'Küçültülen' Kıbrıs çözüme yaklaşır mı?

Kıbrıs'ın güneyindeki bankacılık sistemi köklü değişime uğratılırken ekonominin ağır darbe alması, krizin Kıbrıs sorunuyla ilgili tavırları nasıl değiştireceği sorusunu da gündeme getirdi.

Güneydeki yoksullaşmanın, kuzey kesimiyle 'refah paylaşımına' ayak direyenleri çözüme yaklaştırması mümkün.

Diğer yandan, kuzey kesiminde, Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin altına girdiği borç yükünü paylaşmanın ne kadar kabul göreceği önümüzdeki günlerde belli olacak.

Kesin olan, bugüne kadar Rum ve Türk tarafları arasındaki görüşmelerde en az anlaşmazlığın görüldüğü ekonomi başlığının da karmaşık bir hâle büründüğü.

Kıbrıs Üniversitesi'nde Türk ve Orta Doğu Araştırmaları Bölümü Başkanı Doç. Dr. Niyazi Kızılyürek'e göre, Kıbrıs hükümetiyle Euro Bölgesi ülkeleri ve IMF arasında yapılan anlaşma, bir "küçültme operasyonu" olarak tanımlanabilir.

BBC Türkçe'ye konuşan Doç. Dr. Kızılyürek, adanın güneyinde ekonominin % 6 küçülebileceğini, işsizlikte patlama yaşanacağını öngörüyor.

Bankacılık sistemi tepeden aşağı yeniden yapılandırılırken, yıllardır Kıbrıs bankalarında bulunan ve önemli bir kısmı Rus kaynaklı olan sıcak para yön değiştirecek.

Doç. Dr. Mehmet Hasgüler de müdahaleyi, "ülkenin ekonomik ölçeğinin çok üzerindeki mevduatlara ayar yapmak" olarak tarif ediyor.

Çanakkale Üniversitesi Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde çalışan Kıbrıslı akademisyen, anlaşmanın bir olumlu, bir olumsuz yanından söz ediyor. Olumlu yanı, bankacılık sisteminin Avrupa Birliği kriterlerine uygun hale getirilmesi. Olumsuz yanıysa, bunun bir kısır döngüye dönüşmesi ve Kıbrıs hükümetinin yeniden "kurtarılma durumuna" dönmesi riski.

Kuzeye mevduat akışı olur mu?

Bankacılık sistemindeki dönüşümün mali yükünün 100 bin euro üzerinde mevduata sahip olanlara yıkılması, adadan sıcak para kaçışı beklentisine yol açtı.

Limanlarda ve havalimanlarında denetimler sıkılaşırken, akıllara adanın kuzey kesimine para akışı olup olmadığı sorusu geliyor.

Doç. Dr. Hasgüler, "Bazı Güney Kıbrıs mudileri hesaplarını kuzey bankalarına taşımışlardır" diyor.

Bunu, anlaşmanın kuzeye olumlu etkisi olarak gören akademisyene göre, olumsuz etki ise kuzeyde yaşarken ekmeğini güneyde kazanan 2-3 bin kişinin işini kaybetme riski.

Diğer yandan, Doç. Dr. Kızılyürek kuzeye bir mevduat akışının mümkün olduğunu düşünmüyor. Güneydeki mali ortam güvensiz hale gelse bile, kuzey kesiminin daha güvenli olmadığını vurguluyor.

Şu anda mevduat nakliyle ilgili kısıtlamalar olduğunu belirten Doç. Dr. Kızılyürek, anlaşma imzalanmadan önceki yüklü mevduat nakilleriyle ilgili soruşturma açılabileceğini dile getiriyor.

Çözüm arayışı nasıl etkilenir?

İki akademisyen, Kıbrıs sorununa çözüm arayışlarının bu anlaşmadan nasıl etkileneceği sorusuna da farklı açılardan yaklaşıyor.

Doç. Dr. Kızılyürek, güneydeki kamuoyunda çözüm isteğinin güçlenebileceği görüşünü şöyle temellendiriyor: "Kıbrıs eskiden beri refah toplumu olageldi. Bu refah kaybı Kıbrıs Rum toplumunun çözüm perspektifini etkileyebilir. Gerçi ulusal onuru yaralanmış toplumların her zaman rasyonel davranması beklenmeyebilir. Ama yine de kişisel olarak çözüme daha yakın olunabileceğini düşünüyorum."

Doç. Dr. Hasgüler ise anlaşmanın Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetine ağır bir borç yükümlülüğü yarattığına dikkat çekerek, "Bunun çözüm vizyonuna etkisi olumlu olmayacaktır" diyor. Güneydeki hükümetin aldığı borçların kuzey kesiminde yaşayan vatandaşlara da yansıtılacak olmasının sorun yaratabileceğini düşünüyor.

Doç. Dr. Hasgüler'in işaret ettiği bir olgu da, Kıbrıs sorununa çözüm için Türk ve Rum tarafları arasında yürütülen görüşmelerde en az sıkıntı yaşanan alanın ekonomi dosyası olması.

Bankacılık alanında norm sağlanması bir yakınlaşma sağlayacak gibi görünse de, müzakerelerde ekonomi dosyasının daha karmaşık hale geleceği neredeyse kesin.

İlgili haberler