Kerrubi: Ahmedinejad cebren iktidarda

İran'da muhaliflerin, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarını protesto ettikleri kanlı gösterilerin üzerinden altı ay geçti fakat, ülkede iktidar ve muhalefet arasındaki çekişme sona ermiş değil.

Image caption Kerrubi iki dönem meclis başkanlığı yapmıştı

Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın seçimi kaybeden rakiplerinden Mehdi Kerrubi, Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'a eleştirilerini sürdürerek, Ahmedinejad'ın güç kullanarak iktidarda kaldığını savundu.

Lideri olduğu İtimad-ı Milli (Halkın Güveni) partisi ile önemli bir refomcu siyasetçi olan Kerrubi, seçimlerde hile yapıldığını ve muhaliflere kötü muamele yapıldığını iddia etmesi üzerine hapisle tehdit edilmişti.

Kerrubi, seçimlerin ardından bir batılı yayın kuruluşuna ilk mülakatını vermek için evine BBC'yi davet etti. Ahmedinejad yönetiminin bürolarını kapattığı Kerrubi, muhalefetin yeni yeni kısıtlamalarla karşı karşıya geldiğini belirtti.

"Geçmişte görüşlerimizi yayabilmek için gazetelerimiz vardı. Parti toplantıları yapabiliyorduk. Bunların hepsi yasaklandı. Toplantılar düzenlemek için bile izin alamıyoruz." dedi.

Tahran muhabirimiz John Leyne, Kerrubi'nin bahsettiği kısıtlamalar gözönüne alındığında, BBC'ye bir mülakat vermeyi kabul etmesinin bile, yönetime karşı bir meydan okuma olduğunu söylüyor.

79'dan 2009'a batı medyası

Hükümetin, seçim sonrası protesto gösterilerinden özellikle BBC'yi sorumlu tuttuğu düşünüldüğünde bu daha net bir şekilde görülebiliyor. Fakat, Kerrubi, Ayetullah Humeyni'nin 1979 İslam Devrimi öncesinde Paris'te bulunduğu sırada medyayı nasıl kullandığını hatırlayacak kadar da kıdemli bir siyasetçi.

"Batı medyasının önemli bir kısmı, İslam Devrimi öncesinde Ayetullah Humeyni'nin görüşlerini yansıtıyordu. Görüşleri, Avrupa'da medya yoluyla yayılıyordu. BBC Radyosu da o zamanlar Humeyni'nin görüşlerini duyuruyordu. BBC Ayetullah Humeyni'nin sözlerini yayınladığında normaldi de neden şimdi değil? Neden, batı medyasının olayları duyurması o zaman normal görülüyordu da şimdi görülmüyor?" diye soruyor.

Seçimlerin hemen ardından, Kerrubi'nin yardımcıları, muhalif liderin protesto gösterilerine katılmasını dahi çok tehlikeli buluyor, Kerrubi'nin öldürülebileceğini söylüyorlardı. Fakat, onbinlerce kişi, hükümetin büyük tehditler sarfederek yasakladığı gösterilere büyük bir coşkuyla katılmaya devam edince, siyasi ortam değişti. Kerrubi seçim sonrası muhalefetin izlediği çizgiyle ilgili şunları söylüyor:

"İlk başlarda, hareket, sadece seçimlerin protesto edilmesine yönelik gösterilerden ibaretti. Seçimi, ciddi bir seçim olarak görmemiştik. Hükümetin bu protestolara verdiği yanıt; gösterileri sertlikle bastırması, ortamı hiçbir şekilde yatıştırmadı. Baskılar yalnızca, sloganların daha yüksek sesle söylenmesine yol açtı. İnsanların taleplerinin daha da yükselmesiyle sonuçlandı."

Tecavüz suçlamasını yineledi

Seçim sonrası muhalifler üzerine uygulanan baskı, yalnızca sokakta görünenlerden ibaret değildi. Mehdi Kerrubi, gözaltına alınan kadın ve erkek muhaliflerin, sorguları sırasında güvenlik görevlileri tarafından defalarca tecavüze maruz kaldıklarını iddia ediyordu.

Hükümet, bu iddiaları sert bir şekilde reddetti ve Kerrubi'yi, kendisine karşı kovuşturma başlatılmasıyla tehdit etti. Ancak Kerrubi bu suçlamalarında ısrarlı.

"Yargı kararıyla gelip de benim bürolarımı kapatıldığı, bürolardaki dokümanlarıma el konulduğu ve bazı iddialar öne süren kişilerin tehdit edilerek ülke dışına kaçmaya zorlandığı bir ortamda, size 'evet!' diyorum. Bana bilgi veren insanların doğru söylediklerine inanmaya devam ediyorum."

Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, İranlı muhaliflerin iddialarını ve protesto gösterilerinin tümüyle, yeniden seçilmesine karşı olan Batı ülkelerinin bir komplosundan ibaret olduğunu söylüyor. Kerrubi ise asıl iktidarın ancak güç ve baskı ile ayakta kaldığına inanıyor.

"Daha seçim sonuçlarının açıklandığı gün, Mahmud Ahmedinejad'ın, cumhurbaşkanlığının ikinci dört yılını çıkaramayacağına kesin kanaat getirmiştim. Seçimlerden sonraki altı aylık sürede bile, hükümet yalnızca baskı ve zor ayakta tutuldu. Ahmedinejad'ın hükümetinin, dünyanın geri kalanıyla olduğu gibi Meclis'teki milletvekilleriyle de sorunları var."

"Ayrıca, ciddi ekonomik kültürel ve sosyal problemler var. Hükümet, her yandan sorunlarla karşı karşıya. Kimse hapse gönderilmek istemez, özellikle de kurulmasında rol aldıkları bir rejim tarafından. Eşim ve çocuklarımın hapishane önüne gelip benim için protesto gösterileri yapmaları çok ironik bir görüntü olur. Bunu Şah yönetimi altında yapıyorlardı. Sonuçta gelip tutuklamak istiyorlarsa gelsinler, ben hazırım. Fakat bazen de beklenilenin tersi olaylar yaşanabilir."