Belarus'un sürgün üniversitesi

Avrupa Sosyal Bilimler Üniversitesi'ndeki derslerinden bir an görülüyor

Rusya ile Polonya arasındaki Belarus'un Avrupa'nın değerlerine yakınlığı, diktatörlük olarak nitelenmesini önlemiyor.

Belaruslu öğrencilerin ülke dışında, "diktatörlükten" uzakta, demokratik bir ortamda eğitim gördükleri bir üniversiteleri var: Avrupa Sosyal Bilimler Üniversitesi.

Üniversite - bir dönem Sovyetler Birliği'nin parçası olan ve fakat birlikten ilk kopan üç cumhuriyetten biri olan - Litvanya'da faaliyet gösteriyor.

Oysa durum 20 yıl önce farklıydı; aradan geçen zaman herşeyi değiştirdi.

Raflarda çikolatalar

Kantin canlı. Burası Avrupa Sosyal Bilimler Üniversitesi'nin öğrenci mekanı. Raflarda çikolatalar görülüyor; yağlı çörekler ve simsiyah, sert kahve.

Öğretmenler masalarını öğrencilerle paylaşıyor. Canlı bir ortam burası: Ateşli tartışmaların gürültüsü bazen çatal bıçak, tabak seslerini bile bastırıyor.

Mariya Sliaptsova ikinci sınıf öğrencisi, uluslararası hukuk okuyor; kendisi eskiden başka bir okuldaydı.

Otoriterliğin ezberi

Mariya, Litvanya sınırındaki Avrupa Sosyal Bilimler Üniversitesi'ne gelmeden önce Belarus'un başkenti Minsk'teki üniversitesinde okuyordu.

Daha sonra, aslında sembolik olarak da önem taşıyan bir adımla, "sınırı geçip" komşu ülke Litvanya'daki bu okula geldi.

Sohbet ederken Belarus'taki eğitim sistemine ilişkin eleştiri getirip, görüşlerini dile getiriyor: "Kimse" diyor "Soru sormaya teşvik edilmezdi; burada tamamen farklı."

"Sayfalar dolusu bilgi ezberlememiz isteniyor."

Öğrenci Mariya Sliaptsova'nın hocası Tatsiyana Çulitskaya hemfikir.

"Maalesef" diyor Çulitskaya, "Belarus'taki orta öğretimde öğrencilerin beyinleri yıkanıyor."

Öğrencilerle yaptığımız sohbet sırasında, "demokrasinin en iyi yönetim biçimi olduğunu" söylüyorlar ama "otoriter rejimin de ekonomi açısından iyi olduğunu" ekliyorlar.

Öğretmenleri doğrudan, inatlaşarak karşı çıkmıyor bu bakışa; Çulitskaya "Farklı bir bakış açısı ile de bakılabileceğini anlatmaya çalışıyoruz." diyor.

Aslında öğretmenlerin teşvik etmek istediği bakış açısı, Belarus'taki gelişmelere bakınca hiç de isabetsiz görünmüyor zira "otoriterliğin ekonomik faydaları savı" iki sene önceki Ruble krizi ile Belarus'ta çürüyordu.

1992 yılında kuruldu

Avrupa Sosyal Bilimler Üniversitesi, Minsk Üniversitesi'nden kiraladığı iki odada eğitim vermeye başladı, lisans çalışmalarına 100 öğrenci katılıyordu.

İlerleyen dönemde daha çok öğrenci çekmeye, öğrenci değişim programlarına başladı.

2003 yılı geldiğinde bir toplantı oldu.

O toplantı Eğitim Bakanı Aleksandır Radzkov'un isteğiyle oldu, Sosyal Bilimler Üniversitesi'nin rektörü toplantıya çağırıldı.

Çaylı "sürgün" görüşmesi

Çay ve ikram edilen kek ironik bir biçimde, daha sonra alınacak kararların ağırlığına işaret ediyordu.

Bakan, rektörden istifa etmesini istedi, bu özel üniversitenin rektörlüğü için başka bir aday olduğunu söyledi.

Sessiz gitmeyecekti Anatoly Mihaylov; üniversite kapılarını kapattı; yüzlerce öğrenci açıkta kaldı.

Bakanlık, üniversitenin eğitim iznini kaldırdığını, sınıfların eğitim için gerekli koşullara sahip olmadığını açıkladı.

Devlet başkanı Aleksander Lukaşenko, kapatma kararının sorumluluğunu üstlendi ve "Avrupa Sosyal Bilimler Üniversitesi'nin Batı yanlısı olduğunu" ilan etti.

Sovitskaya Belarusiya gazetesi "Böyle bir üniversiteye ihtiyacımız yok" diye yazdı: "Seçkinlerimizi biz kendimiz yetiştiririz..."

Destek olanlar

Artık tarihe karıştığına inanılan üniversite, Litvanya hükümeti yeni bir yerleşke olanağını sunmasıyla yeniden hayat buldu.

1992 yılında kurulduktan sonra 2003 yılında tartışmalı bir ortamda faaliyeti engellenen Avrupa Sosyal Bilimler Üniversitesi artık Litvanya'nın kuzeyindeki bir fakültenin yerleşkesini paylaşıyordu.

Belarus'a yaptırım uygulayan AB'nin yürütme organı niteliğindeki Komisyon da üniversiteye destek veriyor; George Soros da bugün 1.800 öğrencisi olan üniversitenin çok sayıdaki özel destekçisi arasında bulunuyor.

İlgili haberler