Diyarbakır'da Sur ilçesinin Lalabey Mahallesi'nde yıkım gerginliği

SUR YIKIM Telif hakkı HATICE KAMER

Diyarbakır'da kentsel dönüşüm kapsamında hakkında yıkım kararı alınan Sur ilçesinin Lalabey ve Alipaşa mahallerinin bir bölümü polis bariyerleri ile kapatıldı.

Lalabey'in büyük bir bölümü boşaltılırken bazı hak sahipleri evlerini terk etmek istemiyor ve yıkıma karşı çıkıyor. Mahalle sakinleri ayrıca, yıkım kararıyla ilgili yargı sürecinin devam ettiğini ve mahkemeden çıkacak kararın beklenmesi gerektiğini savunuyor.

Tıklayın Birleşmiş Milletler, Sur'daki yıkımı uydularla görüntüledi

Temmuz 2016

Sur mahallesinin uydu görüntüleri, Temmuz 2016

Haziran 2015

Satellite image of Sur in Turkey, June 2015

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Sibel Yiğitalp, Ziya Pir ve İmam Taşçıer ile birlikte Sur'un Yıkımına Hayır Platformu üyeleri de bariyerlerle çevresi kapatılan sokağa girdi.

Yıkımın Perşembe günü gerçekleşmesi bekleniyordu ancak milletvekilleri buna engel olmak için beklemeye devam ediyor.

Durumu izleyen mahalle sakinlerinden bazısı "Adalet mi var?" diye sitem ederken bir diğeri ise üzüntüsünü, "Sur tarihti, bereketti, yazık ettiler" sözleriyle ifade ediyor.

"Elli insan için üç bin polis göndermişler" diyerek alınan güvenlik önlemine tepki gösterenler oluyor.

Telif hakkı HATICE KAMER

Lalabey sakini Dün: Burası İsrail-Filistin hattı olmuş

Evi bariyelerle kapatılan Lalabey Mahallesi sakinlerinden Sadık Dün, "Burası Filistin-İsrail hattı olmuş" sözleriyle duruma tepki gösteriyor.

O da birçok mahalleli gibi eşyalarını çıkartmamış. İki katlı evi için verilen parayla hiçbir yerde barınamayacağını söylüyor:

"26 bin liraya ev mi gelir? 26 bin liralık mı o iki katlı ev? Yazık değil mi, biz hayvan mıyız? Bize hayvan muamelesi yapıyorlar."

Dün, zorla evden çıkartılamayacağını da savunuyor.

Diyarbakır Mimarlar Odası Başkanı Şerefhan Aydın bariyerlerin dışında bekleyenler arasında. İçeriye girmesine izin verilmemiş:

"Aylardır burada bir direniş var ve halk kendi rızası olmadan evinin kamulaştırılmasına tepkiliydi. Fakat görüyorsunuz, polisler alanı kapatmış, zorla halkı evinden çıkarmaya çalışıyor. Aşırı bir güvenlik gücü var burada.

İnsanlar tedirgin, endişeli. Halkın hiçbir görüşüne başvurulmadan yapılan politikalardan sonuç çıkmaz. Defalarca bu yanlıştan vazgeçin dedik ama görüyorsunuz, alanın etrafı bariyerlerle kapatılmış ve evler yıkılmak isteniyor."



Bir mahalle sakini de caddenin karşısından, bariyerlerle çevrilmiş mahallesini izliyor. Senelerdir yaşadığı mahalleyi cezaevine benzetiyor.

1993 yılında Mardin'e bağlı köyü yakılınca Sur Lalabey'de kiraladığı gecekonduyu almış. Tapusu var ama bu çözüm değil.

Her gün Sur'a geldiğini anlatıyor. Perişan olduk diyor ve yaşananları da şu sözlerle açıklamaya çalışıyor:

"Kanun diye bir şey yok, her şey onların elinde. Yat yat, kalk kalk. Bitti gitti. 1993'te köyümü yaktılar, buraya göç ettirdiler, üstümdeki kıyafet bile yandı. Ondan Sonra Sur'a geldim bir ev aldım şimdi onu da elimizden aldılar."

2009 yılında TOKİ, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Sur ve Büyükşehir Belediyeleri ortaklığıyla Sur'un her iki mahallesinde kentsel dönüşüm başlatıldı.

Alipaşa ve Lalabey mahallelerinde tescilli yapılar dışında 800'ü aşkın evin yıkım kararı alındı. Yapılar çoklu hisselerden oluştuğu için hak sahibi sayısı 1025'i aşıyor.

İki katlı bir evde yaşayan Tayurak ailesi de yıkım kararına karşı dava açan ailelerden.

Dört aile, 22 kişi iki katlı müstakil evlerinde birlikte yaşıyorlar.

Telif hakkı HATICE KAMER

Türkiye'nin en yaşlı insanlarından biri de bu mahallede

Türkiye'nin en yaşlı insanlarından biri olan Şahe (Şaxê) Tayurak da oğlu ve torunları ile bu mahallenin sakinlerinden biri. Ama o da kısa süre içerisinde evini kaybetme riskiyle karşı karşıya.

Şaxê Nine'nin torunu Halime, insanların destek vermemesinden şikayetçi. "Yanlız bırakıldık" diyor:

"Biz, hakkımızı istiyoruz, 22 insanın mağdur edilmesi durumu var. Dört aile aynı evde yaşıyoruz. 22 nüfusu kaldıracak bir ev var mı, söyler misiniz, nereye gideriz?

Daha önceki yıkımlar sırasında mahallenin etrafına bariyer konulmadığını ama bugün çembere alındıklarını söyleyen Halime, bu durumun kendilerini endişelendirdiğini söylüyor.

15 gündür suyu aldıkları caminin yolu da bariyerle kapatılmış. Tankerle getirilen su ile ihtiyaçlarını karşılamışlar. Ama bunun böyle devam etmeyeceğini söylüyor:

"Biz hakkımızı istiyoruz, verilen para ile bir daire bile alınamıyor. Versinler hakkımızı biz de gidelim, yoksa bu koşullarda kim yaşamak ister?"

Telif hakkı HATICE KAMER

HDP'li Yiğitalp: Bu yıkım yasal değil

Mahallede bekleyenler arasında yer alan HDP Diyarbakır Milletvekili Sibel Yiğitalp de yıkımın insanların "yaşamlarını, geçmişlerini ve geleceklerini yok etmek" olduğunu ve bunun da hukuki, ahlaki ya da vicdani bir boyutunun bulunmadığını söylüyor.

Yiğitalp, "Devlet eliyle, zorun gücüyle yıkımlar devam ediyor. Binlerce yıl boyunca yıkılmayan yapılar ağır iş makinalarıyla bir anda yıkılıyor... Ailelerin eşyaları atılıyor ve "ne haliniz varsa görün" deniliyor. Bu insanlar nerede, nasıl yaşayacaklar? Devlet olmak demek bu mudur? Kamu güvenliği adı altında yıkıyorsunuz, buradaki halk kamu değil mi? Buradaki sermaye grupları için midir bunca yıkım? Boğaz tokluğu ile çalışan insanların güvenliğini yok ediyorsunuz" diyor.

Yiğitalp, bu yıkımın yasal olmadığını belirterek, hiç kimsenin insanların atalarından kalan yerleri yıkmaya hakkı olmadığını savunuyor.

Süreç 2009'dan beri devam ediyor

2009-2013 tarihleri arasında 429 yapı için 588 hak sahibi ile anlaşma sağlandı ve evler yıkıldı. Diğer hak sahipleri anlaşmayı kabul etmeyip dava açtılar. Yıkımlara tepkiler artınca, belediyeler 2013 yılında yıkımı durdurdu.

2012 yılının sonunda Sur'un tamamı, Afet yasası olarak bilinen 6306 sayılı kanun kapsamında riskli alan ilan edildi. Böylece o bölgeyle ilgili bütün yetki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na geçti. Sur'da birçok mahallede olduğu gibi burada da acele kamulaştırma kararı alındı.

Yıkım kararı bakanlık tarafından alınıyor. Yasal sürecin takibatı Diyarbakır Valiliği Yatırım ve İzleme Koordinasyonu (YİKOP) tarafından yapılıyor.

YİKOP yetkilileri, mahalle sakinlerinin itirazına ilişkin mahkemenin nihai kararını verdiğini belirterek, Şubat ayından bu yana hak sahiplerine evlerin boşaltılması için tebligat yapıldığını ve bilirkişi raporlarına göre hak sahipleri adına bankaya paraların yatırıldığını söylüyor.

Ancak hak sahipleri raporlara ve hak görülen ödemelere karşı dava açtılar.

İlgili Konular