Turabidin'de bir köy papazı
Cihazınızda ses/video gösterim programı bulunamadı

Göç eden bir halk, unutulan bir dil: Süryaniler miraslarını korumaya çalışıyor

Haber ve video: Hatice Kamer

Bethkustan (Alagöz), Türkiye'deki az sayıdaki Süryani köyünden biri.

7. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen Süryani Patriği Mor Gabriel'in doğduğu bu köy, Mardin'in Midyat ilçesine 15 kilometre uzakta.

Kendine özgü taş evleriyle oldukça güzel ve temiz olan bu 15 hanelik küçük köyde, yaklaşık 150 Süryani yaşıyor.

Patrik Mor Gabriel dışında, Midyat sınırları içinde yer alan Mor Gabriel Manastırı'nın şimdiki Metropoliti Samuel Aktaş ve Kırklar Kilisesi rahiplerinden Gabriel Akyüz de bu köyde doğup büyüyen diğer Süryani din adamlarından.

Bu köyde doğup büyüyen bir diğer din adamı köyün papazı olan Gabriel Aktaş. Ancak o, Süryani din kitaplarını el yazısıyla yenilemesi ile biliniyor.

Papaz Gabriel, bu özelliğinin bir ihtiyaçtan doğduğunu söylüyor.

Köydeki Mor Eliyo Kilisesi'ndeki dini kitaplar çok eskiyip yıprandığı için, 4 dua kitabının birer kopyasını elle yazmaya karar vermiş.

Çocukluğundan beri yazı yazmayı sevdiğini anlatan Aktaş, daha önce birçok duayı da sayfalara yazıp çoğalttığını belirtiyor.

Sayfa sayısı 1000'i bulan 4 büyük dua kitabını elle yazmak ise kendisi için farklı bir deneyimin başlangıcı olmuş.

Yaklaşık 5 yıl boyunca emek verdiği kitapların yazımı tamamlanınca, kopyaları matbaada çoğaltılarak, İstanbul başta olmak üzere birçok Süryani Kilisesi'ne gönderilmiş.

Eşini 15 yıl önce kaybetmiş, şu an küçük oğlu Daniel ve ailesi ile birlikte köyde yaşıyor.

Telif hakkı Hatice Kamer

Köy sakinlerinin temel geçim kaynağı çiftçilik ve hayvancılık. Yaşlı nüfusun ağırlıkta olduğu köyde gençler, gümüş ve kuyumculuk gibi el sanatları yapmak üzere Midyat'ta kalmayı tercih ediyor.

1965'e kadar 130 hanenin bulunduğu köyden, 1970'lerin başından itibaren Avrupa'ya göç başlamış.

Gabriel Aktaş, "Hem artan baskılar, hem yaşam koşulları ve yoksulluk insanları Avrupa'ya gitmeye zorladı. Benim ailemden de çok giden oldu. Dört kardeşiz, ikisi gitti, köy halkı gitti ama biz köyü bırakmadık, ben hiç gitmek istemedim" diyor.

Çocukken köylerinde papaz olmadığı için de komşu İzbırak (Zaz) Köyü'nün papazı iki yıl boyunca gelip köydeki çocuklara dini eğitim vermiş, Gabriel Aktaş da Süryanice okuma yazmayı o zaman öğrenmiş.

Şimdi o da papazı olmayan komşu köye, Antılar'a giderek köydeki Meryem Ana Kilisesi'nin ayinlerini düzenliyor.

1966'da o 19 yaşındayken, köylerinde okul açılmış. Bölgedeki birçok erkek gibi o da Türkçe konuşmayı, okuma yazmayı askerlikte öğrenmiş:

"Eskiden çok baskı vardı üzerimizde, askerlikte de Hristiyan olduğum için çok baskı gördüm ama şimdi öyle değil."

Telif hakkı Hatice Kamer

Gabriel Aktaş, 2009'da restore ettikleri köyün kilisesinde yaz tatilinde çocuklara Süryanice okuma ve yazmayı da kendisi öğretiyor. Zaman zaman manastırdan gelen eğitmenlerin bu konuda yardımcı olduğunu söylüyor.

Köyün nüfusu azaldıkça, öğrenci sayısı da dokuza düşmüş, Papaz Gabriel, 51 yıldır aralıksız eğitim verilen okulun kapatılacağını söylüyor ve bu duruma çok üzüldüklerini belirtiyor.

Her biri 1000 sayfayı aşan 4 büyük kitabı elle yazdıktan sonra gözlerinde sorun yaşamaya başlamış Gabriel.

5 yıldır tedavi oluyor. Gözünü kaybetme endişesiyle yazma faaliyetlerine zorunlu olarak bırakmış. Arada sayfalara dualar yazsa da artık büyük cilt dua kitaplarını el yazısıyla çoğaltmaktan vazgeçmek zorunda kalmış.

Kilisenin bahçesindeki salonda köydeki çocuklara Süryanice okuma yazma dersleri de veriliyor. Gabriel, sınıf gibi kullanılan bu salonda, çalışma masasında dua kitaplarından bir dua yazıyor.

Satırları belirginleştirmek için yıllar önce eliyle hazırlamış olduğu tahta kalıbı getiriyor. Yirmi sıra ip gerilmiş bu kalıbı duayı yazacağı sayfanın altına koyuyor.

İncil'i de yazmak istemiş

Gabriel Aktaş daha sonra başparmağına doladığı beyaz temiz bir bez ile iplerin üzerinden geçerek satırları belirginleştiriyor. Böylece sayfa kirlenmeden, yazıya hazır hale getiriliyor.

Yazacağı her sayfaya bu işlemi yapan Gabriel, her boy kitap için farklı satır kalıpları hazırladıklarını, bu metodu eski papazlardan öğrendiğini söylüyor.

Teknolojinin ilerlemesiyle elle yazma tekniğinin ortadan kalktığını üzülerek anlatıyor:

"Bilgisayarlar çıktıktan sonra yazmak kolaylaştı, ama el yazması çok başka bir şey, çok değerlidir, antika oluyor. Daktilo ve bilgisayarda yazılan eserlerin değeri yoktur, kıymetli değil."

5 yıl boyunca her gün saatlerce elle yazmış dua kitaplarının kopyalarını. Fiziksel olarak da zorlamış yazma işi ama yazmaktan vazgeçmemiş.

İncil'i de elle yazmayı çok istemiş ama gözleri bozulunca yazma aşkından vazgeçmek zorunda kalmış:

"Türkiye'de dini kitapları elle yazacak insan vardır elbet ama sabır işi. Şu an yazan kimse yok, varsa da ben bilmiyorum. Bunun için çocukluğundan itibaren eğitilmek gerek, sevmek gerek."

Aktaş: Süryani cemaatinin bağışlarıyla kilise onarıldı

Gabriel Aktaş, 2 yıl önce onarımı biten kiliseyi gezdiriyor bize. M.S. 343 yılında inşa edilen Mor Eliyo Kilisesi de adını bir azizden alıyor.

Aktaş, "Kilise onarılmadan önce bir ibadethaneye yakışmayacak derecede kötü durumdaydı. Beş yıl önce Süryani cemaatinin bağışlarıyla onarmaya başladık" diyor.

Restorasyondan ziyade kilise yeniden inşa edilmiş demek daha doğru olacak. Çünkü eski kiliseden geriye kalan tek orijinal parça tarihçenin yazılı olduğu taş yazıt.

Duvara monte edilen yazıtın orijinal yazılar da üzerinden geçilen siyah boya ile belirginleştirilmeye çalışılmış.

Onarım işlemleri için resmi kurumlara yaptıkları başvurular sonucunda sadece 100 torba çimento yardımı aldıklarını söylüyor.

Telif hakkı Hatice Kamer

Bethkustan köyü de Süryanilerin Turabidin bölgesi olarak adlandırdığı sınırlar içinde.

Turabidin, hayatlarını dine, ibadete adayan, 'abid' denilen Hristiyan din alimlerinin ibadet ettiği kutsal yer anlamına geliyor. Mardin il sınırlarından başlayıp Şırnak'ın Cizre ve İdil ilçelerine, Batman'ın Gercüş ve Hasankeyf ilçeleri Turabidin sınırları içinde kabul ediliyor.

Bu sınırlar içinde yüzlerce yıl önce yapılmış Hristiyanlara ait onlarca kilise ve ibadethane mevcut.

Büyükşehir Belediyesi Kanunu çıktıktan sonra bu köy de mahalle oldu.

"Turabidin'de Süryani cemaatine ait birçok arazi, mülk, hazineye devredildi" diyor Gabriel Aktaş. Hukuki süreçten haberdar olmasa da Süryanilere ait arazilerin, ibadethane ve mülklerin Hazine'ye devredilmiş olmasına üzülüyor.

Kopyasını eliyle yazdığı dua kitapların birinden bir bölüm okuduktan sonra misafirperver Aktaş ailesiyle vedalaşıp köyden ayrılıyoruz.

Bu görüşmeden sonra hazineye devredilen Süryani Vakfı'na ait birçok ibadethane ve taşınmazın Diyanet'e devredildiği öğrenildi.

Bethkustan Köyü'nün iki mezarlığı da Mardin Büyükşehir Belediyesi'ne devredilen taşınmazlar arasında.

Hazineye geçen Süryani ibadethaneleri ne olacak?

BBC Türkçe'ye konuşan Mor Gabriel Manastırı Vakfı Başkanı Kuryakos Ergün, Süryani Cemaati'ne ait binlerce yıllık ibadethane, mezarlık ve birçok mülkün, Büyükşehir Belediye Yasası'nın çıkartılması ile Hazine'ye devredildiğini, kullanım hakkının da Diyanet'e devredildiğinin açığa çıktığını söyledi.

Büyükşehirlerle ilgili 6 Aralık 2012 tarihinde yapılan yasal düzenlemeyle 14 büyükşehir ve 27 ilçe kuruldu.

30 Mart 2014 tarihinde yapılan yerel seçimlerle yürürlüğe giren kanunla büyükşehirlerin mülki ve idari sınırları genişletildi.

Büyükşehir sınırlarına giren köy ve beldeler tüzel kişiliklerini kaybedip, mahalle statüsüne geçti. Valilikler bünyesinde köy ve beldelere ait mallar ise valilikler bünyesinde kurulan Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu tarafından farklı devlet kurumlarına tasfiye edildi.

Kuryakos Ergün, vakıf yetkililerinin geçen sene mülklerin tapu kayıtlarını incelerken tesadüfen bu durumun farkına vardıklarını söylüyor:

"Kilise ve manastırlar hazineye geçmiş, mezarlıklar büyükşehir belediyesine, bağ, bahçe ve taşınmazlar da ilçe belediyelerine kaydedilmiş."

'Yüzyıllardır Süryanilerin olan malların iadesini istiyoruz'

Ergün, 2008 yılından önce azınlıkların ve azınlık vakıflarının mülk edinme hakkının olmadığını, 2008'den sonra yapılan kadastro çalışmalarıyla bu durum değiştiğini belirtiyor.

"2008'den sonra kilise arazileri, taşınmazlar vakıf üzerine kaydedilmeye başlandı. Ama Büyükşehir yasasıyla köy statüsü kalkınca, 2008'deki kadastro düzenlemesinden haberi olmayan Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun bazı üyeleri Turabidin sınırlarındaki birçok taşınmazın paylaşımını, ibadethanelerin devrini Diyanet'e yapmış" dedi.

Bu duruma itiraz ettiklerini söyleyen Ergün şu bilgileri aktarıyor:

"Dün valiliğe gittik, Diyanet'e tahsis edilen mülklerin tahsisi kaldırıldı ama tapu hâlâ Hazine'ye kayıtlı. Tapuların vakfımıza tahsisi için dilekçe verdik, sonucu bekliyoruz."

Kamuoyunda yanlış anlaşılmak istemediklerini söyleyen Mor Gabriel Manastırı Vakfı Başkanı Kuryakos Ergün, "Yüzyıllardır Süryanilerin olan malların iadesini istiyoruz" diyor ve ekliyor:

"Mardin, dinlerin ve dillerin şehir olarak kabul ediliyor. Biz de dinimizin, dilimizin dikkate alınıp taşınmazlarımızın vakfımıza iade edilmesini istiyoruz, hakkımızın iadesini, hakkın yerini bulmasını istiyoruz."

Diyanete yapılan tahsis iptal edildi

Mardin Valiliği ise Çarşamba günü konuyla ilgili bir açıklama yaparak, Mardin Süryani Kadim Dayrulzahferan Manastırı ve Kiliseleri Birliği Vakfı Başkanı İliye Kırılmaz'ın Valiliğe verdiği dilekçeye istinaden Diyanete yapılan tahsisin kaldırıldığını duyurdu.

Valilikten yapılan açıklama şöyle:

"Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun esasen yol gösterici mahiyette olan 12/08/2014 ve 2014/11 sayılı kararının tüzel kişilikleri kaldırılan köylerin taşınmaz devir listesi olan Ek:A /3 ibadethane olarak belirtilmiş olup; aslında nitelikleri belli olmayan ibadethane olarak Diyanet İşleri Bakanlığı'na tahsisi yapılan taşınmazların tahsislerinin söz konusu karar hükümlerinden çıkartılmasına oy birliği/ oy çokluğu ile karar verilmiştir."

Perşembe günü yapılması planlanan farklı bir toplantıda, Maliye Bakanlığı Hazinesi'ne devredilmiş olan bu ibadethanelerin tapularının, Vakıflar Bölge Müdürlüğü'ne ya da bir başka resmi kuruluşa devrinin mümkün olup olmayacağının görüşüleceği belirtiliyor.