AB, polis şiddeti sorumlularından hesap sorulmasını istedi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin birçok kentine yayılan kitle hareketlerinin başlangıç noktası Taksim Gezi Parkı'yla ilgili olarak, "Çevrecilik konusunda ortaklık yapacaksanız gelin Başbakanınızla yapın" dedi.

Taksim bölgesiyle ilgili projelerini savunmayı sürdüren Erdoğan, "samimi olarak demokratik taleplerini ifade eden vatandaşların" durumunun istismar edildiğini öne sürdü.

Erdoğan ayrıca, "ideolojik" davrandığını iddia ettiği yabancı medyayı ve "faiz lobisini" suçladı.

Başbakan ile aynı toplantıda konuşan Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle ise polisin göstericilere yönelik şiddeti nedeniyle sorumlulardan hesap sorulması gerektiğini söyledi.

'Ben çevreyi tarihi, kültürü, yeşiliyle tanıdım'

Kuzey Afrika ülkelerine ziyaret turunu tamamlayarak dün gece yarısı İstanbul'a dönen Erdoğan, İstanbul Swiss Otel’de düzenlenen, "Küresel Sorunlar Karşısında Türkiye ve Avrupa Birliği İçin Ortak Gelecek” başlıklı toplantıya katıldı.

Türkiye-AB ilişkilerinin durumuna değinen Erdoğan, daha sonra sözü, Taksim Gezi Parkı'yla ilgili yeni düzenlemeye karşı gelişip yayılan gösterilere getirdi.

Sosyal medyada dezenformasyon olduğunu söyleyen Başbakan, Gezi Parkı'yla ilgili projelerin 2011'de hazırlandığını hatırlattı.

Çevrecilere seslenen Tayyip Erdoğan şu ifadeleri kullandı: "Çevrecilikte ortaklık yapacaksanız, gelin Başbakanınızla yapın. Çünkü ben çevreyi tarihi, kültürü, yeşiliyle tanıdım. Ben çevreciliğin ne olduğunu bilirim. Belediye Başkanlığı yaptım."

Taksim'deki gösterilere katılanların bir kısmının, Kürt sorununa çözüm sürecine karşı olduğunu öne süren Erdoğan, AB yetkililerine hitaben, "Bir taraftan çözüm süreciyle ilgili bize destek veriyorsunuz, teşekkür ederim. Ama bir taraftan da çözüm sürecine destek olmayanların böyle davrandığını bilmenizi istedim" diye konuştu.

Atatürk Kültür Merkezi binasının yerine, "dev bir opera binası" yapmayı planladıklarını anlatan Erdoğan, şöyle dedi: "Halkımın kâhir desteği bize evet demiş. Bunları onaylamasa İstanbul halkı bize destek verir mi? Bütün trafiği yerin altına alıyoruz. Benim vatandaşım gelsin, çoluğu çocuğuyla gezsin diye alıyoruz. Egzos kokusuyla gezsin istemiyoruz. Meydanı da gayet güzel bir peyzajla yeşillendirelim, şu andaki Gezi Parkı'na fark atacak bir park yapalım. AVM olması zaten ordaki metrekareye bakılırsa mümkün değil. Böyle bir şey söyledik; zaten Cumhuriyet Caddesi'nde bu var. Düşüncemizde şehir müzesi yapmak da var."

Yabancı medyaya ve faiz lobisine suçlama

Tayyip Erdoğan eylemlerde, demokratik taleplerini ifade eden vatandaşlardan ziyade, "bu durumu istismar edenlerin ön planda olduğunu" iddia etti. Polisin gösterilere, biber gazı ve tazyikli suyla müdahalesi konusundaysa Erdoğan, "Olayların başındaki müdahaleyle ilgili üzüntümüzü, eleştirimizi defalarca ifade ettik. İçişleri Bakanlığı işlemleri yapıyor" dedi.

"Bizi millet getirdi, götürecekse millet götürür. Hükümetle meselesi olan sandıkta bunun görür. Hesap sormak isteyen sandıkta hesap sorar" ifadelerini sarf eden Erdoğan, "Yüzde 50'nin değil, yüzde 100'ün partisi" olduklarını savundu.

Yabancı medyanın, Türkiye'deki olaylara "ideolojik" bakmamasını isteyen Başbakan, "Sipariş üzerine ilan yayınlamamalarını kendilerine hatırlatırım. Gazetelere ilan verme işi, Türkiye'nin güç devşirmesinden rahatsız olanların attığı adımlardır. Bu kaynakların nereden geldiğini de biliyoruz. Faiz lobisinin attığı adımlardır. Heveslenmesinler, istediklerine ulaşamayacaklar" diye konuştu.

Füle 'hayal kırıklığı' yaşıyor

Erdoğan'dan önce konuşan AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Stefan Füle ise polisin aşırı şiddet kullandığı iddialarının araştırılması ve sorumluların cezalandırılması gerektiğini vurguladı.

Demokratik bir toplumda barışçıl gösterilerin, görüşleri ifade etmenin meşru yolu olduğunu söyleyen Füle, "Böyle bir demokraside göstericilere karşı polisin aşırı güç kullanmasının yeri yoktur" dedi.

Stefan Füle, Türk hükümetinin de bunu kabul etmesinden memnuniyet duyduğunu belirterek, "Şimdi önemli olan, sadece çabuk ve şeffaf bir soruşturma değil ama aynı zamanda sorumlu kişilerden hesap sorulmasıdır" diye konuştu.

Kürt sorununun silahlı çatışmadan arındırılması girişimlerini öven Füle, "Aynı erdemler İstanbul'da ve Türkiye'nin diğer yerlerinde yaşanan gelişmeler bağlamında da üstün gelmelidir" ifadesini kullandı.

Füle, gösterilerle ilgili olarak Twitter hesabında, "Demokrasi, toplumun bütün kesimlerini dinlemek demektir" diye yazmıştı.

Swiss Otel'deki toplantıda Erdoğan'ın yaptığı konuşmanın ardından paylaştığı Twitter mesajındaysa şöyle dedi: "İstanbul konferansında, saygı ve kapsayıcı diyalog çağrısı yapanlara ulaşmak için bir fırsatın kaçmış olması nedeniyle hayal kırıklığı yaşıyorum."

İstanbul'daki BBC muhabiri Mark Lowen, son olaylardan Türkiye'nin 2005'te başlayan AB'yle üyelik müzakerelerinin olumsuz etkileneceğine dikkat çekiyor.

İnsan hakları konuları ve Kıbrıs sorunu, Türkiye'nin AB üyeliği önündeki engellerin önde gelenleri. Fransa ve Almanya'daki politikacıların muhalefeti de bu engeller arasında sayılabilir.

ABD'den yalanlama

Bu arada, Başbakan Erdoğan'ın, ABD'deki "Occupy Wall Street" olaylarıyla ilgili sözleri, Amerikan Büyükçeliği tarafından yalanlandı.

Erdoğan, "Bize ders vermeye gayret edenler Wall Street olaylarına nasıl bakıyorlar? Orada biber gazıydı, 17 kişinin ölümüydü, hepsi oldu" demişti.

Başbakanın bu sözleri sarf etmesinden kısa süre sonra, ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nin Twitter hesabında şu mesaj yer aldı: "Occupy Wall Street hareketi ile ilgli raporlar yanlıştır. Bu harekete istinaden hiçbir polis müdahalesi ölümle sonuçlanmamıştır."

İlgili haberler