Almanya yeşil ekonomiye geçişin bedelini tartışıyor

Son güncelleme: 27 ŞUBAT 2013 - TSİ 14:47

2050'ye kadar elektrik üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının payını % 25'ten % 80'e çıkarmaya hazırlanan Almanya'da, yeşil ekonomiye geçişin faturasının nasıl karşılanacağı tartışma konusu.

Dünyanın en sanayileşmiş ülkelerinden biri Almanya'daki "Enerji Dönüşümü" programı, bir önceki Sosyal Demokratlar-Yeşiller hükümeti tarafından başlatılmıştı.

Şimdiki Hıristiyan Demokrat-Liberal koalisyonunun Başbakanı Angela Merkel ise önce nükleer santralların kapatılması planını durdurdu.

Ancak iki yıl önce Japonya'daki Fukuşima nükleer santralında deprem ve tsunami nedeniyle meydana gelen felaket sonrası, tüm nükleer santralların risk değerlendirmesinin tekrar yapılmasına ve tıklayın santralların kapanmasına karar verildi.

Maliyetin çoğu hanelerin sırtında

Türkiye'nin önceliği nükleer enerji

Türkiye'de halen rüzgar enerjisinden elde edilen elektrik enerjisi miktarı 800 MW düzeyinin biraz üzerinde. Bu miktarın 2023'e kadar 20 bin MW düzeyine çıkarılması öngörülüyor.
Devlet Planlama Teşkilatı bünyesindeki Yüksek Planlama Kurulu'nun hazırladığı "Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi"nde, nükleer enerjiye öncelik verilmesi öngörülüyor.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın başkanı olduğu kurulun hazırladığı belgede, "Bu santrallerin elektrik enerjisi üretimi içerisindeki payının 2020 yılına kadar en az % 5 seviyesine ulaşması ve uzun dönemde daha da artırılması hedeflenmektedir" deniyor.
Belgede, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payı konusundaysa; hidroelektrik, rüzgar, jeotermal ve güneş enerjisi kaynakları sıralanıyor.
Jeotermal enerjisi potansiyelinin 600 MW olduğu belirtilen belgede, 2023'e kadar bu potansiyelin tümünün işletmeye girmesinin sağlanacağı belirtiliyor.
2023'e kadar hidroelektrik enerji üretimi potansiyelinin "teknik ve ekonomik olarak değerlendirilebilecek" tamamının kullanılacağı belirtiliyor.
Ancak Türkiye'nin birçok ilinde hidroelektrik santral (HES) projelerine karşı Türkiye'nin birçok yerinde çevreye etkisi ve su saynaklarının halkın kullanımına kapatılması gerekçeleriyle tepkiler gösteriliyor. Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği de 2011'de hazırladığı bir raporla, projelerin durdurulmasını talep etmişti.
Strateji belgesinde, güneş enerjisi kullanımının özendirileceği belirtilerek şöyle deniyor: "Güneş enerjisinin elektrik üretiminde kullanılması konusunda teknolojik gelişmeler yakından takip edilecek ve uygulanacaktır."

Dönüşüm masraflarının hanelere kesilen elektrik faturalarına yansıtılması ise tepki çekiyor.

Berlin Ekonomi Enstitüsü'nden Prof. Claudia Kemfert, "Yenilenebilir enerjiye yapılan yatırımın büyük miktarı özel evlerden geliyor. Güneş ve rüzgar enerjisine yapılan yatırımın % 50'sinden fazlası hanelerden sağlanıyor" diyor.

Çelik üreticileri gibi ağır sanayi şirketleri, uluslararası rekabette geriye düşmemeleri için ek enerji vergilerinden muaf tutuldu.

Kamu taşımacılığı yapan şirketler de, özel araçların trafik dışında kalmasına katkı sundukları için muafiyet talep etti. İleri sürdükleri argüman kabul edildi.

Prof. Kemfert, "Bugünlerde neredeyse herkes muafiyet elde etmeye çalışıyor. Ödeme yükü özel hanelere kalıyor ve bu arttıkça artıyor. Bu haksızlık" diyor.

Ayrıca, hükümet, rüzgar tribünü veya güneş paneli kullanan şirketlere cömertçe teşvik düzenlemeleri sağlamaya başladı.

Böylece kırsal bölgelerde rüzgar çiftlikleri manzarayı kaplamaya başladı. Şimdi, dünyadaki güneş panellerinin yarısından fazlası Almanya'da.

Sorun şu ki daha fazla güneş paneli ve rüzgar tribünü kuruldukça, faturalar da kabarmaya başladı.

Bir tahmine göre, geçen yıl tüketicilerin ödediği ek bedel % 50 arttı. Yani Almanya'daki her hane yenilenebilir enerjiyi desteklemek için ortalama 180 euro ödüyor.

Halk destekliyor

Almanya Enerji Bakanı Peter Altmaier şimdi bu tahsisata bir üst sınır getirilmesini öneriyor.

Hıristiyan Demokrat Birlik partisinin bu yılki seçimlerde başarı şansını artırması açısından bu, düzgün bir hareket.

Her şeye rağmen hiçkimse yeşil devrimden geri dönüşü istemiyor. Girilen yoldan pişmanlık dile getiren yok.

Elektrik şirketlerinin üst kuruluşu BDIW Yönetim Kurulu üyesi Michael Wunderlich, "Kamuoyunda geniş destek var. %70'ten fazlası lehte düşünüyor" diyor.

Almanya, nihai iyilik için ekonomisini yeniden yapılandırma yönünde attığı cesur kararın bir bedeli olduğunu anlıyor. Şimdi bu bedelin nasıl ödeneceği üzerine siyasi tartışmalar yürütüyorlar.

Bağlantılar

BBC © 2014 BBC dış bağlantılardaki sitelerin içeriğinden sorumlu tutulamaz

Bu sayfayı en iyi şekilde görüntülemek için stil sayfalarını gösteren güncel bir internet tarayıcısı (CSS) gerekmektedir. Var olan tarayıcınızla sayfayı görüntüleyebilir, ancak görsel açıdan tüm olanaklardan yararlanamayabilirsiniz. Tarayıcı yazılımınızı güncellemeyi ya da CSS olanağını etkinleştirmeyi düşünebilirsiniz.