Afrika neden bu kadar yoksul?

Güney Sudan'la Etiyopya arasında bulunan ıssız, tozlu Pibor kasabasında, su ve elektrik yok. Aslında insanların yaşadığı çamurdan yapılmış kulübeler dışında çok az şey var.

Dünya üzerinde bu kadar yoksul bir yer bulmak zor olurdu.

Bu kasabaya, BBC'ye hazırladığım radyo dizisi için tüm kıtayı kapsayan seyahatim sırasında, "Afrika Neden Bu Kadar Yoksul?" sorusunu sormak için gittim.

Benden petrol zengini Gabon ve Cezayir dışındaki tüm Afrika ülkelerinin, neden Birleşmiş Milletler'in İnsani Kalkınmışlık Sıralamasında, hep "düşük düzeyli" diye tanımladığını, bir başka deyişle neden halkın çocuğunun korkunç koşullar altında yaşadığını araştırmam istendi.

Pibor'un neden yoksul olduğu açık.

Murle etnik grubundan gelen halkın çoğu, Güney Sudan'da zenginlik ifadesi olan sığır sürüleri konusunda yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle yaşanan kabileler arası çatışmalarla darbe almış.

Pibor'un kuzeyindeki Lol Nuer ve batısındaki Bor Dinka etnik gruplarıyla çatışmaların yoğun olduğu dönemde, çoğu kadın ve çocuk kasten öldürülmüş.

Güney Sudan'da, boyutları daha küçük olsa da geçen yıl benzer şiddet olayları yaşanmış.

Dolayısıyla, "Güney Sudan neden bu kadar yoksul?" sorusunun yanıtını bulmak için çok kafa yormak gerekmiyor.

Savaş mahrumiyeti beraberinde getiriyor.

"Neden bu kadar çok savaş var?"

Ancak yine de Güney Sudan potansiyel olarak zengin.

Güney Sudan Bölgesel İşbirliği Bakanı Barnaba Benjamin hevesle "Kenya, Uganda, Ruanda ve Burundi'nin toplamından daha büyük. Harika bir toprak. Çok verimli. İyi yağış alıyor. Büyük tarımsal kaynaklar, madenler var. Petrolümüz ve pek çok diğer madenimiz var." diyor.

Zengin kaynaklar ve yoksul insanlar çelişkisi Afrika'nın neden yoksul olduğuna dair bir ipucu daha sunuyor.

Yani sadece savaş olduğundan değil.

Belki soru şöyle sorulmalı: "Neden bu kadar çok savaş var?"

Aslında başlıktaki soru da yanıltıcı. Afrika halkları yoksul olabilir ama Afrika, maden, toprak, işgücü ve güneş açısından çok zengin bir yer.

Bu yüzden yabancılar kıtaya yüzlerce yıldır, işgal etmek, yağmalamak ve ticaret yapmak için gelmiş.

Ancak, örneğin Güney Sudan'ın kaynakları hiçbir zaman düzgün bir şekilde geliştirilmemiş.

"Böl ve yönet" devam ediyor

Sömürge döneminde, Güney Sudan işgücü ve hammadde kaynağı olarak kullanılmış.

Bağımsızlığı, kuzeyle bir durup bir başlayan 50 yıllık savaşlar izlemiş. Hartum'daki kuzeyliler, İngilizlerin böl ve yönet taktiğini devam ettirmiş.

Bazı güneyliler bugün dahi aynı şeyin yaşandığı görüşünde.

Kıtanın Sahra Çölü'nün güneyindeki en yoksul bölgeleri seyahatim beni batıda Liberya ve Nijerya, orta kesimlerde Sudan'a, doğuda da Kenya'ya götürdü.

İnsanlar, hem Afrikalıların hem de Afrika dışından gelenlerin Afrika'nın yoksulluğu üzerindeki etkilerini konuşuyordu.

Hükümetlerde görev yapmayan konuştuğum Afrikalıların neredeyse tümü suçu yolsuzluklara bulaşmış Afrikalı liderlerin üzerine atıyordu.

"Yolsuzluk"

Victoria Gölü kıyısındaki bir balıkçı "Afrika'da zenginler ve yoksullar arasındaki fark hala açılıyor. Liderlerimiz sadece zengin olmaya devam etmek istiyor. Vergi ödemek de istemiyorlar." diyordu.

Liberya Cumhurbaşkanı Ellen Johnson-Sirleaf, bana ülkesindeki yolsuzluğun düzeyini kendisinin hafife aldığını anlatırken, benzer ifadeler kullandı.

Sirleaf, "Belki de göreve geldiğimde tüm hükümeti görevden almalıydım. Afrika yoksul değil. İyi yöneltilmiyor." dedi.

Bu tür ifadeleri, Kenya'daki bir mimar ve Nijerya'daki üst düzey bir hükümet yetkilisinden de duydum.

İkisi de, çoğu Afrika ekonomisinde kayıt dışı sektörlerin çok büyük olduğuna dikkat çekti.

Pazar yerleri, tamirhaneler, küçük fabrikalar, çoğu şehirli Afrikalının geçimlerini sağladığı yerler.

Ancak hükümetlerine güvensizlikleri o kadar büyük ki, kayıt dışı sektörlerdeki çoğu işadamı yetkililerle herhangi bir temasa girmekten kaçınıyor.

Eastleigh pazarı

Kenyalı mimar ve şehir planlamacısı Mumo Museva, beni Nairobi'nin hareketli Eastleigh bölgesine götürdü. Burada tüccarlar, hükümetin tamamen kaderlerine terk etmesine karşın, gelişen bir ekonomi yaratmış.

Eastleigh, kentin çöplerin toplanmadığı, pis bir bölgesi.

Yollardaki delikler, yüzme havusu büyüklüğünde, kanalizasyon sistemi de çökmüş.

Ancak Museva, tüccarların başarısını, metrakare başına kira ücretlerinin yüksekliğiyle açıklıyor.

"Eastleigh'in Nairobi'nin en pahalı yeri olduğuna şaşıracaksın." diyor.

Eastleigh'de tüccarların hükümete güvenmesi durumunda, düzgün hizmetler karşılığında vergi ödemeye razı olacağını söylüyor.

"Bu, insanları yoksulluktan kurtarırdı. Yoksulluğun yaşam kalitesiyle bağlantılı olduğunu unutmayın. Buradan gelip geçen servetin büyüklüğüne rağmen yaşam kalitesi dehşet verici." diyor.

Kenyalı genç mimarın 5 bin kilometre ötede, kıtanın öbür tarafındaki Liberya cumhurbaşkanıyla tamamen aynı şeyleri söylüyor.

"Afrika yoksul değil. Sadece iyi yönetilmiyor" diyor.