Hacaryan'ın 'yanlış fikirleri'

İran'da, Haziran ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerine hile karıştırıldığı iddiasıyla kitleleri sokağa döken muhalif isimlerin yargılanmasına devam ediliyor.

Image caption Hacaryan mahkemeye ifade veren çok sayıda muhaliften biri

Ancak dün başlayan dördüncü dava, özellikle yargılanan isimler açısından öncekilerden biraz farklı.

Sanık sandalyesinde, 1997-2005 yıllarındaki Hatemi hükümetinin üst düzey isimleri; bakan yardımcıları, hükümet sözcüleri var.

Reformcu kişiliğiyle tanınan Muhammed Hatemi'nin Haziran ayındaki muhalefet hareketine destek verdiğini hatırlatan birçok gözlemci, bu davayı, Ahmedinejad yönetiminin Hatemi dönemini mahkum etme girişimi olarak niteliyor.

Davanın bir başka ilgi çekici yanı ise, sanıkların çoğunun, mahkemede "özür" dileyerek, reformcu geçmişlerinden duydukları pişmanlığı dile getirmiş olması. Bu ifadeler arasında en etkili olanı ise, reform hareketinin kahramanlarından olarak bilinen, Said Hacaryan'ınkiydi.

Dokuz yıl önce uğradığı suikast nedeniyle kısmen felçli olan ve konuşmakta zorluk çeken Hacaryan, yazılı olarak verdiği ifadede, hem geçmişteki "yanlış fikirler"i nedeniyle affedilmeyi diledi, hem de İran'ın ruhani lideri Ayetullah Hamaney'i, "Allah'ın yeryüzündeki temsilcisi" sözleriyle övdü.

Peki kimdir Said Hacaryan? Stanford Üniversitesi İran Çalışmaları Merkezi'nin yöneticisi Abbas Milani anlattı.

Milani: Hacaryan'ın reform hareketinin en önemli teorisyenlerinden biri olduğunu söylemek abartılı olmaz.

İstihbaratçı kökenliydi. Daha sonra bakan yardımcılığı yaptı. Rejimin reforma ihtiyaç duyduğunu, aksi takdirde bir sosyal patlamanın yakın olduğunu fark eden ilk isimlerdendi. 9 yıl önce bir suikaste hedef oldu. Bana göre bunu yapanlar, bugün kendisini yargılayan güçlerdi. Ancak öldürmeyi başaramadılar ve felçli kaldı.

BBC: Peki reform hareketinin böylesine önemli bir isminin, bu hareketin bir hata olduğunu söylemesi ve nedamet getirmiş olmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Milani: Eğer ifadesini dikkatli okursanız, bir mesaj gönderdiğinin çok açık olduğunu görürsünüz. Bunun baskı altında verilen bir ifade olduğu mesajını vermeye çalışıyor. Hatta birçok yerde şakacı bir dil kullanıyor. Örneğin, "Ben suçlu değilim. Suçlu olan Max Weber'dir, Habermas'tır, Batılı sosyal bilimcilerdir" gibi ifadeler kullanıyor. Bu bana, engizisyonda yargılanan bir kişinin, işkence altında, "Evet dünya yuvarlak değildir, düzdür" demesini andırıyor.

BBC:Sizce verdiği bu mesaj İran halkı tarafından algılanacak mı? Gerçekten pişman olduğunun zannedilmesi ya da zorla ifade verdiği anlaşılsa bile bunun korku yaratması söz konusu değil mi?

Milani:Bence İran'da herkes, en azından benim tanıdıklarım, bunların göstermelik mahkemeler olduğunun farkında. Bu insanlara acımasızca işkence yapıldığını herkes biliyor. Bu mahkemeler devam ederken, muhalif liderlerden Mehdi Kerrubi, insanlara gözaltında tecavüz edildiğinin kanıtlarını sundu parlamentoya.

Dolayısıyla insanlar parçaları birleştiriyor ve mahkemede duyduklarına şüpheyle yaklaşıyor. Bu ifadelerin işkence altında verildiğini anlayabiliyorlar. Bu insanlar arasında gerçekten korkup da nedamet getirenler yok mu? Tabii ki var. Ama bunu da normal karşılamak gerekir. Unutmayın, bu insanların bazıları bu rejime yıllarca hizmet etmiş insanlar. Kendi çocuklarına bunu yapan bir rejimden kim olsa korkar.

İlgili haberler