İstanbul'daki Nantaba Violet cinayeti ve şiddetin hedefi göçmen kadınlar

Nantaba Violet

31 Ağustos'ta Aksaray'daki evinde saldırıya uğrayan Ugandalı göçmen kadın Nantaba Violet'in öldürülüşü ve kız kardeşi Beatrice Babirya'in yaralanışıyla ilgili ayrıntılar açıklık kazanıyor.

Ugandalı kadınların evine gelen iki erkek, kadınlardan birini öldürmüş, diğerini de yaralamıştı.

Yaralı olarak kurtulan Beatrice Babirye, hastanede tedavisi sürerken, İstanbul Yabancılar Şube polisi tarafından göz altına alındı ve halen gözaltında tutuluyor.

Beatrice Babirye'nin arkadaşları, Ugandalı kadının tedavisi bitmeden ve kızkardeşinin ölümünün yarattığı travmayı atlatamadan gözaltına alınmasına ve iki gündür yabancılar şubesinde alıkonmasına tepki gösteriyor.

İki kız kardeş, ülkelerinde iş bulamadıkları için, bu yıl Nisan ayında Türkiye'ye gitmişti.

Babirye'nin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayetçi sıfatıyla verdiği ifadeye göre, İstanbul'da seks işçisi olarak çalışan iki kız kardeşe müşteri olarak gelen iki erkek, kadınları önce ilişkiye zorladı sonra birini öldürüp diğerini yaralayarak evden ayrıldı.

Beatrice, kendine geldiğinde kız kardeşinin cansız bendenini yan odada bulduğunu aktardı.

İki şüpheli Babirye tarafından teşhis edildikten sonra gözaltına alındı.

Öldürülen ilk Ugandalı kadın değil

Ugandalı kadın göçmen Jesca Nankabirwa da Eylül 2014'te İstanbul'da öldürülmüştü.

Kadın örgütlerinin davayı sahiplenmesi üzerine, sanık hakkında işlem yapılmış ve olayın faili Enver Dursun 25 yıla mahkum olmuştu.

İki yıl sonra bir Ugandalı kadının daha öldürülmesi kadın dayanışma gruplarını harekete geçirdi.

Göçmen Kadınlarla Dayanışma Ağı'ndan kadınlar, göçmen kadınlara yönelik şiddet ve tecavüzün yaygın olduğunu, ayrıca kadınların Türkiye'de yasal statüye sahip olmamaları nedeniyle yaşadıkları cinsel ve fiziksel şiddete karşı sessiz kaldıklarını, şikâyetçi olamadıklarını aktarıyor.

Yrd. Doç. Dr. Emel Coşkun Ugandalı göçmen kadınlar üzerine çalışmalar yapıyor.

Coşkun'un yaptığı araştırma göre Uganda'dan Türkiye'ye göçte kadınlar önemli bir yer tutuyor: "Çoğu aile içi şiddet, boşanma ya da çocuk bakımı gibi toplumsal cinsiyete dayalı sebeplerle Türkiye'ye gelen Ugandalı kadınlar, kağıtsız ve güvencesiz şekilde çalışmak zorunda kalıyorlar."

Çoşkun, bu şiddetin tesadüf olmadığını vurguluyor: "Ev işçisi, ucuz fabrika işçileri olarak ya da seks satarak toplumsal cinsiyete dayalı işlerinde güvencesiz olarak çalışmak zorunda kalan çoğu göçmen kadın, insanlık dışı koşullarda ağır sömürüye ve sistematik cinsel tacize uğruyor. Bir kısmı ise göç etmek için aldıkları borçlar ve ailelerinden gelen ekonomik baskı sonucu seks satmaya zorlanıyor."

Bu kadınların yasal statüleri olmadığı için, çalışma alanlarında ve günlük hayatta sistematik cinsel ve fiziksel şiddete uğradıklarına işaret ediliyor.

Çoşkun, Ugandalı kadınların Türkiye'ye birkaç yıl çalışıp para biriktirmek üzere geldiğini ve Uganda'nın uzaklığı ile vize masraflarının fazlalığından dolayı bu gelişlerin genellikle tek giriş, kağıtsız kalış ve ceza ödeyerek çıkış şeklinde olduğunu söylüyor.

İlgili Konular