İnsan Hakları Günü'nde tema ayrımcılık

Bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü. Birleşmiş Milletler bu yılki İnsan Hakları Günü'nün temasını "ayrımcılık" olarak belirledi.

Image caption BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navanethem Pillay

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 10 Aralık 1948'de kabul edilmesinin yıldönümünün İnsan Hakları Günü olarak kutlanması önerisi, BM Genel Kurulu'nda 1950 yılında kabul edilmişti.

İnsan Hakları Bildirgesi'nin içinde dünya üzerindeki her bir bireyin sahip olduğu 30 en temel hak sıralanıyor.

Bununla birlikte evrensel bildirgenin yasal bir bağlayıcılığı bulunmuyor.

Ancak bildirgenin içindeki başlıca bölümler, pek çok ülkede aşama aşama ulusal mevzuatın birer parçası haline gelmişti.

BM'nin insan haklarından sorumlu en üst düzey yetkilisi Navi Pillay, bu yılki İnsan Hakları Günü'nün teması olarak saptanan ayrımcılığın, çoğu kez ciddi insan hakları ihlallerine yol açtığını söylüyor.

Dünya İnsan Hakları Günü nedeniyle bir açıklama yayımlayan Navi Pillay, "her insanın önyargılara meyilli olduğunu ve bu nedenle de dünya üzerindeki her bir bireyin, kendi içlerinde, evlerinde ve işyerlerinde, ayrımcı tavırlara karşı mücadele etmesi gerektiğini" söyledi.

'Sorgulanmayan tavırlar'

Ayrımcılık, Yahudi veya Ruanda soykırımları gibi, dünya tarihinin en ciddi insan hakları ihlallerinin temelinde yer alıyor.

BM yetkilisi Navi Pillay, ayrımcılığın "ihmaller yoluyla sessizce yer ettiğini", bazen sadece ifade edilen ama sorgulanmayan bir tavırda yer aldığını söyledi.

Pillay, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin yayımlanmasının üzerinden 60 yılı aşkın bir zaman geçmesine rağmen, önyargıların hala çok yaygın olduğunu kaydetti.

Navi Pillay, en modern ve demokratik toplumların bile çıkıp açıkça önyargılardan sıyrılmış oldukların söyleyemeyeceklerini belirtti.

BM yetkilisinin bu konuda verdiği örnek ise İsviçre'de geçen hafta sonuçlanan minare referandumu oldu.

Pillay bu referandumdan sonra İsviçre ile ilgili olarak ayrımcılık kaygılarını dile getirmişti.

BM'nin insan haklarından sorumlu yetkilisi Navi Pillay, kendisi de dahil olmak üzere herkesin kökleşmiş önyargılara sahip olma eğilimi olduğunu, bu nedenle de bu yılki İnsan Hakları Günü'nde bireysel eylem çağrısında bulunduğunu söyledi.

BM yetkilisi bu çağrısını, ayrımcılığa karşı hükümetler tarafından olduğu kadar, bireylerin kendi içlerinde ve evlerinde de mücadele edilmesi gereği ile açıkladı.

Af Örgütü 2009 raporu

Image caption Uluslararası Af Örgütü, insan hakları alanında faaliyet gösteriyor

İnsan Hakları alanında faaliyet gösteren Uluslararası Af Örgütü'nün 2009 raporu, dünyanın insan hakları alanında içinde bulunduğu durumu gözler önüne seriyor.

Rapora göre içinde bulunduğumuz yıl itibariyle en az 81 ülkede ifade özgürlüğü kısıtlanmış durumda.

İdam cezalarının yüzde 78'i, en gelişmiş 20 ekonominin oluşturduğu G20 ülkelerinde infaz ediliyor. Bunların başını ise Çin, Suudi Arabistan ve ABD çekiyor.

En az 50 ülkenin hapishanelerinde düşünce suçluları bulunuyor.

30'a yakın ülke, kendilerinden sığınma talep eden başka ülke vatandaşlarını, çeşitli tehlikelerle karşı karşıya bulundukları ülkelerine geri yolluyor. 24 ülke ise kendi halkını zorunlu göçe tabi tutuyor.

Kadın hakları ve basın özgürlüğü alanında da dünyanın pek çok yerinde kaygı verici uygulamalar devam ediyor.

İlgili haberler