Hırvatistan: AB üyeliği yolundaki dönüşüm

Hırvatistan Başbakanı Zoran Milanoviç ve Avrupa Komisyonu Başkanı Barroso

Hırvatistan Dışişleri Bakanı Vesna Pusiç, 1 Temmuz 2013'te Avrupa Birliği'ne üye olduklarında, katılım sürecinin 12 yıl 4 ayda tamamlanacak olmasından övünçle bahsediyor.

Hırvatistan'ın katılacağı AB, sürecin başındaki AB ile aynı değil. Geçen sürede AB, euronun başarılı şekilde yürürlüğe girmesinin yarattığı coşkudan, ekonomik rahatsızlığa sürüklendi.

Hırvatistan'da önceden olduğundan başka bir yer şimdi. Yüzyıl başında, eski Yugoslavya'daki komşularıyla yaşadığı anlaşmazlıkların mirasıyla boğuşuyordu. Şimdiyse, AB'nin kendisi için sıkça kullandığı ifadeyle, 'demokratik Avrupa ülkeleri ailesine' katılmaya hazırlanıyor.

Pusiç, "Süreci, kendi kurumlarımızı inşa etmek ve devletimizi istikrarlı hale getirmek için kullandık" diyor.

Haklı olsa da, pek çok Hırvat için sözleri oldukça soyut.

İşsizlik fırladı, nüfus seyreldi

Hırvatistan'ın ekonomisindeki fiili durgunluk beşinci yılında. İşsizlik artıyor; 2008'de % 13,4 düzeyindeyken bu yıl 20,4'e çıkması bekleniyor. Nüfus yaşlanıyor ve seyreliyor.

1991'de Hırvatistan'ın nüfusu 4,7 milyondu. Şimdi 4,3 milyonun altında ve bunun tek sebebi Hırvatistan'daki Sırpların 1990'larda ülkeyi terk etmesi değil.

Hırvatlar öfkeli. Liderlerine güvenmiyorlar ve son 20 yılda hayat sıradan kişiler için giderek zorlaşırken, az sayıda kişinin servet edindiğini görüyorlar.

Şimdiki Hırvatistan, 1991'deki bağımsızlıktan beri dev dönüşümler geçirdi. Avrupa İstikrar İnisiyatifi adlı düşünce kuruluşunun başındaki Gerald Knaus, yaşlanan nüfus ve ekonomik sorunlar gibi, Orta Avrupa'daki komşularıyla aynı, olağan problemlerle karşı karşıya olan Hırvatistan'ın "kendi başına bir başarı örneği" olduğunu söylüyor.

1995'te, Yugoslav ordusuyla ve Hırvatistan Sırplarıyla savaştan çıkan Hırvatistan'ın bazı bölümleri harap haldeydi.

Ülkeyi bağımsızlığa götüren Franjo Tudjman'ın iktidarında Hırvatistan, komşu Bosna-Hersek'i bölerek 'Büyük Hırvatistan'ı yaratma hülyasına kapıldı.

Tudjman milliyetçi olduğu kadar otoriterdi. 1999'da öldüğünde ülkesi uluslararası alanda izole olmuştu. Birkaç komşu ülke sayılmazsa, cenaze törenine katılan tek yabancı devlet adamı Türkiye Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'di.

Ordu ve istihbarat servisleri sivil kontrolünde değildi ve devlet içinde devlet gibi çalışıyorlardı. Tepedeki yolsuzluk alıp yürümüştü.

Dönüşümün izleri

Gerald Knaus, Hırvatistan'daki dönüşümün "inanılmaz" gözüktüğünü belirtiyor.

Hırvatistan'ı değiştiren vizyon sahibi bir liderlikti.

En esaslı değişiklikler Iva Sanader'in 2003'te Başbakan olmasıyla başladı. Tudjman'ın partisi Hırvat Demokratik Birliği'nin liderliğini kazandıktan sonra, çizgisini radikal şekilde değiştirmeye yöneldi.

Sanader'in iktidarında Hırvatistan NATO'ya üye oldu ve AB'ye katılım üzerinde ciddiyetle durmaya başladı. Güvenlik servisleri kontrol altına alındı. Bosnalı Hırvat örgütlerine desteğin kesilmesi için bir önceki hükümet tarafından başlatılan çalışmalar ilerletildi. Bu önlemler onlara, devletlerinin Hırvatistan değil Bosna olduğunu açıkça bildirdi.

Sanader'in yönetiminde ülke, milliyetçilerin kızmasına rağmen, BM'nin Yugoslavya'daki savaş suçlarıyla ilgilenmesi için Lahey'de kurduğu mahkemeyle tam işbirliği yaparak firari General Ante Gotovina'nın tutuklanmasının yolunu açacak istihbaratı sağladı. Gotovina daha sonra beraat etti.

Sanader ayrıca Sıprları hükümetine aldı ki böyle bir şey Tudjman yıllarında düşünülemezdi bile.

Hırvat ordusunun Sıprların elindeki alanları 1995'te almasının ardından Hırvatistanlı Sırpların kaçtıkları alanlara geri dönmesine getirilen idari engeller büyük oranda kaldırıldı.

Dönüşümü başlatan Sanader şimdi hapiste

Hırvatistan'ın dönüşümüne başkaları da katkıda bulundu. Örneğin, Cumhurbaşkanı Ivo Josipoviç, Sırplarla ve Müslüman Boşnaklarla uzlaşma için bazı önemli jestler yaptı.

Sanader yıllarındaki en büyük ironi, uygulanmasına yardımcı olduğu ve AB'ye katılım sürecinin parçası değişikliklerin, devrilmesine ve hapse girmesine sebep olması.

Tepede yolsuzluk yeniden yayıldı ve Sanader 2010'da tutuklanıp geçen yıl yolsuzluk nedeniyle hüküm giydi. Başka suçlamalarla ilgili olarak yargılanmasına devam ediliyor.

10 yıl önce, bu kadar güçlü birini hapse atmak hayal bile edilemezdi. Başka bazı üst düzeydeki kişiler de hapiste.

Ülkesinin AB'ye katılım sürecinin her adımını takip eden, Brüksel'deki Hırvat muhabirlerden Ines Sabaliç, şakayla Hırvatlar için "yolsuzluk karşıtı kampanyaların yeni milliyetçiliğe dönüştüğünü" söylüyor.

'Ekonomiye bak, aptal!'

Yeni milenyuma girilirken Hırvatistan hâlâ savaştan çıkmış bir ülkeydi. Artık durum değişti.

Geçen 10 yıl boyunca, eski Yugoslav ülkeleriyle her türlü bağlar yenilendi. Mesela Bosna, İtalya'dan sonra Hırvat malları için ikinci en büyük pazar. Birçok Hırvat şirketinin Sırbistan'da yatırımı var.

İlerideki birkaç yıl için önde gelen zorluk, istihdam ve ekonomik büyüme yaratmak.

Hırvatistan tarım potansiyelini çok ihmal etti. En büyük varlığı enfes sahilleri ve geçen yıl ülkede en iyi turizm sezonuydu.

Nüfusunun % 17,4'ü 64 yaşın üzerinde olan Hırvatistan'da yaşlanan nüfusun emekli maaşlarından yaratıcılığa kadar olan etkisi gelecek için büyük bir sorun.

Hırvat ekonomisi, bir parçası olmasa bile, Euro Bölgesi ile bütünleşmiş durumda; yani her şey Hırvatların elinde değil. En büyük pazarları olan İtalya, ekonomik krizden kötü şekilde etkilendi. Toplamda, Hırvatistan'ın ihracatının % 60'ından fazlası AB ülkelerine yapılıyor.

Kısa vadede Hırvatlar, AB'ye katıldıklarında çok az değişiklik fark edecek. Fakat katılma süreci zaten ülkeyi dönüştürmüş durumda. Şimdi, ekonomik bataktan çıkmak için taze fikirler gerektiren yeni bir safhaya geçiliyor.

20 yıl önce mesele, yeni doğan Hırvat devletini yaşatmaktı. Şimdiyse meseleler daha dünyevi ve 1992'deki Clinton döneminden kalma deyişle özetlenebilirler: "Ekonomiye bak, aptal!"

İlgili haberler