Rengin Arslan Silivri'den bildiriyor: Ellerinde bayraklar

Konuştuğum kişilerden biri üniversitede öğrenci, birisi emekli öğretmen, bir başkası ev hanımı... Biri "yurtseverler hapiste, devlet teröristle görüşüyor" diyor; bir başkası, "Bu barikat kim için kuruldu? Elimizde taş mı var sopa mı?" diyerek tepkisini gösteriyor.

Silivri en gergin günlerinden birini yaşıyor. Öğleden önce göstericilere sıkılan biber gazının fiziksel etkisi esen rüzgar sayesinde azalsa avukatlar, milletvekilleri ve tabii ki göstericilerin "ruh hali" üzerindeki etisi sadece bugün değil, uzun süre kalacak gibi.

Silivri duruşma yerleşkesinin dışında geceden kurulan barikatların arkasında kalan kalabalığın tek bir talebi var. Silivri'de yıllardır görülen ve çok sayıda sanığın tutuklu yargılandığı davaya yönelik tepkilerini dile getirmek.

Sabah yediden itibaren Silivri Yerleşkesi önünde toplandılar. Üzerlerindeki naylon yağmurluklar, hava koşullarından çok "TOMA koşullarına" yönelik gibiydi. Silivri'de daha önce de kitlesel eylem yapan göstericeler biber gazı ve tazyikli suya maruz kalmıştı ne de olsa...

'O Duvarınız'

Barikatların arkasında ise hem jandarma hem polis var. Barikatın önünde ise kurulmuş bir kürsüde konuşmalar yapılıyor. Sık sık "İmralı" kelimesi geçiyor konuşmalarda. MİT ve İmralı'da hapis PKK lideri Abdullah Öcalan arasında yapılan görüşmelere tepkiler var.

Sık sık slogan atıyor binlerce kişi. "Kahrolsun Amerikan emperyalizm" en çok atılan sloganlar arasında. Bazen şiir okunuyor, bazen türküler söyleniyor hep bir ağızdan.

Kürsüden biri Nazım Hikmet'in "O Duvar" isimli şiirini okutuyor kalabalığa. "O duvar o duvarınız vız gelir bize vız" en yüksek sesle söylenen dizesi oluyor. "Ankara'nın taşına bak" türküsü söyleniyor hep bir ağızdan.

Duruşma öncesinde görece sakin olan meydanda, İstiklal Marşı okuyor kalabalık. Barikatın arkasındaki, dinlenmek için oturmuş birkaç jandarma var. İstiklal Marşı okunmaya başlayınca onlar da fırlayıp kalkıyorlar ayağa.

Bundan yaklaşık bir saat sonra duruşma salonunda ve barikatların arkasında aynı anda başlayan "gerginlik" bütün atmosferi değiştiriyor.

Mahkeme salonunda CHP milletvekilleri ve Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Atilla Sertel, gazetecilere ayrılan bölüme gazetecilerin ve milletvekillerinin geçişine izin verilmemesine tepki gösteriyor.

Mahkeme salonu

Sertel sık sık, "Sayın başkan" diye söze başlayarak talebini dile getiriyor. CHP milletvekili Mahmut Tanal, pek çok sanık yakını, avukat ve gazetecinin dışarıda kaldığını, boş sıralara oturmalarına izin verilmesini istediğini söylüyor.

CHP milletvekili Bülent Tezcan Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese'ye, "Bu adalet bir gün size de lazım olacak" diyor. Mahkeme salonundaki izleyiciler bu konuşmaları sık sık alkışlıyor.

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese ise bugün böyle bir düzende karar kıldıklarını söylüyor. Tartışma sona ermiyor.

Bu sırada dışarıdan gelen gaz kokusu binanın içine sızıyor. Duruşmaya ara veriliyor.

Barikatlara biber gazına maruz kalan göstericiler ise yıkılmış barikatların arkasında sloganlar atmaya devam ediyor. En önde gençler var, kolları kenetli. Karşılarında ise gaz maskelerini takmış jandarma.

Protestolar

Konuşmalar yapılıyor. Kararlılık, "hukuksuzluğa karşı tepki" dile getiriliyor.

Toplu şekilde açıklama yapan avukatlar ise savunmanın daha adil ve daha özgür bir ortamda yapılmasının savunma aşamasındaki mahkeme süreci için elzem olduğunu söylüyor.

Ankara Barosu yönetim kurulu üyesi Erol Aras yaptığı açıklamada, bugüne kadar avukatların bu dava sürecinde çok kez aşağılandığını, geçen duruşmada tartaklandığını söylüyor; başka davalarda yargılana avukatları hatırlatıyor.

Davayı izleyenler arasında çok sayıda CHP milletvekili, Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Ercan İpekçi, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal, İstanbul Barosu eski Başkanı Turgut Kazan da bulunuyor.

11 Nisan Perşembe günü yapılacak duruşmada neler olacağı bilinmiyor ama bugünün etkisi hem içeridekilerin hem dışarıdakilerin öfkesini biraz daha bilediği kesin...

İlgili haberler