Cumhurbaşkanı Erdoğan: Almanya Dışişleri Bakanı haddini bilmiyor

Erdoğan Telif hakkı DHA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Almanya'da 24 Eylül'de yapılacak genel seçimler hakkında Türkiye kökenli seçmenlere yaptığı "Türkiye düşmanı partilere oy vermeyin" çağrısı üzerine Ankara ile Berlin arasında yaşanan gerilim tırmanıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün, çağrısını "Almanya'nın ulusal egemenliğine müdahale" olarak değerlendiren Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel'e yanıt verdi.

Erdoğan Gabriel hakkında, "Hiç haddini bile bilmiyor. Sen kimsin ki Türkiye'nin Cumhurbaşkanı hakkında konuşuyorsun. Sen git Dışişleri Bakanı ile konuş" dedi.

Erdoğan, Almanya'da 24 Eylül'de yapılacak genel seçimler için Türkiye kökenli seçmenlere "Türkiye düşmanı Hristiyan Demokratlar, SPD ve Yeşiller'e oy vermeyin" çağrısında bulunmuştu.

Bu çağrıya Berlin'den tepki gelmişti. Almanya Dışişleri Bakanı Gabriel çağrı için "Ulusal eğemenliğimize eşi benzeri görülmemiş bir müdahale" derken, SPD lideri Martin Schulz'un yorumu ise "Erdoğan ölçüyü iyice kaçırdı" olmuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün Denizli'de yaptığı konuşmada "Avrupa'daki vatandaşlarımıza sesleniyorum. Demokratik hakkınızı sandıklarda en doğru şekilde yerine getirerek bunlara orada en güzel dersi vermelisiniz" sözleriyle çağrısını yineledi.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

"Almanya'nın başındaki hanımefendiye 4 bin 500 teröristin dosyasını verdim. Ve bunların dosyaları kabul görmedi hâlâ onlarda. Ama o kendisi benden 1-2 kişinin iadesini istedi. Kusura bakma sende yargı varsa bizde de var."

Gümrük Birliği'ne ilişkin tartışmalara da değinen Erdoğan, "Neymiş bize kapıları kapatacaklarmış. Buradaki kapılar bize yetiyor" dedi.

Almanya Başbakanı Angela Merkel bu hafta ülkesinin "Türkiye ile Gümrük Birliği'ni genişletme çalışmalarını şu an için takip etmeyi düşünmediğini" söylemişti.

Bozdağ: Türkiye'nin içişlerine müdahaleyi Almanya yapıyor

Telif hakkı DHA

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önce memleketi Yozgat'ta konuşan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ ise, Alman siyasetçilerin çağrıya verdiği yanıtların "edep sınırlarını aştığını" söyledi ve "Türkiye'nin içişlerine müdahaleyi Almanya yapıyor" dedi.

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, gazetecilerin konuyla ilgili sorusuna şu yanıtı verdi:

"Cumhurbaşkanımızın yaptığı açıklamanın hedefi, Almanya'da Alman vatandaşlığı almış, oy verme ve seçilme hakkı bulunan Türk kökenli vatandaşlara yönelik bir çağrı ama diğer Alman vatandaşlarına çağrı yapmadı. Bu, çok açık ve net ama buna rağmen bakıyorsunuz çok saygısızca, çok küstahça, edep sınırlarını aşan açıklamalar var. Bu açıklamaları ve saygısız dili buradan kınadığımı ifade etmek isterim."

"Türkiye'nin içişlerine müdahaleyi Almanya yapıyor" diyen Bozdağ, Anayasa değişikliği referandumu öncesi Alman siyasetçilerin 'hayır' oyunu teşvik ettiğini savundu.

Adil Öksüz notası

15 Temmuz darbe girişimi zanlılarından Adil Öksüz'ün Almanya'da görüldüğü yönündeki haberlerin ardından konunun araştırılması için Türkiye'nin Almanya'ya nota vermesiyle ilgili bir soruyu da yanıtlayan Bozdağ, bu konuda "olumlu bir cevap verilmediğini" söyledi.

Bozdağ şöyle konuştu:

"Biliyorsunuz daha önce Zekeriya Öz, Celal Kara gibi eski cumhuriyet savcılarının Almanya'da görüldüğüne dair ihbarlar vardı. Türkiye'nin talepleri oldu, bu konuda da maalesef Türkiye'nin beklentilerine olumlu bir cevap verilemedi. Vermediler daha doğrusu. Adil Öksüz ile ilgili konuda da bugüne kadar olumlu bir cevap verilmedi."

PKK'nın ve Fethullah Gülen Cemaati mensuplarının Almanya tarafından korunduğunu da savunan Bozdağ sözlerine şöyle devam etti:

"Darbe teşebbüsüne katılanlar Almanya'da himaye görüyor. Bütün bunlar Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin olumsuz etkilenmesi sonucunu doğuruyor. Burada kendi sözlerini ve eylemlerini, tutumlarını sorgulaması gereken Alman yetkilileridir, siyasetçileridir, yöneticileridir. Türkiye'nin yaptığı bir şey yok. Türkiye'ye karşı alınan tutumlar var.

"Almanya, Türkiye düşmanlığı yapanlara sığınak haline geldi. Can Dündar, Türkiye mahkemelerince cezaya çarptırıldı ama şu anda Almanya'da Cumhurbaşkanı düzeyinde kabul görüyor ve ağırlanıyor. Bütün bunları Türkiye takip ediyor. Almanya'da böylesi bir suçtan ceza almış birisi Türkiye'de bulunsa Cumhurbaşkanı düzeyinde ağırlansa Alman hükümeti, halkı ve siyasetçileri ne der?"