Mursi'nin birinci yılında Mısır 'kutuplaşıyor'

Muhammed Mursi bir yıl önce, uzun dönem iktidarda olan bir devlet başkanından, yolsuzluk sarmalına dolanmış ve ekonomik olarak yıpranmış bir ülkeyi miras aldığında, yalnızca 100 gün içinde Mısır’ı ‘düzelteceği’ sözünü vermişti.

Bir yılın ardından, Mursi’nin ekonomik ve sosyal meseleleri çözme konusunda başarısız olması, ülkede geniş çaplı öfke ve hayal kırıklığı yaşanmasına, dolayısıyla Mursi’ye karşı bir hoşnutsuzluk doğmasına neden oldu.

Dört yıllık iktidarının başlangıcında Mursi, başta yargı, polis, medya ve yakın zamanda sanat dünyası olmak üzere ülkenin birçok kilit öneme sahip kurumla ters düştü.

Etrafındaki çember giderek daralan Mısır Devlet Başkanı, muhalefetin 30 Haziran’da düzenlemeyi planladığı büyük protesto gösterilerini gölgede bırakma amacıyla, hızla televizyonda bir konuşma yaptı.

Muhammed Mursi, Kahire’deki Uluslararası Konferans Merkezi’nde üst düzey yetkililer ve destekçilerine hitaben yaptığı konuşmada, “Daha ilk günden, Mısır’ın ilk özgür ve demokratik yollarla seçilen devlet başkanı olarak beni devirmek isteyenler tarafından bir biri ardına komplolarla karşı karşıya kalıyorum” dedi.

Ülkenin ilk İslamcı devlet başkanı Mursi, “Bu kadar zehirli bir havada, liderin en iyisi bile nasıl büyük başarılar elde edebilir? Yalnızca bir yıl boyunca, 4 bin 900’e yakın grev ve 22 tane milyonlara protesto çağrıları yapıldı. Devrilen rejimin eski işbirlikçileri devletin çökmesi için planlar yapıyor” diye konuştu.

Rakip gruplar

Devlet Başkanı’nın destekçileri ve karşıtları arasındaki ayrım eskisinden daha derin.

Solcu, liberal ve laiklerin oluşturduğu muhalefet, İslamcılara karşı birleşiyor ama ortak bir görüşte buluşamıyor.

Muhalifler, 30 Haziran’ı Devlet Başkanı Mursi’nin iktidardaki son günü olarak görüyor, ülke çapında büyük protesto gösterileri düzenleyip futbol sahalarının sembolik kırmızını göstererek, 2011’de Hüsnü Mübarek’i deviren ayaklanmaların tekrarlanmasını umuyor.

Birleşmiş Milletler eski diplomatı ve önde gelen muhaliflerden Muhammed Baradey, Arapça yayımlanan El Hayat gazetesine “Devrim daha bitmedi” dedi.

Muhalefet, devlet başkanını ve Müslüman Kardeşleri, devleti ‘İslamlaştırmak ve İslamcılara kilit öneme sahip kurumlarda tekel sağlamakla’ suçluyor.

Genç muhalifler, Nisan ayında büyük bir kampanya düzenleyip Arapça’da “isyan” anlamına gelen ‘Tamarud’ hareketiyle erken seçim çağrıları yapmıştı.

Kampanya, önde gelen muhalif siyasi partiler ve Baradey’in de aralarında bulunduğu muhalif isimler tarafından da desteklenmişti.

Kampanyayı organize edenler, üzerinde “Terk et” yazılı dilekçeler için 15 milyon imza topladıklarını iddia ediyorlar.

Tamarud Hareketi’nin sözcüsü Mahmud Badr, kısa süre önce BBC Arapça televizyonuna, “Bu, Müslüman Kardeşler’in devlet başkanına güvensizlik oyudur” yorumunu yapıp şu ifadeleri kullanmıştı:

“İmzalı dilekçeleri, Mursi’den güvenoyunu çekmeleri ve yeni seçimlere kadar geçici bir devlet başkanı ataması için Anayasa [Yüksek] Mahkemesi’ne sunacağız.”

Restleşme korkusu

Dilekçenin karşılığında, yüzbinlerce İslamcı, Mursi’ye destek için yürüyüş düzenlemişti. Bu hareket, Mısır’ın giderek daha çok kutuplaştığına işaret ediyor.

Şeriat yanlısı sloganlar atan protestocular, seçimle başa gelen devlet başkanlarını sonuna kadar savunacakları sözünü verdi.

İslamcı Cemaa el İslamiyya grubu lideri ve Mursi’nin önemli müttefiklerinden Tarık Zomor, hafta başında düzenlediği bir basın toplantısında “Bizi 30 Haziran’da protesto etmekle tehdit ediyorlar. Biz de aynı gün onların ezileceği sözünü veriyoruz” diye konuştu.

Muhalif Tamarud Hareketi’ne karşı, Mursi destekçileri de, Arapça’da “Tarafsızlık” anlamına gelen ‘Tagarud’ hareketini başlatıp destekçilerini harekete geçirdi.

Tagarud hareketini destekleyenler, seçimle başa gelen Mursi’nin ‘meşruiyeti’ olduğu gerekçesiyle, Mursi karşıtı kampanyaları ‘anayasaya aykırı’ ilan etti.

Birçok Mısırlı, Pazar günü düzenlenecek protesto gösterilerinin kanlı bir restleşmeye dönüşmesinden korkuyor.

Çarşamba günü, kuzey kenti Mansura’da iki kişinin öldüğü ve onlarca kişinin yaralandığı saldırıların, kanlı bir yüzleşmenin başlangıcı olmasından endişeleniliyor.

Mısır ordusu, başta Kahire’deki başkanlık sarayı olmak üzere ülke çapında birçok stratejik bölgeye takviye kuvvetler ve zırhlı araçlar konuşlandırdı.

Savunma Bakanı Abdülfettah el Sisi de, ülkenin iç çatışmaya sürüklenmesini engellemek için ordunun devreye girebileceği uyarısında bulundu.

Medya savaşları

Ülkedeki uçurumun derinliği ülkedeki medyaya da yansıyor.

Son 12 aydır, her iki taraf da TV, radyo ve basın üzerinden çekişiyor.

Devrim sonrası Mısır’da medya, Mübarek dönemine göre daha özgür. Fakat daha sansasyonel.

Devrim sonrası, sayısız yeni televizyon kanalı ve gazete türedi.

Hiciv yazarları, talk şov sunucuları ve köşe yazarları hemen hemen her gün devlet başkanı ile alay ediyor.

El Masri el Youm’da köşe yazarlığı yapan Alaa el Esvani, “Ne salak bir devlet başkanı! Mursi duygusal biri olsaydı, itibarını sarsan ve 30 Haziran’da onu iktidardan düşürebilecek milyonlarca Mısırlının çağrısı karşısında geri adım atardı” diye yazıp şu yorumu yaptı:

“Devlet Başkanı dinlemiyor çünkü, tüm Mısırlıları öldürmek isteyen ve bedeli ne olursa olsun iktidarda kalmak için anavatanı sabote eden bencil Müslüman Kardeşler’e bağlı.”

Mursi destekçileri de İslamcı ağırlıklı rakip yayın organları aracılığıyla karşılık veriyor.

Müslüman Kardeşler destekçisi olan ve adını hareketin siyasi partisinden alan Özgürlük ve Adalet gazetesinde yazan İslamcı düşünür Abdullah Hilal de, “30 Haziran’daki darbeyi destekleyenler Amerikalıların ellerindeki hainler ve kuklalardır. Onlar, Mısır çapında hasar yaratmak isteyen Amerikan-Siyonist projenin bir parçasıdır” yorumunu yaptı ve uyardı:

“Tüm Mısırlıları, şeytanın mesajını dikkate almamaları konusunda uyarıyorum.”

Devlet medyası ise, siyasi tutumları dikkate alınmaksızın, her kim iktidarda ise, o güce itaat eden ve yumuşak bir tutum sergileyen medya organı olarak görülüyor.

Devlet denetimindeki gazetelerin manşetleri Mübarek döneminin devamı niteliğinde.

El Ahram gazetesinin 26 Haziran’daki başlığı, “Devlet başkanı, valilerine halkın şikâyetlerine çözüm bulmaları talimatını verdi” şeklinde atılmıştı.

Devlet medyasında görevli birçok editör ve yayıncı, geçtiğimiz aylarda bakanların editoryal içeriğe müdahalelerini gerekçe göstererek istifa etti.

Geçen Aralık ayında, ünlü televizyon sunucusu Bothina Kamel, canlı yayınlanan ana haber bülteninde “Müslüman Kardeşler haber bülteni için bizi izlemeye devam edin” ifadesini kullandığı için disiplin uyarısı aldı.

Gazeteciler ve Bassim Yusuf gibi hicivcilerin de aralarında bulunduğu popüler TV sunucuları son beş ayda devlet başkanına hakaret etmek suçundan adli soruşturmaya tabi tutuldu.

Öfke büyüyor

Müslüman Kardeşler destekçileri ve laikler arasındaki siyasi rekabet artarken, kamuoyu yoklamaları halk arasında giderek büyüyen hoşnutsuzluğa dikkat çekiyor.

Mısır Kamuoyu Araştırma Merkezi (Baseera), devlet başkanını destekleyenlerin oranının, Mursi’nin ilk 100 günün sonunda yüzde 78 iken, yeni araştırmaya göre yüzde 32’ye düştüğünü gösteriyor.

Halk arasında artan öfkenin başlıca sebepleri bazı bölgelerde yaşanan elektrik ve su kesintileri ve yaşam standartlarının kötüleşmesi.

Öfke, 30 Haziran’da düzenlenecek protesto gösterileri öncesi de arttı.

Huzursuzluğun daha belirgin hale gelmesi ve Mursi destekçileri ile karşıtları arasında sokaklarda yaşanan restleşme nedeniyle birçok Mısırlı, temel gıda ihtiyaçları ile yakıt depolamaya başladı.

Aralarında konserve yiyecekler, baklagiller ve dondurulmuş sebzelerin bulunduğu birçok gıda en çok rağbet görenler arasında.

Yakıt sıkıntısı da var. Sabırlar da tükeniyor. Yakıt almak için sıcağın altında, benzin istasyonlarının önünde bekleyen öfkeli şoförler kavgaya tutuşuyor.

Milyonlarca yoksul kişi için de, turizmle sağlanan gelir kaynaklarının çökmesi, gıda fiyatlarının artması ve sübvanse edilen ekmeğe olan bağlılık nedeniyle yaşanan ekonomik durgunluk, asıl öfkenin sebebi.

Döviz rezervleri Mübarek dönemine göre yarı yarıya azaldı ve Mısır para biriminin değeri geçen yıl ABD doları karşısında yüzde 10 oranında değer kaybetti.

Mısır sokaklarında güvenliğin sağlanamaması nedeniyle suç oranlarında da artış var.

Polis görevini tam yapmıyor ve Mübarek döneminde hali hazırda yetersiz olan hizmetler giderek zayıflıyor.

Daha iyi çalışma koşulları talep eden öfkeli kamu çalışanları ve fabrika işçilerinin her gün greve gitmesi günlük hayatın kaçınılmazlarından.

Yeni atanan İslamcı Kültür Bakanı (El Tevgid el Arabi üyesi) grevler nedeniyle iki hafta ofisine giremedi.

Geçen hafta da Mursi’nin, 1997’de çok sayıda turistin ölümüne neden olan Cemaa el İslamiyya grubuna üye bir ismin Vali olarak atanması üzerine turizm çalışanları, Luksor’da hükümete ait binaların kapılarını mühürledi.

Turizm başkentindeki ayaklanma üzerine Vali Adil El Hayat istifa etti.

Devlet Başkanı Mursi, muhalefetin ulusal uzlaşı çağrılarını reddetmesinden sonra Müslüman Kardeşler üyelerine ve İslamcı müttefiklerine inanmaktan başka seçeneği olmadığını söylüyor.

Muhalefet ise, Mursi’nin diyalog çağrısının samimi olmadığını savunuyor ve erken seçim çağrısı yapıyor.

Müslüman Kardeşler’in üst düzey liderlerinden Mustafa el Ghenemy ise, “Bu çok saçma” yorumunu yapıyor ve ekliyor:

“Her iki üç ayda bir devlet başkanını değiştirmek isteyecekler. Devlet Başkanının 30 Haziran’da devrileceğine inanlar aldanıyor.”

İlgili haberler