Akademisyenleri ihraç eden üniversitelerin rektörleri anlatıyor

Ankara Üniversitesi önünde protesto Telif hakkı Getty Images
Image caption Ankara Üniversitesi önünde protesto

Yüksek Öğretim Kurulu'nun (YÖK) akademisyen ihraçları konusunda üniversite yönetimlerini işaret eden açıklamasının ardından, Başbakan Binali Yıldırım dün Ankara'da televizyon, gazete ve haber ajanslarının genel yayın yönetmenlerine ''Maalesef bazı yöneticiler geçmiş hesaplarını görüyor'' dedi.

Üniversite rektörleri konuyla ilgili BBC Türkçe'nin sorularını yanıtladı.

Son Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile üniversitelerde yapılan akademisyen ihraçlarından sonra özellikle İstanbul, İzmir ve Ankara'daki üniversitelerde ihraçlara karşı protestolar sürüyor.

İstanbul, Ege, Ankara, Galatasaray, Koç ve Boğaziçi Üniversitesi gibi Türkiye'nin en köklü üniversitelerinde öğrenciler ve meslektaşları atılan diğer akademisyenler, OHAL'de sayısı 5 bine ulaşan akademisyen ihraçlarına tepki gösteriyor.

İhraçlara tepki gösteren öğrencilerin üniversiteleri ve hocaları farklı olsa da taşıdıkları döviz aynı: "Hocama Dokunma"

YÖK ise ihraç edilecek akademisyenlerin üniversiteler tarafından belirlendiğini açıklayarak, 6 aydır netlik kazanmayan 'ihraç listelerinin nasıl hazırlandığı' tartışmasında üniversite yönetimlerini işaret etti.

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan rektörler, akademisyenlerin ihracına karar verirken 'ilgili istihbarat birimleriyle' ortak çalışma yürütüldüğünü söylüyor.

Rektörler ayrıca ihraç listelerine 'Bu suça ortak olmayacağız' bildirisine imza atan Barış İçin Akademisyenlerin eklendiğini söylüyor.

Telif hakkı Getty Images
Image caption Polis bir protestocuyu gözaltına alıyor

Nitekim üniversitesi tarafından OHAL'den önce işten atılan imzacılar dışında, 312 imzacı akademisyen KHK'larla ihraç edildi.

İmzacı akademisyenleri KHK ile ihraç eden üniversitelerin başında, Ankara Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi geliyor.

'Yaptığımız değerlendirmeler şeffaf'

88 ihraçla Ankara Üniversitesi, en fazla imzacı akademisyeni ihraç eden üniversite oldu. Ankara Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş ise, danışmanları aracılığıyla ilettiğimiz röportaj taleplerimize yanıt vermedi.

YÖK'ün ihraçları belirlemede üniversiteleri işaret ettiğini hatırlattığımız Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Hoşcoşkun, "YÖK'e karşı olarak herhangi bir açıklama yapmam söz konusu değil" dedi.

219 akademisyenin ihraç edildiği Gazi Üniversitesi'nde, rektör Prof. Dr. İbrahim Uslan ise "Yaptığımız değerlendirmelerin sonuna kadar şeffaf olduğunu düşünüyoruz" diyor.

Uslan, Gazi Üniversitesi'nde üç imzacı akademisyenin dışında ihraç edilen diğer akademisyenlerin, Fethullah Gülen cemaatiyle ilişkilerinin tespiti noktasında 'hükümet tarafından sıralanan' kriterlerin geçerli olduğunu söylüyor:

"Elbette ki bu süreç komisyonlar ile yürüyor. Elbette itiraz başvuruları yapanlar da oluyor ve bu başvurular farklı komisyonlar tarafından değerlendiriliyor. Yine KHK ile iki kişinin iadesi yapıldı mesela."

130'dan fazla akademisyenin ihraç edildiği Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kemal Çelebi ise, kamuoyunun akademisyenlerin ihraçlarına yönelik rektörlerden açıklama beklentisi olduğunu kabul etmekle birlikte, "FETÖ'yle ilgili atılanlardan ziyade, bildiriye imza atıp atılanlardan sonra bu konu daha çok gündeme geldi. Fakat zaten Celal Bayar'da o kapsamda olan yok" açıklamasını yapmakla yetindi.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Gönen, üniversiteden yaklaşık 70 akademisyenin ihraç edildiğini fakat "bu konuda özellikle BBC Türkçe'ye görüş vermek istemediğini" belirtti.

Marmara Üniversite rektörü: Karar tamamen bize ait

Protestoların hala devam ettiği Marmara Üniversitesi'nde, 7 Şubat'ta ihraç edilen ve tamamı imzacı olan 23 akademisyenlerle birlikte OHAL'de çıkarılan KHK'larla 80'den fazla akademisyen ihraç edildi.

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Arat ile, üniversiteden ihraç edilen akademisyenlerin nasıl belirlendiğini ve değerlendirme sürecinin detaylarını konuştuk.

Arat, imzacı hocaları ihraç etme konusunda tüm inisiyatifin Marmara Üniversitesi'nde olduğunu ve bu konuda rektörlüğün üzerinde herhangi bir baskı olmadığını vurguluyor ve "karar tamamen bize ait" diyor.

Cihazınızda ses/video gösterim programı bulunamadı
Marmara Üniversitesi'nde 13 Şubat günü akademisyenlerin ihraç edilmesini protesto edenlere başka bir grup şişelerle saldırdı.

KHK'larla akademisyen ihraçları başladığından beri, rektörler kamuoyunda "imzacı akademisyenleri görevden atarak hükümetin ve YÖK'ün gözüne girme" yarışında olmakla suçlanıyor.

Bu suçlamaları ve imzacı akademisyenlerini ihraç etmeyen üniversitelerin de olduğunu hatırlattığımız Arat ise, "Öyle bir gayret içinde olduğumuzu söylemek bence çok yanlış olur. Biz tamamen hukuki süreç içinde bunu değerlendirdik. Diğer üniversitelerin aldığı kararlar kendilerini bağlar" diyor.

Arat ayrıca Marmara'daki imzacı akademisyenlere ihraç edilmemeleri için bildiriden imzalarını çekmelerini söylediklerini ama hiçbir akademisyenin imzasını geri çekmediğini söylüyor.

'Bildiri metninin kendisi bir kriterdi'

Arat'ın aktardıklarına göre, Marmara Üniversitesi bünyesinde Fethullah Gülen yapılanmasıyla ilişiği olanlar ve Barış İçin Akademisyenler bildirisine imza atan akademisyenler için olmak üzere üniversitede iki farklı inceleme komisyonu kuruldu.

Arat, esas olarak Barış İçin Akademisyenler bildirisine imza atan akademisyenlerin ihraç edildiğini ve bildiri metninin değerlendirmede tek kriter olduğunu söylüyor:

"Marmara Üniversitesi olarak imzacı olan arkadaşları listeden seçtik. Yani isim belirlemek için özel bir çaba gösterilmedi. Listede adları açıkça var zaten.

"Bu kişiler için hepsi hukuk profesörlerinden oluşan beş kişilik bir soruşturma kurulu oluşturduk. İmzacıların savunmaları alındı. Kurulun yaptığı soruşturma sonucu karar verildi ve biz de isimleri YÖK'e ilettik.

"Sonuçta ortada bir metin var ve o metin uzman hukukçularımız tarafından içinde suç unsuru olup olmadığı hususunda değerlendirildi. Burada metnin kendisi bir kriterdir. Hukukçu olmadığım için daha detaylı açıklayamam."

Telif hakkı DHA
Image caption İstanbul Üniversitesi'nde protesto

Arat, ilk KHK'larla ihraç edilen 60 akademisyenin ise Fethullah Gülen yapılanmasıyla ilişkili oldukları gerekçesiyle ihraç edildiklerini anlatıyor:

"FETÖ'den dolayı ihraç edilenler için de yine hukukçulardan oluşan farklı bir komisyon kurulmuştu. Bu ihraçlarda kriterler; Bylock kullanımı, Bank Asya havaleleri, cemaatin şirketleriyle bağlantısı olma, cemaatin okullarına çocuklarını gönderme gibi objektif kriterlerdi. Akademisyelere ait bu bilgiler ilgili istihbarat birimlerinden bize aktarıldı."

'Hükümetimiz nasıl takdir ederse öyle olur'

İhraç edilen akademisyenler, akademik niteliklerinin dört duvarla sınırlı olmadığını ama 'hukukun işlediği' birgün üniversitelere geri döneceklerini söylüyor.

Arat'a göre, akademisyenlerin geri dönüp dönemeyeceklerine karar verme yetkisi üniversitelerde değil:

"Akademisyenler hükümetimizin aldığı KHK kararı ile ihraç edildiler. Bu tamamen onların inisiyatifinde. Hükümetimiz bu konuda nasıl takdir ederse öyle olur."

Arat, üniversite bünyesinde imzacı akademisyenlerin ihraçlarına itirazları için henüz bir başvuru sistemi kurulmadığını anlatıyor:

"Bu hususta disiplin amirimiz YÖK'ün bu noktadaki tavsiyelerini bekliyoruz. Biz kendi başımıza karar veremeyiz. Olay artık bizden çıktı. Burada hükümetimiz ve YÖK'ün çizeceği yol haritasına göre hareket edeceğiz."

İstanbul Üniversitesi: İşlemler KHK kapsamında yürütüldü

OHAL'de 192 akademisyenin ihraç edildiği İstanbul Üniversitesi'nde de geçen hafta öğrenciler akademide yaşanan ihraçları Beyazıt ana kapısında protesto etti ve altı öğrenci gözaltına alındı.

İstanbul Üniversitesi'nde de öğrenciler, akademisyenlerin sadece muhalif oldukları icin işlerinden atılarak üniversitelerin niteliksizleştirildiğini savunuyor.

Telif hakkı Getty Images

Sorularımızı yazılı olarak ilettiğimiz İstanbul Üniversitesi Rektörü Mahmut Ak, bu eleştilere yönelik herhangi bir değerlendirme yapmazken, ihraç işlemlerinin KHK kapsamında yürüdüğünü söyledi:

"667 sayılı KHK'nın ilgili maddelerince 'terör örgütlerine veya MGK'ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara' üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu personelinin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. İstanbul Üniversitesi olarak ilgili kurumlarla gerekli işbirliği yapılarak KHK kapsamında işlemler yürütülmüştür."

İlgili Konular

İlgili haberler