Oda TV davasında Ahmet Şık'tan '1984 romanı' benzetmesi

Ahmet Şık Telif hakkı Getty Images
Image caption Ahmet Şık, 2014'teki bir gösteri sırasında.

Türkiye'de 14 gazeteci ve yazarın yargılandığı, altı yıldır süren Odatv davası bugün sanıkların savunmasının alınmasının ardından 12 Nisan'a ertelendi.

Milletvekilleri, sivil toplum örgütü temsilcileri ve gazetecilerin takip ettiği duruşmada Ahmet Şık da başka bir davada tutuklu olarak bulunduğu Silivri Cezaevi'nden getirildi.

Gazeteci Şık, Aralık ayının sonunda "PKK ve FETÖ/PDY propagandası" yapmak suçlamasıyla evinden gözaltına alınmış ve çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanmıştı.

Şık altı yıl önce, bugün 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında bulunmakla suçlanan Gülen yapılanmasıyla bağları olduğu iddiasıyla haklarında yakalama kararı bulunan savcı Zekeriya Öz'ün başlattığı soruşturma kapsamında tutuklanmıştı.

Ahmet Şık bu duruşmadaki savunmasında bu duruma dikkat çekti ve geçtiğimiz günlerde tutuklanan, Odatv davasının eski hakimi Mehmet Ekinci'den ve davanın savcısı Zekeriya Öz'den bahsettiği savunmasında, Ekinci için, "Bizleri 'yargılıyormuş' gibi yapan mahkeme heyetinin başkanıydı. Her duruşmamızda 'kaçma şüphesi' gerekçesiyle hapisliğimizin süresini uzatan kararların altında hakim olarak imzası bulunuyordu. İşte o Mehmet Ekinci, kendisi sanık olunca kaçıverdi. Yakın zamana dek firariydi. Yakalandı. Hapse götürülürken 'her alçağın son sığınağı vatanseverlikti' sözünü doğrularcasına ne kadar 'vatansever' olduğunu haykırıyordu" dedi.

Telif hakkı REWHAT ARSLAN
Image caption Ahmet Şık'ın savunması sırasında çizilen skeç.

Türkiye'nin bir gariplikler ve absürdlükler ülkesi olduğunu söyleyen Şık, "Öyle ki, yıllar öncesinde yazdığı 1984 adlı eserinde günümüz Türkiyesini anlatmış olduğu benzetmesi sıklıkla yapılan George Orwell mezarında ters dönmüşse haklıdır" diyerek başladığı savunmasını, geçen duruşmada verilen mütalaanın niteliğini eleştirerek sürdürdü.

Şık, "Mütalaa hakkımda beraat istese de siyasallığını ortadan kaldırmıyor. Mütalaa göstermiyor, anlatmıyor, açıklamıyor. Sadece susuyor. Beraat istiyor ama gizliyor. Gülen Cemaati'nin adını anmayan, suç ortağı AKP'yi anlatmayan, Fethullah Gülen ve Recep Tayyip Erdoğan'ın rollerini gizleyen bir mütalaa. Bu haliyle tıpkı iddianamenin kendisi gibi gerçeklere karşı işlenmiş bir suç oluyor. Böyle mütalaa olmaz" dedi.

Şık savunmasını, "Her kim olursanız olun, gücünü gerçeklerden alan bir fikirle savaşamazsınız. Savaştığınızı sanıyorsanız; bilin ki kazanamazsınız. Yine kaybedeceksiniz" diyerek bitirdi.

Telif hakkı REWHAT ARSLAN
Image caption Ahmet Şık'ın savunması dinleniyor.

Barış Pehlivan: Af ya da özür dileyecek bir habere imza atmadım

Davanın sanıklarından gazeteci Barış Pehlivan ise savunmasında, Odatv davasının sanıklarından ve henüz ilk duruşmayı beklerken Silivri'de hayatını kaybeden Kaşif Kozinoğlu'nu hatırlatarak başladığı savunmasında, "Kozinoğlu bugün burada yoksa, Cemaat'in polislerinden savcılarına, hakimlerinden bilirkişilerine, cezaevi müdürlerinden doktorlarına kadar herkes sorumludur" dedi.

Pehlivan sözlerini, "Son sözüm: neyse ki, Rab'den ve milletten af ya da özür dileyecek bir habere imza atmadım" diye bitirdi.

Gazeteci Barış Terkoğlu ise, davanın altı yıllık seyrinde değişen savcı ve hakimlere dikkat çekerek, "Teşbihte hata olmaz, biz bu mahkemenin eski müşterisiyiz" dedi.

Terkoğlu, "Son dönemdeyse sizin de malumunuz olan gelişmeler nedeniyle davetli olmadığımız bir toplantıya gelir gibi geldik. Zira bir gördüğümüz savcıyı bir daha göremez olduk, hakimlerimiz sabun gibi elimizden kaydı, mahkemelerin adı bile değişti. Bir biz kaldık" diyerek savunmasını sürdürdü.

Soner Yalçın: Gazetecilerin evi Vezüv'ün yanındadır

Odatv'nin imtiyaz sahibi Soner Yalçın ise "gerçeğe aşkla bağlı gazeteci, evini, yanardağı Vezüv'ün eteklerine yapmış kişidir" dediği savunmasında, "Gazetecinin kendini iktidarlara beğendirme sorumluluğu ve zorunluluğu yoktur. Olamaz. Olursa o ülkede basın özgürlüğünden bahsedilemez" dedi.

Yalçın Küçük ise daha önceki duruşmalarda pek çok kez ifade ettiği gibi "ben suçum" dedi ve yıllardır pek çok yazarı kendisinin yetiştirdiğini, pek çok kez yargılandığını, MİT tarafından takip edildiğini belirtti.

Küçük de, diğer sanıklar gibi kendisini bu davada yargılayan "hakimlerin nerede olduğunu" sordu.

Nedim Şener: Yargılanmamın sebebi Hrant Dink cinayetiyle ilgili yazdıklarım

Nedim Şener, tutuklandığı zamandan bu yana, kendine yöneltilen ithamları ve yanıtlarını anlattıktan sonra, Odatv davasında yargılanan gazetecilerin hepsinin "ülkesini çok seven kişiler" olduğunu vurguladı. "Burada savunma yapacağım anlaşılınca dosyaya yeniden baktım. Gerçekten ilk yaptığım savunmadan başka söyleyecek hiçbir şey bulamadım" dedi.

Kendisinin bu davaya dahil edilmesinin nedeninin ise Hrant Dink cinayeti ile ilgili yazdığı kitapta "FETÖ" olarak nitelediği Gülen grubu üyesi olduğu iddia edilen kamu görevlilerinin ihmalini yazması olduğunu söyledi.

Gazetecilerden destek eylemi

Gazeteciler ise özellikle Ahmet Şık'ın tutukluluğuna dikkat çekmek için dava öncesinde bir eylem düzenlediler. Cumhuriyet gazetesinin tutuklu yazar, çizer ve avukatlarının ve Tunca Ögreten gibi diğer davalardan tutuklu gazetecilerin resimlerini taşıdılar.

Basın açıklamasını okuyan Cumhuriyet gazetesi yazarı Özgür Mumcu, "İktidar bunları 15 Temmuz darbesini gerçekleştirenlerin FETÖ ile mücadele yaptığını söylüyor. Peki, FETÖ dediği cemaatin ipliğini pazara çıkaran Ahmet Şık nerede?" diye sordu.

CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Mahmut Tanal, İlhan Cihaner, HDP milletvekili Hüda Kaya duruşmayı takip etmek ve destek için gelen vekiller arasındaydı.

14 Şubat 2011 tarihinde gazetecilerin evlerine düzenlenen baskınlarla başlayan Odatv soruşturması altı yıllık süreçte çok kere hakim ve savcı değiştirdi. Bu arada gazetecilerin bir kısmı bir yıl bir kısmı daha fazla hapis yattıktan sonra tek tek tahliye edildiler.

İlgili Konular

İlgili haberler