Yeni YÖK kararı öğrencileri nasıl etkileyecek? Kimi şehir değiştirecek, kimi gelecek planlarını

İzmir'de eylemdeki üniversite öğrencileri Telif hakkı DHA
Image caption İzmir'de kapatılan vakıf üniversitelerinin öğrencileri Alsancak semtindeki ÖSYM Hizmet Binası önünde eylem yaptı.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası kapatılan vakıf üniversitelerinin öğrencileri hem Gülen cemaati mensubu olarak yaftalanmaktan hem de üniversite hayatlarının belirsizliğe gömülmüş olmasından şikayetçi.

Görüştüğümüz bir öğrenci, "Mesela bir arkadaşım Zirve Üniversitesi'ne gitmeseydi, okuyamayacak ve muhtemelen biriyle evlendirilecekti. Şimdi bu kız FETÖ'cü mü, yoksa darbeci mi" diye sorarken, bir diğeri "Şu an bize laf söyleyenlerin çoğu geçmişte cemaatin dershanelerinde okuyarak üniversite sınavına hazırlandı. Aslında herkesin geçmişini araştırsak bambaşka bir tablo çıkar" görüşünü dile getiriyor.

Darbe girişiminin ardından alınan önlemler kapsamında kapatılan 15 vakıf üniversitesinin yaklaşık 65 bin öğrencisinin karşı karşıya olduğu belirsizlik henüz ortadan kalkmış değil.

Hükümetin darbe girişiminden sorumlu tuttuğu Fethullah Gülen cemaatiyle bağlantılı oldukları öne sürülen okullardaki binlerce öğrencinin garantör devlet üniversitelerine nakledilecekleri açıklanmıştı.

Ancak Yüksek Öğretim Yerleştirme Kurumu (YÖK) geçen hafta karar değiştirdi. Kapatılan 15 vakıf üniversitesinin öğrencileri, üniversitelere yerleştirildikleri yıldaki Öğrenci Seçme Yerleştirme Sınavı (ÖSYS) puanları esas alınarak yeniden tercih yapacak.

Kapatılan okulların öğrencileri için öğrenci işleri görevini garantör üniversite üstlenecek. Öğrenciler devlet üniversitelerine yerleştirilmeleri durumunda bile vakıf üniversitesine ödedikleri ücreti ödemeye devam edecek.

Öğretim dili yabancı dil olan programlardaki öğrenciler, aynı isimli öğretim dili Türkçe olan programları tercih edebilecek.

Fakat öğretim dili Türkçe olan programlardaki öğrenciler, eğitim dili yabancı olan aynı isimli bölümü ancak Yabancı Dil Yeterlilik koşullarını sağladıktan sonra tercih edebilecek.

'Nefret söylemi arttı'

BBC Türkçe'ye konuşan öğrenciler, kendilerine yönelik nefret söyleminin artması, 'FETÖ'cü, darbeci, cemaatçi' gibi suçlamalara hedef olmaları yetmezmiş gibi kazanılmış haklarını kaybetmekten, eğitim ve öğretimlerinin tehlikeye girmesinden endişeli.

Görüştüğümüz öğrencilerin hemen hepsi sözlerine, Gülen cemaatiyle ilişkileri olmadığını, "akademik, maddi ve ailevi" nedenlerle bu okulları tercih ettiklerini vurgulayarak başlıyor.

Her gün belirledikleri bir hashtag altında Twitter'da mağduriyetlerini paylaşan öğrenciler, Facebook'ta da birçok sayfada aktif olarak paylaşımlarda bulunuyor.

Telif hakkı DHA
Image caption İzmir'de öğrenciler ÖSYM önünde basın açıklaması yaptı.

'Şehir değiştirmek zorunda kalabiliriz'

Konuştuğumuz öğrencilerin çoğu, karşı karşıya kaldıkları en büyük sorunun şehir değiştirmek olduğunu söylüyor.

Hepsi, YÖK'ün karar değiştirmesinde, söz konusu garantör devlet üniversitelerinden yükselen itirazların etkili olduğunu düşünüyor.

İzmir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gamze Koç, "Şehir değiştirmek zorunda kalabiliriz, sene kaybı yaşayabiliriz ve bunların neden olacağı maddi külfeti karşılayamayabiliriz" diyor.

Gamze Koç kendi okulundan da bir örnek veriyor:

"9 Eylül Üniversitesi öğrencilerinin ve akademisyenlerinin yoğun olarak YÖK'e dilekçe yazdıklarını öğrendik. (9 Eylül, İzmir Üniversitesi'nin garantör üniversitesi) Biz de ortada bir haksızlık olduğunun ve aynı zamanda bizim için de çok sağlıklı bir çözüm olmadığının farkındaydık."

Koç, devlet ve vakıf üniversiteleri öğrencileri arasındaki gerilimin İzmir'de kavgalara bile neden olduğunu da belirtiyor:

"Bize 'FETÖ'cü okulun FETÖ'cü öğrencilerisiniz' gözüyle bakanlar var. Malesef sırf bu nedenle buluşup birbirlerine giren öğrenciler bile oldu."

'Biz nereden bilebilirdik?'

İsmini vermek istemeyen Kayseri Melikşah Üniversitesi İşletme Bölümü 3. sınıf öğrencisi bir genç, puanının pek çok üniversiteye yetmesine rağmen, ailesinin yaşadığı şehirde kalmak için bu okulu tercih ettiğini söylüyor.

Üniversitesinin açılışını da, 2008'de dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yaptığını hatırlatan öğrenci sözlerine şöyle devam ediyor:

"Tercih yaptığımız zaman biz nereden bilebilirdik 5 yıl sonra böyle olacağını? O zaman bu okullar ÖSYM'nin tercih kitapçıklarına hiç konulmasaydı."

Kayserili öğrenci, kendilerine yapıştırıldığını söylediği "cemaatçi" yaftasından da rahatsız:

"Şu an bize laf söyleyenlerin çoğu geçmişte cemaatin dershanelerinde okuyarak üniversite sınavına hazırlandı. Aslında herkesin geçmişini araştırsak bambaşka bir tablo çıkar."

Telif hakkı Twitter
Image caption Melikşah Üniversitesi 2013/2014 Akademik Yılı Açılış Töreni

Gaziantepli esnaf bir ailenin çocuğu olduğunu söyleyen Gözde Boyacıoğlu ise, "Gaziantep Zirve Üniversitesi'ni tercih etmemde ailemin baskısının ve benim onlardan uzaklaşmama isteğimin etkisi vardı." diyor.

Boyacıoğlu, ailesini 'başka bir şehirde okuma' fikrine ikna edebileceğini düşünüyor. Ama çevresinde durumları farklı arkadaşları var:

"Öyle arkadaşlarım var ki, aileleri 'Eğer bu şehirde okumazsan üniversitede okuyamazsın' diyor. Mesela bir arkadaşım Zirve Üniversitesi'ne gitmeseydi, okuyamayacak ve muhtemelen biriyle evlendirilecekti. Şimdi bu kız FETÖ'cü mü, yoksa darbeci mi?"

'Bursum kesilince yıkıldım'

Gaziantep Zirve Üniversitesi'nden İlköğretim Matematik Öğretmenliği öğrencisi Gizem Kara, Kredi Yurtlar Kurumu'ndan (KYK) aldığı bursun kesildiğini öğrendiğinde yıkıldığını söylüyor:

"Bu bize, "Siz artık öğrenci değilsiniz' demekti. İnsanların gözünde ayda 400 TL çok küçük bir para gibi gözükebilir ama ben birçok ihtiyacımı onunla karşılıyordum."

Aynı görüşteki Ankara Turgut Özal Üniversitesi Bilgisayar mühendisliği 3. Sınıf öğrencisi Erdem Şahin de, "Bu burslarla geçinen, kirasını ve borçlarını ödeyen arkadaşlarımız var." diyor. Başka bir noktanın da altını çiziyor:

"Hükümetimizin ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın FETÖ'ye yönelik her türlü yaptırımını sonuna kadar destekliyoruz ama biz sadece öğrenciyiz. Vatanımıza en iyi şekilde hizmet etmek istiyoruz. Garantör üniversiteye nakledilmek bizim kanunen çok önceden belirlenmiş bir hakkımızdı."

Sorunlardan birinin de, devlet üniversitelerine yerleştirilseler bile eski üniversitelerine ödemekle yükümlü oldukları eğitim ücretini ödeyecek zorunda kalmaları olduğunu belirten Şahin, ''Üniversiteye girdiğim sene devlet okullarına da gidebilirdim, puanım yetiyordu ve para ödemeyecektim. Neden şimdi ödemem gerekiyor? Benim suçum ne?'' dedi.

Telif hakkı Facebook
Image caption Öğrenciler sosyal medyada seslerini duyurmaya çalışıyor.

'Tıp fakültelerinin sistemleri farklı'

İzmir Şifa Üniversitesi'nde ismini vermek istemeyen bir tıp öğrencisi ise puanının başka şehirlerdeki üniversitelerin tıp fakültelerine de yettiğini, fakat tıp öğrencileri için asıl sorunun bu olmadığını söylüyor:

"Tıp fakültelerinde çoğu okulun sistemi birbirinden farklı. Sonuç olarak ortak dersler alıyoruz fakat bu dersleri aldığımız seneler farklı olabiliyor. Ayrıca 6. sınıf tıp öğrencilerinin şu an hastanelerde stajlarına başlamaları gerekiyordu ama onların durumu da belirsiz. Mağdur olan öğrenciler olarak dahil olmadığımız bir oluşumun hayatımızı lekelemesini istemiyoruz."

Ankara İpek Üniversitesi'nde tam burslu olarak okuyan Edebiyat Bölümü öğrencisi Cem Gülbeden de senarist olmak istese de artık bölüm değiştirmek zorunda kaldığını söylüyor. Çünkü puanı ancak Ankara dışındaki üniversitelerin edebiyat bölümlerine yetiyor. "Ben de bu yüzden Çanakkale'de tarih bölümünü yazmayı düşünüyorum." diyor.

Gülbeden, beraber çalıştığı arkadaşlarının da tam burslu okuduklarını, okuldan her ay aldıkları 500 TL ile geçindiklerini ve KYK burslarının kesilmesinden sonra iş aramaya başladıklarını söylüyor.