Erdoğan'ın Sincan mitingi: Halk ne diyor?

Başbakan Tayyip Erdoğan, Sincan'da halka seslenecek

AKP'nin Gezi Parkı eylemlerine karşı adımı olarak nitelenen mitinglerin ilki 15 Haziran Cumartesi günü Ankara'da, Sincan'ın merkezindeki Pazaryeri'nde yapılacak.

Sincan, AKP'nin oldukça yüksek oy aldığı önemli bir ilçe. Sincan dendiğinde akla gelen ikinci yer ise komşu ilçe Etimesgut. Burada da önemli bir oy potansiyeli var ama 2009 seçimlerinde belediyeyi çok küçük bir farkla MHP'ye kaptırdı AKP.

Sincan'da ilk durağımız, mitingin yapılacağı Pazaryeri. Ana yolun hemen dibinde, etrafı binalarla çevrili geniş bir alan. Sıra halinde yerleştirilmiş banklarda insanlar soluklanıyor. Yanlarına yaklaşıp görüşlerini almak istiyorum ama hepsi de "sessiz" kalmayı tercih ediyor.

Yolda yürürken bir genç dikkatimi çekiyor. Bir kahvehaneye oturuyoruz. "Adımı veririm ama fotoğraf çektirmem" diyor. Yüzü görünürse başına iş açılabileceğinden çekiniyor.

Sefa Çelikkaya, 25 yaşında ve işsiz. "Aslında çalışmayı sevmiyorum" diyor. Kime oy verdiğini soruyorum. "Boş atıyorum. Herkes yolunda" diye yanıtlıyor. Eylemleri soruyorum, gülüyor: "Çok istedim gitmeyi. Hayattan memnun değilim. Gözaltı olur diye korktum..."

'CHP'nin oyunu'

Oturduğumuz kahvehanenin sahibi Muzaffer Yazıcı yanımıza yaklaşıyor. O gelince Sefa kalkıyor. Sohbetimiz bu kez Yazıcı ile başlıyor. Oldukça renkli bir kişilik. İki dönem ANAP Sincan İlçe Başkanlığı yapmış, gazete çıkartmış. Son seçimlerde CHP'ye oy vermiş. Kendi deyimiyle sağ partilere "küsmüş", sola dönmüş. "Başbakan, yüzde 50'yi evde zor tutuyorum deyince sokağa atmak istedim kendimi" diyor ama atmamış.

AKP'nin kalesinde karşılaştığım iki kişi de AKP'ye muhalif. "Peki, kim AKP'ye oy verdi?" diye soruyorum. Yazıcı, "Biz vermedik de veren var tabii" diye yanıtlıyor. Tam bu sırada 75 yaşındaki Hasan Yazıcı yanımıza oturuyor. "Ben verdim. Başka verecek adam mı var? Yine vereceğim" diye söze başlıyor. Olayları ise sükûnetle takip ettiğini söylüyor: "Bu konuda ortadayım ama yakma yıkma işine kızıyorum."

Kahvehane sahibi Muzaffer Yazıcı, çaylarımızı yudumlarken iki bina ötedeki berber dükkânını işaret ediyor. "Onunla da konuş" diyor. Müsaade isteyip berber Tevfik Koç'un yanına gidiyorum. Bir yandan müşterisiyle ilgilenirken bir yandan da sorulara yanıt veriyor.

"Bu iş, provokatörlerin işi. Amaçları ortalığı karıştırmak. CHP'nin oyunu" diyor.

Dükkânını 12 yıl önce açmış. Evinin taksitleri bitmek üzereymiş, daha bugün bir de araba almış. Bunların hepsini ekonomik büyümeye bağlıyor. Oysa bekârken oturduğu baba evi de kendilerininmiş.

Koç, eylemlerden rahatsız değil ama birçok AKP taraftarı gibi, "Yaktılar yıktılar. Kamu malı bunlar. Parası bizim cebimizden çıkıyor" eleştirisini yineliyor.

'Eşim ve çocuklarım MHP'li ben Tayyipçiyim'

Tekrar ilçe merkezine iniyorum. Çay içen iki kadın dikkatimi çekiyor. Yanlarına gidiyorum. 60 yaşındaki Fatma Sucu, oyunu MHP'ye vermiş. 46 yaşındaki ev hanımı Nilüfer Zararsız ise AKP'ye.

Fatma Sucu, "Ben de ağaçtan yanayım. AVM'ye karşıyım. Tayyip iyi adam da hep kendi taraftarlarını kayırıyor. Bu yüzden kızıyorum" diyor kaşlarını çatarak.

Nilüfer Zararsız ise şöyle konuşuyor: "Eşim ve çocuklarım MHP'li, ben Tayyipçiyim. Ona oy verdiğim için bana çok kızıyorlar ama oyumu yine ona vereceğim. Bunlar çok iyi. İstediğimi alabiliyorum, istikrar var." Çocuklarından konuşuyoruz, düzenli bir işleri yokmuş. "O zaman nesi iyi?" diye soruyorum. "Bilmem, iyi işte" diye yanıtlıyor.

Sincan'dan ayrılıp az bir mesafe kat ettikten sonra Etimesgut'a varıyorum. Bir parka giriyorum. Yaşları 50 ile 80 arasındaki 5 kişi oturuyor. Yanlarına gidiyorum. Masada adeta tüm partilerin temsilcileri var. 70 yaşındaki Kemal Altınok MHP'ye, Kamil Yazır ve Mehmet Ergün CHP'ye, Selamet Bolat AKP'ye, Hasan Hüseyin Uysal ise İP'ye oy vermiş.

AKP'ye oy veren Selamet Bolat, "ezelden beri Ecevitçi" olduğunu vurguluyor. Kılıçdaroğlu'nu sevmediği için Erdoğan'a oy verdiğini söylüyor. Bazı tabelalardan "Türkiye Cumhuriyeti" ibaresinin kaldırıldığı haberlerine gönderme yaparak, "TC'nin kaldırılmasından rahatsız oldum, bu seçim vermeyeceğim" diyor.

Ağaçların arasında parkın gizli bir köşesinde oturan dört genç: Selman Faruk Yıldırım, Alperen Mustafa Şahin, İbrahim Canlı ve Uğur Kızılboğa. Dördü de 19 yaşında ve üniversite sınavlarına hazırlanıyorlar. Bugüne kadar hiç oy kullanmamışlar, ilk seçimde Selman Faruk Yıldırım MHP'ye diğerleri AKP'ye oy vereceklerini söylüyorlar.

Eylemleri, "İsteyen istediğini yapsın da biz provokasyonlara karşıyız" diye değerlendiriyorlar. Uğur Kızılboğa, "Hükümet 2 milyar ağaç dikti. Eylemciler bunu görmüyor, çünkü dertleri ağaç değil. Başbakan gereğini yapıyor. Her yere küfür yazmışlar. Ona küfür bize küfür" diyor. Diğerleri onu destekliyor.

Alperen Mustafa Şahin, "Dış borcumuz kalmadı, ekonomi düzeldi. Bunların derdi başka" yorumunu yapıyor. Selman Şahin ise dış güçlerden bahsediyor. "Eylemciler camide bira içmiş, internette resimlerini gördüm. Bunu kabul edemeyiz. Göstericiler de uzattı; bir de yakıp yıkıyorlar, sertlik yapıyorlar" diyor.

"Mitinge katılacak mısınız?" diye soruyorum, "O gün sınav var, gidemeyiz" diyorlar.