Saman Pazarı esnafı dövizdeki artışı yorumladı: Önümüzü göremiyoruz

Saman Pazarı Telif hakkı Fundanur Öztürk

Ankara Ulus'ta, Saman Pazarı'ndayız. Pazar epey durgun ve boş. Dükkan sahipleri kapılarda müşteri bekliyor.

58 yıllık mobilya ve ev eşyası üreticisi Kayalar şirketinin de Saman Pazarı'nda bir dükkanı bulunuyor. İnci Kaya, babasından kalma şirketi işletiyor.

Kaya, ekonomik olarak 58 yıldır hiç bu kadar zorlanmadıklarını söylüyor ve en zor zamanların yaşandığını düşünüyor:

"Sokakta alım gücünün ciddi anlamda düştüğünü hissediyorum. Bir liralık turşuluk kaplarında bile pazarlık yapıyoruz. 50 kuruş olmaz mı, 25 versek gibi sorularla karşılaşıyoruz. Durumlar o derece kötü aslında. Aslında biraz ite kaka, kâr oranlarımızdan çok düşürerek ilerliyoruz.

"Üreticinin yolunu açmadan bu ekonomik zorlukları aşmamız çok zor. Şu an aslında büyük firmalar da kendi fabrikalarında üretmiyor, herkes Çin'de üretip markasını bastırıp ülkeye sokuyor. Kendi üretimini yapan kalmadı, fabrikaları küstürdüler."

Telif hakkı Fundanur Öztürk

'Her sene bir önceki seneyi aratıyor'

Öğle saatleri olmasına rağmen henüz siftah yapmamış dükkanlardan bir başkasına daha giriyoruz. Çeyiz ürünleri ve nevresimler satan dükkanın sahibi 20 yıllık esnaf Ayhan Kırıköz anlatıyor:

"Her sene bir önceki seneyi aratıyor. Döviz ve altının bu kadar artması ister istemez piyasayı etkiliyor. Geçen bir ürüne 300 lira verebilen bir müşterimiz, bugün 200 lira veremiyor. Yani müşterilerin alım gücünde ciddi bir düşüş var ve biz de satış yapmakta gerçekten zorlanıyoruz."

"Şu ana dek ürünlerimizi yüzde 60-70 oranında satmış olmamız gerekirken yalnızca yüzde 20'sini satabildik. Durum gerçekten çok ciddi. İnsanlar bu dönemde para harcamak, alışveriş yapmak da istemiyorlar. Şu anda ekonomide bir belirsizlik durumu var."

Saman Pazarı esnafını olumsuz etkileyen faktörler arasında internetten alışverişin yaygınlaşmasını da örnek veren Kırıköz, abiye giysi kumaşlarının tamamen ithal olduğunu ve döviz artışından olumsuz etkilendiklerini söylüyor:

"Firmaya ürün almaya gittiğimizde karşımıza döviz kurunu koyuyorlar ve aldığımız ürüne zam yapıyorlar. Ama o zammı müşteriye yansıtamıyoruz çünkü onun da zaten alım gücü kalmadı. Döviz böyle devam ederse işlerin daha da kötü gideceğini düşünüyoruz."

Telif hakkı Fundanur Öztürk

'Küçük ve orta ölçekli işletmeler ayakta kalma mücadelesi veriyor'

Elektronik ürünlerin satıldığını Konya Sokak'daki bir toptancı dükkanında, soy isimlerini vermek istemeyen Kadir ve Ali ile konuşuyoruz.

Ali kablo imalatı yapıyor, Kadir ise Konya Sokak'taki toptancı dükkanında elektronik parçalar satıyor.

Türkiye'nin kablo dışında hiçbir elektronik parça üretemediğini söyleyen Kadir, piyasada çok ciddi bir durgunluk olduğunu söylüyor:

"Aşağı yukarı 2007 krizinden bu yana özellikle perakende sektöründe bir rahatlama olmadı. Ama şu an dövizdeki spekülatif hareketler satışları iyice etkiledi. Bizim gibi küçük ve orta ölçekli işletmeler ayakta kalma mücadelesi veriyor, kazancı bir kenara bıraktık.

"Daha önceki krizlerde piyasa kendi kendini toparlayabilmişti ama şu an halkın da alım gücü kalmadı. Birçoğumuzun herhalde dükkanını kapatmaktan başka çaresi kalmayacak. Biz 35 senelik bir firmayız. Tedbirli gittiğimiz için şu an ayakta kalabiliyoruz ama açıkçası önümüzü göremiyoruz."

Kadir, Türkiye ekonomisinin yüzde 7,5 büyümesinin sokağa yansımadığını belirtiyor:

"Türkiye'de borca dayalı bir ekonomik büyüme var. 7,5'luk büyümenin en büyük payı kredi garanti fonu tarafından bankalara verilen fonlara ait, bu yüzden suni bir büyüme, halka en ufak bir etkisi yok.

"Türkiye'nin üreten, sanayileşen reel ekonomiye geçmesi gerekiyor. Tarım ciddi bir zirve yapmalı, ondan sonra sanayiye geçmeliyiz. Saman ithal eden ekonomik anlayışımızı değiştirmemiz ve zenginliğimizi sadece bir zümreye değil, tüm tabana yaymamız gerekiyor."

Kablo imalatı yapan Ali ise hammaddenin tamamına yakınının ithal olduğunu ve dolara bağımlı olduklarını söylüyor.

Telif hakkı Fundanur Öztürk

'Ekonomideki büyüme sokağa yansıyor mu?'

Ali de Kadir'in yüzde 7,5 oranındaki büyümeyle ilgili görüşlerine katılıyor ve şunları ekliyor:

"Ekonomideki büyüme bizlere yansımadığı için bizlere de birbirimizi ezmek düşüyor. Dolara yüzde 20-25 zam geldi, ama ben kabloya yüzde 25 zam yaptığımı söylesem Kadir alıp da dükkanında satamayacak. Çünkü müşterinin o zammı karşılayacak bir alım gücü yok. Adam bin 600 lira maaş alıyor, para evine gitmeden bitiyor. Nasıl alacak?"

Ali ve Kadir, hem alışverişlerde hem de ticarette nakit paranın giderek azaldığını ve bu durumun piyasadaki tefecilerin sayısını artırdığını söylüyor.

Saman Pazarı'nda ilerlerken bir esnaf ve müşteri arasında, pazarın halini özetler cinsten bir dialog geçiyor.

Tezgahta sıra sıra dizilmiş masa örtülerine uzanan orta yaşlı bir kadın, dükkan sahibine "Bunlar eskiden beş liraydı" diyor. Dükkan sahibi ise, "Öyle bir şey yok teyze, artık salatalığın kilosu bile on lira" diyerek yanıtlıyor.

Haberde isminin yer almasını istemeyen o esnafla konuşuyoruz. Röportajımız sürerken başka bir kadın, gelinine nevresim almak için dükkana giriyor.

Epey uzun süren bir pazarlıktan sonra, 200 liralık nevresimin ilk yarısını bu ay, ikinci yarısını gelecek ay ödemek üzere dükkan sahibiyle anlaşıyorlar.

Ne var ki cüzdanından yüz lira çıkmadığı için, elli lira vererek beğendiği nevresimi, diğer elli liraya getirene kadar tezgahın altında onun için bekletmesi için dükkan sahibini ikna ediyor.


İlgili haberler