BDP hükümete 'Adım At" çağrısı yapacak

Barış sürecinde, hükümetin sorumluluklarını yerine getirmesini talep eden BDP, 30 Haziran'da üç büyük kentte yürüyüş ve mitingler düzenleyecek.

Mitingler, hükümetin ve PKK'nın süreçle ilgili gerekli adımları yeterince hızlı atmadıkları eleştirilerini karşılıklı birbirilerine yönelttikleri bir zamana denk geldi.

Türkiye’de hükümet ve PKK arasında başlayan ‘barış süreci’ kapsamında ilk aşamada PKK’nın sınır dışına çekilmesi, ikinci aşamada da hükümetin demokratik siyaset için kanalları açması öngörülmüştü.

İstanbul’da Dolmabahçe’de akil insanlarla bir araya gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sürecin birinci aşamasına ilişkin açıklamasında “silahlı unsurların yüzde 15’inin çekildiğini” dile getirdi.

Başbakan’ın açıklamasına göre, PKK militanlarının büyük bir kısmı Türkiye sınırları içinde. Dolayısıyla birinci aşamanın tamamlanıp tamamlanmadığı hala bir soru işareti iken, hükümetin ikinci aşamaya yani demokratikleşme sürecine geçmesi yönünde talepler de daha sık ifade ediliyor.

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) de adım atması gereken tarafın artık hükümet olduğunu, 30 Haziran’da “Hükümet Adım at” kampanyası kapsamında Diyarbakır, Mersin ve Adana’da düzenlenecek yürüyüşlerle meydanlarda duyuracak.

BDP kampanya ile ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“’Hükümet Adım At’ yürüyüşleriyle başlatacağımız kampanyamızı yaz boyunca, barajları, karakol inşaatlarını durdurmak için, hasta tutsakları ve siyasi tutsakları özgürleştirmek için, ana dilde eğitim için, seçim barajını düşürmek için, Roboski’de adalet için, koruculuğu kaldırmak için, Sayın Öcalan’a özgürlük için, daha çok demokrasi ve daha çok özgürlük için sürdüreceğiz.”

‘Provokasyona açık bir adım’

Süreç boyunca daha çok meclis koridorlarında dile getirilen taleplerin, artık meydanlarda duyulacak olması, Akil İnsanlar Heyeti Doğu Anadolu Bölgesi üyesi ve AKP Diyarbakır eski milletvekili Abdurrahman Kurt’a göre “provokasyona yol açabilecek bir adım.”

Barış yolunda, ilk aşama olarak belirlenen ‘silahlı unsurların sınır dışına çekilmesi’ sürecinin henüz tamamlanmadığını savunan Kurt, hükümetten adım atmasını beklemenin ‘doğru olmadığı’ görüşünde.

Image caption Galip Ensarioğlu ve Abdurrahman Kurt

Akil İnsanlar üyesi Kurt, süreçle ilgili şu yorumu yapıyor:

“Hükümetin ne yapacağından çok, PKK’nın elinden geleni yapıp yapmadığını sormak lazım. [Silahlı unsurların] yüzde 85’i hala içerde. Birinci aşamayla ilgili sorunlar bitmedi. PKK önce üzerine düşeni yapmalı. BDP’nin yürüyüş çağrısı da provokasyona kapı açan bir süreç olur. İyi niyetle yapılan bir çağrı değil.”

“Birinci aşamanın tamamlanmış gibi yapıldığını” belirten Kurt, BDP’nin yürüyüş çağrısı için “Bu hareket, bölgeden getirdiğimiz bilgileri, çabayı heba etmek olur” diyor.

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise, “hükümeti uyarmak için” düzenleneceğini söylediği mitinglerin “provokasyon” olarak görülmesine tepkili.

“Bir siyasi partinin miting yapması neden provokasyona açık olsun ki? Başbakan yapıyor [provokasyona] ‘açık’ olmuyor. Diğer muhalefet partileri yapıyor, ‘açık’ olmuyor. Biz niye yasal mitingler yaptığımız ve meydanlara çıkıp halkın taleplerini ilettiğimiz zaman provokasyon oluyor? Böyle bir anlayışı şiddetle kınıyoruz … Her alana çıktığımızda birileri provokasyon olarak diye bizi susturmaya kalkarsa, bu ülkede o zaman diktatörlük var demektir.”

‘BDP insiyatif alsın’

BDP’nin süreçle ilgili taleplerini meydanlarda “Hükümet Adım At” kampanyasıyla dile getirecek olmasına AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu da “Biz zaten adım atıyoruz. Onlar da böyle söylemekle bize tempo tutmuş olur, daha iyi olur” yorumunu yapıyor ve ekliyor:

“Sokağa çıkıp şiddet uygulamayacaklar herhalde. Sokağa çıkıp ‘Bu iş çabuk olsun’ diyecekler, biz de ‘olur’ diyeceğiz. Sonra biz de kendilerine ‘Siz de çabuk olun’ diyeceğiz. O kadar basit.”

“BDP’nin “arka koltukta değil direksiyonda oturması gerektiğini” belirten Ensarioğlu, BDP’nin sürecin işleyişinde daha çok insiyatif alması gerektiği kanısında.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, PKK’nın ‘yüzde 15 oranında geri çekildiğine’ atıfta bulunan Ensarioğlu, “Örgütün geri çekilmeyle ilgili daha temkinli ve yavaş yürüdüğünü biliyoruz … diğer yüzde 80 hareket halindeyse daha hızlı hareket etmeleri gerekecek” yorumunu yapıyor.

Hükümetin de sürecin işleyişinde ‘daha hızlı’ davranması gerektiğini belirten Ensarioğlu, barış süreci için şu benzetmeyi yapıyor:

“Neticede bu tür önemli ameliyatlar enfeksiyona açık süreçlerdir… Her an mikrop kapabilir. Bir an önce ameliyatı sonuçlandırmak lazım.”

PKK’nın çekilmesi ile ilgili çelişkili açıklamalar var.

Başbakan, yüzde 15 derken Hasip Kaplan, “Yüzde 60-70 oranında geri çekilme söz konusu olmuştur. Uzak noktadakilerin çekilmesi ise sürüyor” diyor.

Hükümetin sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini savunan Kaplan, “[Hükümetin] Özellikle tutuklu, şiddete bulaşmamış siyasetçilerin ve hasta hükümlülerin serbest bırakılmasından başlayarak düşünce, ifade özgürlüğü adına siyasi partiler seçim barajları konusunda bazı adımlar atması gerekiyor” mesajını veriyor.

İkinci aşamaya geçildi mi?

İkinci aşamaya geçilip geçilmediği konusunda da fikir ayrılıkları yaşanıyor.

Akil İnsanlar Doğu Anadolu Heyeti üyesi Abdurrahman Kurt, “PKK elinden geleni yapıyor mu?” sorusunu yöneltirken “Ben yaptım, sen niye yapmıyorsun gibi bir durum var. Birinci aşama tamamlanmış gibi yapılıyor… Bu çok kötü” yorumunu yapıyor.

İlk aşamanın tamamlanmadığı kanısında olan Kurt, Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde PKK’nın gençlik yapılanması ‘Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi’nin (YDG-H) asayiş birimi kurmasını, haraç toplamaların devam etmesini ve insan kaçırmaların devam etmesini’ aşamanın tamamlanmadığına dair işaretler arasında gösteriyor.

Gezi Parkı eylemleriyle ‘demokratik hak talep edenlerin’ meydanlara çıkmasının ardından barış sürecinin devamına dair talepler de meydanlarda duyulacak.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Gezi eylemcilerine yönelik kullandığı dil eleştiri konusu olmuştu.

BDP milletvekili Hasip Kaplan, “Hükümet Adım At” kampanyası dahilinde düzenlenecek mitinglerin ‘meşru hak talebi olduğunu’ ifade edip hükümete de “hoşgörülü olması” çağrısında bulunuyor:

“Devletin şiddetten aşırı güç kullanmaktan uzak durması gerekiyor. Halkın meşru, barışçıl sivil itaatsizlik eylemlerine daha saygılı, kendini ifade hürriyetini kullanması karşısında da daha hoşgörülü olması gerekiyor.”

İlgili haberler