Fenerbahçe hakkında UEFA'dan nasıl bir karar çıkabilir?

Süreç o kadar karmaşık bir hale geldi ki herkes hem haklı hem de haksız diyebiliriz!

Çünkü hem çok fena halde uzayan bir süreç var hem de birbiriyle çelişen iki ayrı karar var.

Bir yanda mahkemenin verdiği ancak henüz Yargıtay tarafından onanmayan bir karar; diğer yanda Türkiye Futbol Federasyonu'nun kurullarının verdiği bir karar var.

Mahkeme şike yapıldığına yüzde yüz kanaat getirirken, spor yargısı bir takım teşebbüsler olsa da bunun sahaya yansımadığını karar altına aldı.

Normal koşullarda iki ayrı kurumun kararlarının yer değiştirmesi veya aynı doğrultuda olması lazımdı.

Bu çelişkiler de herkesin kendi penceresinden bakmasına olanak veriyor. Bu nedenle baktığınız yere göre sanık mağdur hale dönüşebiliyor.

Rapor, mahkeme kararına dayanıyor

Fenerbahçe'nin UEFA Disiplin Komitesi'ne karşı verdiği savunmadan sonra medyaya yansıyan perde arkası verileri ele aldığımızda, UEFA müfettişi raporunu dönemin özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin hükmüne dayandırıyor. Fenerbahçe Kulübü doğal olarak kendi cephesinden bakıyor ve Yargıtay kararının beklenmesini talep ediyor.

Kulüp elbette bunu isteyebilir; bu en azından onlara vakit kazandırır ama bence temel savunma kendilerinin suçsuzluğu üzerine kurulmalıydı. Nihayetinde Türkiye Futbol Federasyonu kurulları mahkeme kararını beklemeden savcının iddianamesini esas alarak bir yargılama yaptı.

Hal böyle olunca UEFA müfettişi iddianameden daha güçlü bir belgeyle ortaya çıkmış oluyor. Hatırlanacağı üzere Türkiye Futbol Federayonu kurulları yargılamayı bir an önce yapmak istediklerinde Fenerbaçe Kulübü mahkemenin sonunun beklenmesini istemişti. Eğer federasyon da kulübü dinleseydi çok ağır kararlar vermek zorunda kalacaktı çünkü mahkeme kararı hiç de sarı lacivertli camianın lehinde çıkmadı.

Kulübün UEFA'daki savunmasına tanıklılk etmediğimiz için nasıl bir karar çıkacağını kestirmek güç. Eğer medyaya yansıdığı gibi müfettiş gerçekten sorulan sorular karşısında müşkül durumlara düştüyse Fenerbahçe'yi mutlu edecek bir karar bekleyebiliriz.

Diğer yandan kurul yapılan savunmalardan ziyade ortada varolan ve biri Fenerbahçe'yi mahkum eden (mahkeme kararı) diğeri ise onun bazı yöneticilerini kısmen suçlu bulan karara (spor yargısı) bakarsa olumlu bir sonuç beklemek elbette güçleşiyor.

Öte yandan yaşanan bu sürecin başta futbolseverler olmak üzere herkesin enerjisini yok ettiğinin de farkına varılmalı. Geciken adaletin adalet olmadığını hatırda tutmamız gerekiyor. Yargılama sürecinin kendisinin bizatihi bir cezaya dönüşmemesi lazım ancak özellikle hem yerel hem de uluslararası yargının bu konuda çok titiz olduğu söylenemez.

İlgili haberler