Türk-Yunan yakınlaşması Kıbrıs'a yeni bir barış süreci getirir mi?

Son güncelleme: 9 MART 2013 - TSİ 11:52

Türk ve Yunan başbakanlarının liderliğinde gerçekleştirilen İstanbul Zirvesi, 25 ikili anlaşma ve son derece olumlu söylemler sayesinde Ege'nin iki yakasında yansımaları görülen yeni bir bahar dönemini de başlatmış oldu.

Ege Denizi'nin kuzeyinde münhasır ekonomik bölgelerin tayin edilmesi sürecini askıya alan Türk ve Yunan hükümetleri, yine Ege Denizi üzerinde savaş uçaklarının ''it dalaşını'' en aza indirerek iki ülke arasında yeni gerginliklerin ortaya çıkmasını engellemeyi hedeflediler.

Türk-Yunan yakınlaşmasına paralel olarak Kıbrıs'ta yaşanan seçimler sonucunda Kıbrıs sorunun çözümü konusunda daha ılımlı yaklaşımıyla bilinen Nikos Anastasiadis'in devlet başkanlığına gelmesi Kıbrıs Rum ve Türkleri arasında yeni bir çözüm sürecinin başlatılmasına yönelik umutları güçlendirdi. Ancak Ankara ve Atina'dan gelen haberler, bu sürecin başlaması sürecinin hiç de kolay olmadığını, tarafların ciddi önkoşulları gündeme getirmeye hazırlandığını gösteriyor.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dimitris Avramopulos, Kıbrıs'ın yeni Dışişleri Bakanı Ioannis Kasulidis ile yaptığı görüşme sonrasında, Kıbrıs Türk ve Rumları arasında yeni bir müzakere sürecinin başlatılması için zamana gereksinim olduğunu belirtirken, Atina ile Lekoşa'nın üzerinde uzlaştığı yol haritasında önceliğin Kıbrıs Cumhuriyeti'nin NATO'nun Barış İçin Ortaklık (BIO) programına katılımının sağlanması olduğunu söyledi.

NATO'nun programına katılıma öncelik

Kıbrıs Cumhuriyeti'nin BIO'ya katılımını uzun süredir veto eden Türkiye, ancak nihai bir barış anlaşması neticesinde kurulacak yeni birleşik Kıbrıs devletinin NATO vb. uluslararası örgütlere katılımına yeşil ışık yakacağını kaydediyor.

Yunanistan Dışişleri Bakanı'nın "önemli bir başarı olarak gördüğü" Kıbrıs'ın BIO programına katılımı konusunda Ankara'nın bilinen yaklaşımının değişmediğini kaydeden Türk diplomatik kaynaklar ise, Atina ile yapılan görüşmelerde tarafların Kıbrıs'ta adil, kalıcı ve BM parametreleri temelinde bir çözüme varılması perspektifinin ağırlıklı ele alındığını kaydettiler.

Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafının olası sürece ilişkin kesin pozisyonlarını Anastasiadis'in gelecek hafta Atina'ya yapacağı ziyaret sırasında ele alınması öngörülüyor.

Kıbrıs seçimlerinin tamamlanmasının hemen ardından hem Kıbrıs Türk hem de Ankara hükümetleri tarafından bir an önce müzakerelerin başlatılması çağrısını alan Kıbrıs yönetiminin başta AB ve ABD olmak üzere uluslararası bir baskıyla da karşılacağı öngörülüyor

Adanın güneyinin Türkiye'nin esnemesi çok mümkün olmayan BIO programını gündeme getirmesinin arkasında da bu durumun yattığı değerlendirmeleri yapılıyor.

Anastasiadis, 2004 senesinde gerçekleştirilen ve Rum tarafının yüzde 75 hayır oyu nedeniyle kabul edilmeyen Annan Planı referendumunda olumlu oy kullanmış ve cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası sürecinde de çözüm için daha olumlu bir söylem kullanmıştı.

Kuzey Kıbrıs lideri Derviş Eroğlu, Anastasiadis'i kutladıktan sonra yeni bir müzakere sürecine hazır olduklarını BM Genel Sekreteri Ban ki-Moon'a iletmişti. Benzer bir çağrıyı Ankara'dan da alan genel sekreterin, tarafların pozisyonlarını değerlendirdikten sonra yeni bir süreci başlatıp başlatmayacağına karar vermesi bekleniyor.

'Sonsuza kadar müzakere olmaz'

Kıbrıs Türk ve Ankara hükümetlerinin üzerinde durduğu en önemli nokta, başlatılması olası müzakere sürecinin belli bir takvimle sınırlandırılması yani Eroğlu'nun deyimiyle "sonsuza kadar sürmemesi."

Anastasiadis ile yakında görüşmeyi ummuduğunu belirten Eroğlu, "Anlaşma olacaksa olur, olmayacaksa bir anlaşmadır o da. Yani anlaşma olmayacaksa onda da anlaşalım," diye konuştu. Her ne kadar Eroğlu, bu ifadeleriyle "devam mı tamam mı" baskısı yaratıyor görünse de Kıbrıs sorununun Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecindeki önemli etkisi nedeniyle Ankara elindeki tüm kozlarını masaya sürmeye hazırlanıyor.

Bunların başında Türkiye'nin gümrük birliği anlaşmasının Kıbrıs Cumhuriyeti'ni de kapsayacak şekilde genişletilmesini içeren Ankara Protokolu'nun uygulanması yani Türkiye'nin liman ve havalimanlarını Kıbrıs Cumhuriyeti bandıralı gemi ve uçaklara açmaması geliyor.

Yunanistan ve Türkiye ile birlikte adanın garantör ülkelerinden olan İngiltere ile bu konu üzerinde çalışan Ankara, Kıbrıs Rum kesimini sıkıştıracak yeni önerileri gündeme getiriyor. Bunlar arasında en çarpıcı olanı Türkiye'nin liman ve havalimanlarını açması karşılığında Kıbrıs Türk tarafında bulunan Ercan Havaalanı'nın AB gözetiminde uluslararası trafiğe açılması geliyor.

Türkiye'nin limanlarının 1987 senesine kadar Kıbrıs gemilerine açık olduğunu, yeniden açılmasının tanıma anlamına gelmeyeceğini belirten Türkiye'nin AB Bakanı Egemen Bağış,
"Hodri Meydan! Lufthansa Ercan Havalimanı'na sefer düzenlemeye başlasın, Türkiye Cumhuriyet havalimanlarını da açar, deniz limanlarını da açar, hava sahasını da açar. (..) Kimse Türkiye'den tak taraflı olarak limanlarını açmasını beklemesin. Limana liman, yola devam" diye konuştu.

AB, Türkiye'nin Ankara Protokolü'nü uygulamaması nedeniyle 8 müzakere başlığını askıya almış diğer başlıklarının kapanmasını da engellemişti. Bu sorunun aşılmasının Türkiye-AB müzakere sürecine büyük bir ivme katacağı kaydediliyor.

İlgili Konular

BBC © 2014 BBC dış bağlantılardaki sitelerin içeriğinden sorumlu tutulamaz

Bu sayfayı en iyi şekilde görüntülemek için stil sayfalarını gösteren güncel bir internet tarayıcısı (CSS) gerekmektedir. Var olan tarayıcınızla sayfayı görüntüleyebilir, ancak görsel açıdan tüm olanaklardan yararlanamayabilirsiniz. Tarayıcı yazılımınızı güncellemeyi ya da CSS olanağını etkinleştirmeyi düşünebilirsiniz.