HDP'nin İstanbul'daki 'Vicdan ve Adalet Nöbeti'ne kısıtlama

Yoğurtçu Parkı'na alınmayan destekçiler kontrol noktalarının etrafında bekliyor Telif hakkı Fundanur Öztürk
Image caption Yoğurtçu Parkı'na alınmayan destekçiler kontrol noktalarının etrafında bekledi

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) geçen hafta Diyarbakır’da başlattığı ‘Vicdan ve Adalet’ Salı günü Kadıköy Yoğurtçu Parkı’na taşındı.

Eş genel başkanları ve milletvekillerinin serbest bırakılmasını talep edne HDP, son meclis grup toplantısını da Yoğurtçu Parkı’nda yaptı.

Ancak parkı kesen sokaklar da dahil olmak üzere yaklaşık bir kilometrelik alan, sabah saatlerinden itibaren polis bariyerleriyle çevrildi. Tüm ara sokaklara kurulan denetim noktaları ile vatandaşların bariyerlerle çevrili olan alana girişi engellendi.

Yoğurtçu Parkı’nın içerisinde kurulan alana yalnızca vekillerin, HDP il ve ilçe yöneticilerinin ve gazetecilerin girişine izin verildi.

Parka girmek ve vekillerin açıklamalarını dinlemek isteyen vatandaşlar, polis barikatlarının gerisinde bekledi.

HDP bir hafta boyunca Yoğurtçu Parkı’nda Vicdan ve Adalet Nöbeti'ni sürdüreceğini açıkladı.

BBC Türkçe’ye konuşan partk içindeki emniyet mensupları ise, nöbete vatandaşların alınmayacağını ve sadece belii sayıdaki kişinin katılımına izin verileceğini söyledi.

‘Alışık olduğumuz bir tablo’

Nöbete destek vermek için gelen ancak parka giremeyenler, Yoğurtçu Parkı’nı çevreleyen sokaklarda bekleyişlerini sürdürüyor.

Ayakta beklemekten yorulup yere serdikleri bir kartonun üzerinde oturan, çoğunluğunu kadınların oluşturduğu kalabalık bir grupla konuşuyoruz.

HDP İstanbul İl Başkanlığı’nda çalışan Müge Ataç, Vicdan ve Adalet nöbetinde görevli olmasına rağmen parka alınmadığını söylüyor ve “Çok alışık olduğumuz bir tablo, artık yadırgamıyoruz. Bir siyasi partinin seçmenleriyle biraraya gelmesinden daha doğal ne olabilir?” diye soruyor.

Telif hakkı Fundanur Öztürk
Image caption Nöbete katılmak isteyenler, "Bir siyasi partinin seçmenleriyle biraraya gelmesinden daha doğal ne olabilir?" tepkisini gösteriyor.

Hemen ardından Sultan Karasu, nöbete koyulan bu engelin kamuoyuna yanlış tesir edeceğinden endişeli olduğunu söylüyor:

“Buraya vekillerimize destek olmak için geldik ama içeri alınmıyoruz. Amed’te olduğu gibi ‘Halk arkanızda yok’ diyecekler ama barikatları kırıp giremediğimiz için şu anda orada halk görünmüyor. Aslında halk burada ve beklemeye devam ediyor.”

‘Demek ki ben senin Kürt kardeşin değilim’

Yaşça grubun en yaşlısı olan Yeter Aslan ise, bugün karşı karşıya kaldıkları engellemeyi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a yürüyerek tamamladığı Adalet Yürüyüşü ile kıyaslıyor:

“CHP’ye binlerce polis verdiler, CHP bu ülkenin vatandaşı ama biz değil miyiz? Başka şeye geldiğinde ‘Kürt kardeşlerim’ diyorlar. Bu durumda demek ki ben senin kardeşin değilim. Eğer kardeş olsaydık bu haksızlıklar yapılmazdı. Eş başkanlarımız, milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız içeride.”

Parka girişlerin engellediği sokakların hemen hepsinde benzer bir tablo karşımıza çıkıyor. İçeri alınmayan vatandaşlar, bekleyişlerini bariyerlerin ardında sürdürüyor.

Kemalbay: HDP 7 Haziran'dan beri ablukada

Bu sırada HDP’li vekillerin grup toplantısı parkın içinde sürüyor. HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, HDP’nin 7 Haziran’dan bu yana ablukada olduğunu söylüyor:

"Vicdan ve Adalet Nöbeti, öyle büyük bir korku yarattı ki, yedi gün 24 saat yürüttüğümüz nöbetimizin her saniyesi her dakikası polis ablukasında, polis barikatlarıyla, çelik bariyerlerle halktan kopartılmaya çalışıldı. İktidara seslenmek istiyoruz; neden korkuyorsunuz? Neden halkla HDP milletvekillerinin buluşmasından bu kadar korkuyorsunuz? 'Bu kadar israf yapmaya, boşu boşuna halkla partimizin buluşmasını engellemek için kuşatmaya hakkınız yoktur."

"Başlattığımız Vicdan ve Adalet Nöbetimizle birlikte mücadele edeceğiz. Bizim mücadelemiz, işçilerin, emekçilerin, kadınların, Türkiye halklarının mücadelesidir. Bizi açlıkla terbiye etmeye çalışanlara karşı ekmeğimizi bölüşerek duracağız. Ellerimizi yeni bir dünyayı kazanana kadar birleştireceğiz”

'Adaletsizlik toplumun tüm katmanlarını sindirdi'

Parkı kesen başka bir sokak başında, Gezi Parkı protestoları sırasında polisin attığı biber gazı kapsülüyle ayağından vurulan Aydın Aydoğan ile karşılaşıyoruz.

Aydoğan, “Ben adalete en çok ihtiyaç duyanlardan biriyim. Gezi olaylarında vuruldum, dört buçuk yıldır dosyamda hiçbir ilerleme kaydedilmedi. Bu adaletsizlik toplumun tüm katmanlarını sindirdi” diyor.

Telif hakkı Fundanur Öztürk
Image caption Gezi Parkı protestolarında gaz kapsülüyle ayağından yaralanan Aydın Aydoğan

Aydoğan da saatlerdir parka girmeyi denediklerini ama dışında dururken bile üç kere yer değiştirmek zorunda kaldıklarını anlatıyor:

“Şu yolların bizlere kapatılması hukuksuzdur. Az önce milletvekili Hüda Kaya geldi, onu da parka almadılar. Parkı gören bir yeşil alanda oturduk, polisler geldi ve ‘Burada oturamazsınız’ dedi. Karşısında trafiğin aktığı bir yolun kaldırımına geçtik, ‘Burası da yasak’ dedi. Üç kere yer değiştirdik ve sonunda parktan metrelerce geriye getirdiler. Burada 1 Mayıs’ta CHP’nin yaptığı bir eylem şenlik havasındaydı. Yine polis vardı ve hiçbir şey olmadı.”

Polislerle vatandaşlar arasında, ‘güvenliği sağlamak’ konusunda sık sık fikir ayrılığı yaşanıyor. Polis memurları sık sık parktaki vekillerin güvenliğini sağlamak için bu denli önlem aldıklarını söyleseler de, katılımcılar bu uygulamayı bir hak ihlali olarak değerlendiriyor.

HDP Avcılar İlçe Eş Başkanı Taylan Ürün, 6 Ağustos’a kadar her gün beşer farklı HDP ilçe teşkilatının dönüşümlü olark Yoğurtçu Parkı’na geleceğini ve nöbette olacağı söylüyor.

İlgili haberler