girişiminden sonra yüzlerce medya kuruluşu ve okul kapatıldı.

El yazısıyla üzerine bir not düşülen bir kağıt parçası Şişli'de bir okulun kapısına asılmış.

"Bu eğitim kurumu olağanüstü hal uygulaması kapsamında kapatıldı, mülk de Hazine'ye devredildi" yazıyor metinde.

İmzalanmış, mühürlenmiş, noter tasdikli.

Bu okul, Gülen'e yakın isimlerin kurup yönettiği ve hafta başında 'terör faaliyetleri' gerekçesiyle kapatılan 1,700 eğitim kurumundan biri.

Eğitimden sağlığa, ordudan yargıya, sivil toplum kuruluşlarına, polis ve işadamlarına tasfiye edilenlerin sayısı şaşırtıcı boyutlarda.

Darbeden bugüne geçen iki haftada 16 bin kişi gözaltına alındı.

Medya sektöründe 131 yayın kuruluşu kapatıldı. Ordudan 1,700'e yakın subay ihraç edildi, bunların arasında generaller ve amiraller de var: Orduyla ilişiği kesilen general ve amirallerin sayısı ise silahlı kuvvetlerde görev yapan toplam general amiral sayısının yarısı.

Türk Hava Yolları'ndan bile en az 250 kişi atıldı, gerekçe ise darbeyi destekledikleri ya da Gülen Cemaati ile bağları olduğu iddiası.

Türk hükümeti, polis, yargı ve Genelkurmay darbenin sorumlusu olarak Gülen Cemaatini görüyor.

Tasfiye ve gözaltıların boyutları Batı hükümetlerinin tepkisini çekiyor.

Ancak Türkiye'de olup bitenleri anlamak için Gülen hareketini mercek altına almak gerekiyor.

Takipçileri son 40 yılda Türkiye'nin kilit kurumlarına yayılmış olan emekli bir imam Fethullah Gülen; 1960lı yıllarda, laik Türkiye'de İslamcı bir vaiz olarak yükseldi.

Sızan yazışmalar

Destekçileri Gülen'i, ideolojisini Türkiye ve 140 ülkede üstün başarılar kaydeden okul ağıyla yayan bir hayırsever ve ılımlı İslam'ın bir bilgesi olarak anıyor.

Karşıtları ise Gülen'in Türk devletinin her bir köşesine sızan tehlikeli bir tarikat inşa ettiğini, gerçek rengini de darbe girişimiyle gösterdiğini söylüyor.

Hareketin üyeleri kısa bir süre öncesine kadar her kuruma ilişmişti.

ABD'nin Türkiye Büyükelçisi'nin 2009 yılında sızan bir diplomatik yazışmasında "Polisin Gülenciler tarafından kontrol edildiği savını teyit etmek mümkün değil, ama bu iddiaya karşı çıkan kimseyi bulamadık" deniyordu.

Gülen, 1999 yılında ortaya çıkan bir kasetinde takipçilerine 'farkettirmeden sistemin can damarlarında iktidar merkezine kadar ilerlemeleri, devlette gücü tamamen ele geçirene kadar sabretmeleri' tavsiyesinde bulunuyor.

1999 yılından bu yana ABD'de yaşayan Fethullah Gülen ise sözlerinin çarptırıldığını söylüyor.

Son yıllarda bu karanlık ağla ilgili haber yapanlardan bazıları hakkında davalar açıldı. Onlardan biri de gazeteci İsmail Saymaz.

Telif hakkı AFP
Image caption Gazeteci İsmail Saymaz, Gülen Hareketi'nin amacının 'devleti ele geçirmek' olduğunu söylüyor.

"Gülen yapısı, devlet içeriden kuşatıp ele geçirmeyi amaçlıyor" diyor Saymaz ve ekliyor:

"Silahlı militan değiller, ama kendilerini hâkim, öğretmen, polis, milletvekili ve iş adamı olarak gizliyorlar."

"Sağcı hükümetler Gülencileri laik orduya karşı kullandı. Hareket, en büyük gücünü Recep Tayyip Erdoğan iktidarı dönemde yakaladı."

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 2002 seçimlerindeki zaferinin ardından hükümete gelişiyle güçlenen Erdoğan-Gülen ittifakı, laik Türkiye'yi yeniden şekillendirdi.

Ama Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara daha güçlü bir şekilde yerleştikçe, rekabet de büyüdü.

17/25 Aralık soruşturmaları sırasında Erdoğan ve yakın çevresinin yolsuzluğa bulaştığını iddia eden telefon konuşmalarının 2013 yılında sızdırılmasından Gülenciler suçlandı.

'Paralel devlet' olarak adlandırılan Gülen Hareketi'nin, yüzlerce askerin darbe planlamakla suçlandığı Ergenekon ve Balyoz davalarında da sahte kanıtlar öne sürdüğüne inanılıyor.

Ordu içinde üst düzey subayları da hedef alan suçlamalar da yıllar sonra düşürüldü.

Emekli Deniz Kurmay Albay Ali Yasin Türker, Balyoz davasında tutuklanıp 33 ay hapis yatan askerlerden.

"Fethullah Gülen'e yakın medya bize karşı operasyon yürüttü, adil yargılanma hakkımızı ihlal etti" diyor Türker.

Image caption Deniz Kurmay Albay Ali Yasin Türker de Balyoz davasında tutuklanıp 33 ay hapis yatmıştı.

"Polis ve yargıda takipçileri vardı. Orduda yeterli destekçileri yoktu, dolayısıyla kendi müritlerini bizim yerimize getirmeye çalışıyordu."

Peki bu son darbe girişimine Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları süresince askerde yapılan tasfiyeler mi yol açtı?

Türker, "Kesinlikle" diyor ve ekliyor:

"O zaman bizden kurtulmasalardı ve kendi takipçilerini orduya sokmasalardı, darbe yapmak bir yana, darbeyi düşünemezlerdi bile."

Gülen Hareketi'ne yakın isimlerin çoğu son günlerde veya haftalarda tutuklanma korkusuyla Türkiye'yi terk etti.

Zaman gazetesi eski çalışanı Abdullah Bozkurt da bu hafta ülke dışına taşındı.

Bozkurt, "Gülen'le bağlantılı olsun olmasın her muhalifi, karşı görüşlü gazeteciyi hedef alan cadı avı" olarak nitelediği gözaltı ve tasfiyeleri eleştiriyor.

"Bir medya kuruluşu aracılığıyla nasıl bir darbe planlayabilirsiniz ki?" diye soruyor.

Telif hakkı Reuters
Image caption Fethullah Gülen, 1999 yılından bu yana ABD'de yaşıyor.

'Toplu cezalandırma'

"Bu, kanıt olmadan yapılan toplu bir cezalandırmadır. Hükümet alternatif görüşleri öldürüyor ve insanları ciddi sorular sormaktan caydırıyor."

'Gülen takipçisi olmak ne demektir?' diye soruyorum Bozkurt'a.

"Bu kültürler, dinler arası bir diyalog" yanıtını veriyor ve devam ediyor:

"Bunun Türkiye'ye sızmak olduğuna inanmıyorum. Gülen'in okullarından, üniversitelerinden mezun olan öğrencilerin nereye gitmesini bekliyorsunuz? Kamu ve özel sektörde iş bulmaları gerekiyordu."

Telif hakkı Getty
Image caption Hükümet darbe girişiminden Fethullah Gülen hareketini sorumlu tutuyor.

Peki hareketin bir tür tarikat olduğu iddiaları için ne diyor?

"Vatikan'ı veya Amerika'yı suçlayan hükümetten veya diğer komplo teorilerini öne sürenlerden her türlü şeyi duyuyorsunuz. Sorumluluğu başkasına atma konusundaki sicilleri kabarık. Gülen Hareketi de bu açıdan ideal bir günah keçisi."

Darbe girişime karşı direniş Türkiye'de sokakları birleştirdi. Ama cezalandırmalar ve tasfiyelera maruz kalanlar arasında toplumun farklı kesimlerinden insanlar var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, yıllarca yaptığı düzenli konuşmalarda Gülen grubunu kastederek kullandığı 'içimizdeki düşman' ifadesi için hak veriliyor, ama operasyonların ileri gittiği eleştirileri de var.

Türk hükümetinin şu anda en büyük beklentisi Fethullah Gülen'in iade edilmesi. Gülen'in yaşadığı ABD'de ise yönetim kanıt beklediğini söylüyor.

Gülen ve destekçileri kanıt olmadığı görüşünde, dinler arası barışçıl bir hareket oldukları konusunda ısrar ediyorlar.

Darbe girişimi, Türk toplumunun büyük ölçüde Fethullah Gülen'e tavır almasına neden oldu.

Gülen'in nüfuzunun geri dönüşü olmayacak şekilde bitirilmesi çağrıları yapılıyor.

İlgili haberler