Türkiye'de darbe girişimi sonrası tasfiyeler toplumu sarsıyor

Gülen karşıtı eylem Telif hakkı Reuters

Beyaz mermerin üzerinde, darbe girişiminin ardından kaldırılan Fatih Üniversitesi yazısından arda kalan harf silüetleri seçilebiliyor.

Öğrenciler kapalı kapıların önünde, gittikleri üniversitelerinin şimdi bir "terör kurumu" olarak ilan edildiğini öğreniyor.

Fatih Üniversitesi, 15 Temmuz'dan bu yana hükümetin darbe girişimini planlamakla suçladığı Fethullah Gülen'e bağlı olduğu gerekçesiyle kapatılan 15 üniversiteden biri.

Gülen hareketi 1980'li yıllardan bu yana Türkiye ve dünyanın 140 ülkesinde okul ve üniversiteler açtı.

Şimdi Gülen'le ya da darbe girişimiyle bağları bulunmakla suçlanan herkes Türkiye'nin modern tarihinin en büyük tasfiye operasyonu kapsamında hedefleniyor.

Emniyette operasyon: 12 bin 801 polis görevden alındı

OHAL 3 ay daha uzatıldı

'Baklava ustası da sorgulandı'

Gazetecilerden pilotlara, polisten yargıçlara, öğretmenlerden askerlere kadar 100 bin kişi ya görevden uzaklaştırıldı ya da açığa alındı. 70 bin kişi gözaltına alındı ve 32 bin kişi de tutuklandı. Ülkenin en ünlü baklava ustası bile sorguya alındı. Tasfiyenin derinliği sarsıcı.

Nilüfer Demircioğlu Fatih Üniversitesi kapatıldığında kimya bölümü son sınıf öğrencisiydi. Üniversitenin 14 bin öğrencisinden bazıları evlerinden uzakta başka üniversitelere gönderilirken Demircioğlu yoğun bürokrasi nedeniyle derslerini tamamlayıp bir işe girip giremeyeceğini öğrenmeyi bekliyor.

Demircioğlu, "Fethullah Gülen'in takipçisi hiç olmadım. Buraya girdim, çünkü bana burs verilmişti ve evime yakındı. Siyasi liderlerimiz buraya gelip üniversitenin tanıtımını yapıyordu. Şimdi mezun olmama engel oluyorlar" diyor.

Image caption Nilüfer Demircioğlu kimya bölümünü tamamlayıp mezun olmak istiyor.

Üniversitesi yüzünden Gülenci olarak yaftalanmaktan korkup korkmadığını soruyorum.

"Diplomalarında bu üniversitenin ismi olan herkes iş bulamamaktan korkuyor. Eski mezunlar işten atıldı" diyor Demircioğlu.

İki İslamcı grup Gülen hareketi ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP, laik ülkenin anayasasını yeniden biçimlendirmek için bir dönem çok yakın işbirliği içindelerdi.

Ancak 2013 yılında büyük bir anlaşmazlığa düştüler. 17-25 Aralık soruşturmaları sürecinde polis ve istihbarat içindeki Gülen takipçileri Erdoğan ve yakın çevresinin yolsuzluğa bulaştığı izlenimi yaratan bazı telefon kayıtlarını sızdırmakla suçlandı.

Darbe girişiminin ardından tutuklananlar, iktidarda olanların Gülen'in etkisini kendi amaçları için kullanırken asla şikayet etmediklerini söylüyor.

Ancak tasfiyeler "Gülenciliklerinden" kuşku duyulanların ötesine geçti.

Darbe girişimi sonrası OHAL'de çıkarılan kararnameler "terörist grupları" desteklemekle suçlanan herkesi hedefliyor.

AB Türkiye vatandaşlarına Avrupa vizesiz seyahat olasılığının önünün açılması için bu yasaların daraltılması gerektiği konusunda ısrar ediyor.

'Gülen hareketi savunduğumuz her şeyin karşısında'

Türkiye devleti, PKK ile çatışmaların sona ermesi için imza atan ve Kürt kentlerinde hükümeti "katliam yapmakla" suçlayan 1100 akademisyeni hedef aldı.

Kocaeli Üniversitesi'nde sosyoloji profesörü Derya Keskin devlet memurluğundan ihraç edilen akademisyenlerden biri.

Image caption Kocaeli Üniversitesi'nde sosyoloji profesörü Derya Keskin barış bildirisine imza attığı için görevinden alınmış.

Keskin "Gülen hareketi demokrasi, adalet, laiklik ve barış gibi savunduğumuz her şeyin karşısında. Ama barış bildirisini imzaladığımızdan beri üniversite yönetimi bizden kurtulmak istiyor. Eğer ifade ve düşünce özgürlüğü olmazsa, bilim ve demokrasi de olamaz. Hükümet onlara biat etmeyen herkesten kurtulmak istiyor" dedi.

'Tutuklamaları devam ettirmek doğru'

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise tasfiyeleri savunarak Türkiye'nin "terör örgütlerinin uzantılarını temizlemek için zaman ihtiyacı olduğunu" söyledi.

Ama Erdoğan bazı masum insanların da haksız yere tutuklanmış olabileceğini kabul ediyor. Başbakan Binali Yıldırım haksız yere suçlandığını iddia edenler için kriz merkezleri kurulacağını açıkladı.

Hükümete yakın düşünce kuruluşu SETA'tan Enes Bayraklı, "Tutuklamalar ve görevden almaları sürdürmek kesinlikle doğru" diyor.

Bayraklı, "Bazı hatalar olabilir ama bunları düzeltmek için mekanizmalar bulunabilir. Türkiye'nin karşısındaki tehdidi iyi anlamalyız" dedi.

'1 dolarlık banknotlar'

Telif hakkı AFP
Image caption Ankara'da akademisyenlerin işten çıkarılması protesto edilmişti.

Gülen cemaatiyle bağı olduğu düşünülen her kurum dikkatle inceleniyor. Gülen bağlantısı bulunan Bank Asya'daki hesaplar da buna dahil.

Hükümet Gülen cemaatine desteği temsil ettiğini savunduğu 1 dolarlık banknotları taşımak gibi tuhaf bağlantılar da kurabiliyor.

"Gülen" etiketi yaygın bir biçimde kullanılıyor.

Erdoğan hakkında bir haber yazdığım için hükümet yanlısı köşe yazarı Mehmet Barlas tarafından ben bile "Gülenci ve Pensilvanya'ya yakın olmakla" suçlandım.

Enes Bayraklı bir cadı avı başlatıldığı iddialarını reddetti.

Bayraklı, "Bir terör örgütünün tek bir boyutu yoktur. Silahlı kısmı olduğu gibi propaganda bölümü de vardır. Onu yok etmek için tüm bu konuları ele almanız gerekir" dedi.

Terörizm suçlamaları Ağustos ayının ortasından bu yana hapiste olan ödüllü yazar Aslı Erdoğan gibi yazarlara da uzanıyor.

Erdoğan, yayın danışma kurulunda bulunduğu Özgür Gündem'deki yazıları nedeniyle tutuklanmıştı. Şeker hastası olan Erdoğan gözaltında yaşadığı kötü muameleden şikayet ediyor.

Telif hakkı AFP
Image caption Özgür Gündem gazetesinin Ağustos ayında kapatılmasının ardından protesto gösterileri düzenlenmişti.

Erdoğan'ın avukatı Erdal Doğan, "Aslı Erdoğan'ın tutukluyarak entellektüellere Kürt meselesini ele almamaları ya da hükümetin güvenlik önlemlerini eleştirmemeleri uyarısında bulunuyorlar. Hükümet darbeyi muhalifleri susturmak için kullanıyor. Bu yasal çerçevede açıklanamaz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise "terör" tehdidini bitirmek için OHAL'in bir yıl daha uzatılabileceğini söyledi. Darbe girişminden bu yana aralarında IMC TV'nin de olduğu 130 medya kuruluşu kapatıldı.

Yetkililer hapsihanelerdeki 38 bin tutukluyu salarak yeni tutuklulara yer açmaya başladı.

Türk toplumu son yılların en dramatik düzenlemelerinden geçiyor.

Cesaret bulmuş hükümetin elinde tam yetki var ve bunu bırakacağına yönelik en ufak bir işaret de görünmüyor.

İlgili haberler