'Barış Grubu' Türkiye'de

PKK'nın cezaevinde bulunan lideri Abdullah Öcalan'ın 9 Ekim'de avukatları aracılığıyla yaptığı çağrı üzerine Kandil Dağı'ndan ve Mahmur Kampı'ndan ayrılan toplam 34 kişilik grup, Türkiye'ye giriş yaptı.

Image caption Silopi'de yoğun güvenlik önlemleri alındı

Abdullah Öcalan, Kürt Sorunu'nun çözümüne ilişkin AKP açılımının tıkandığını söylemiş ve "barış gruplarının", iyi niyet jesti olarak Türkiye’ye gitmesini istemişti.

Öcalan'ın çağrısı sonrası, sabah saatlerinde Kandil Dağı'ndan hareket eden dördü kadın 8 PKK'lı ile Mahmur Kampı'ndan hareket eden ve aralarında 4 çocuk ile 9 kadının da bulunduğu 26 kişilik mülteci grubu Erbil-Musul Karayolu'nda buluştular ve birlikte Türkiye'ye giriş yaptılar.

Türkiye'ye geçişleri sonrası Habur Sınır Kapısı'ndaki jandarma karakoluna götürülen bu kişilerin işlemleri sürüyor.

Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar, "Bu kişilerin tutuklanmasını beklemiyoruz. Mahmurdakiler zaten güvenlik önlemlerinden kaynaklı gitmişlerdi. Bu kişilere ancak Pasaport Kanunu'na muhalefetten işlem yapılabilir" diye konuştu.

Anadolu Ajansı da Türkiye'ye gidenler içinde silahlı eyleme katılmış kimsenin bulunmadığı, yalnızca aralarındaki 5 kişi hakkında daha önceden "terör örgütü propagandası yapma" ve "örgüt üyesi olma" suçlarından işlem yapıldığı haberine yer verdi.

DTP'nin 'ortak akıl' beklentisi

Öte yandan aralarında Demokratik Toplum Partisi eş başkanları Ahmet Türk ve Emine Ayna, Şırnak milletvekilleri Hasip Kaplan, Sevahir Bayındır, Muş Milletvekili Sırrı Sakık ve Batman Milletvekili Ayla Akat'ın da bulunduğu bir grup milletvekili ile DTP'li belediye başkanları da Silopi ilçesindeler.

DTP Silopi İl Başkanlığı'nda Habur Sınır Kapısı'na iki kilometre mesafede birçok sayıda çadırdan oluşan bir alan oluşturuldu.

Ahmet Türk ve Emine Ayna ile DTP heyeti, Silopi çıkışındaki bir otelde basın toplantısı düzenlediler.

Türk, basın toplantısında "Türkiye'nin en hassas ve can alıcı sorununun tartışmaya açılmış olmasını bile çok önemsiyoruz" dedi ve "Beklentimiz ortak aklın ortaya çıkması" diye konuştu.

Bazı çevrelerin ve siyasi partilerin hesaplarını ırkçılık ve milliyetçilik üzerine kurarak süreci sabote etmeye çalıştığını söyleyen Türk, AKP hükümetinin de bunun etkisiyle savrularak geri adım attığını kaydetti.

PKK ve mültecilerden oluşan grubun gelişini "teslim olmak" diye ifade etmenin doğru olmadığını savunan Türk, "Barış grupları tıkanan sürecin önünü açmak için gelmektedir. PKK'nın savaşta değil barışta ısrarcı olduğunun göstergesidir. Devlet bir adım atarsa, PKK on adım atacaktır" diye konuştu.

Bunu hükümetin elini güçlendirecek bir yaklaşım olarak değerlendirmek gerektiğini söyleyen Ahmet Türk, 1999 yılında Türkiye'ye dönen PKK'lı grupların ağır hapis cezalarına çarptırıldığını hatırlatarak, bu kez geçmişten ders çıkarılarak farklı karşılanmaları gerektiğini savundu.

Image caption Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine 1999 yılında da iki grup Türkiye'ye gitmişti

Benzer girişimler

Gazeteci Kadir Konuksever, benzer bir sürecin yaşandığı 22 Eylül 1999 tarihinde, Abdullah Öcalan'ın, Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirildikten sonra yaptığı bir çağrıyla PKK’dan, 22 Eylül 1999 tarihinde "iyi niyet adımı" olarak iki ayrı barış grubunun gönderilmesini istediğini söylüyor.

1 Ekim 1999 tarihinde 8 kişilik bir grup Türkiye’ye giriş yaparak güvenlik güçlerine teslim olmuş ve tutuklanarak Muş E Tipi Cezaevi’ne gönderilmişti.

Öcalan’ın ikinci barış grubu çağrısından sonra 29 Ekim 1999 tarihinde Viyana’dan havayoluyla Türkiye’ye giden Avrupa'dan bir grup ise yargılanmış ve 7 ila 15 yıl arasında hapis cezaları almışlardı.

İlgili haberler