Mısır'da tüm bölgeyi etkileyecek kriz

Kahire dev, insanlarla, insan enerjisiyle dolu bir yer, ama aynı zamanda herkesin herkesi tanıdığı küçük mahallelerin kenti de.

Muhammed Mahmud Caddesi, Mısır'daki protestoların odak noktası Tahrir Meydanı'na çıkan uzun bir yol.

Ulusal politika sularındaki kıpırdanışlar, bu caddenin sakinlerine yaşamlarının dayanak noktalarına çarpıp, aşındıran dalgalar gibi geliyor.

Bu durumdan da Müslüman Kardeşler kökenli Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi sorumlu tutuyorlar.

Kaldırımdaki pejmürde, küçük bir kafede tatlı çayları ve nargileleri eşliğinde oturan dört orta yaşlı erkeğe, iki taksi şoförü ve iki muhasebeciye, eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek gibi birini tercih edip etmediklerini sordum.

Hepsi, sanki bu dünyanın en aşikâr şeyiymiş gibi 'evet' dediler. Suudi Arabistan'daki işinden memleketine dönen muhasebecilerden biri Said Ahmed, 'Evet, çünkü o zaman güvendeydik' diye ekledi.

Suç salgını, özellikle sokaklardaki soygunlar çok sayıda Mısırlı için büyük bir endişe.

Güvenlik kaygısı

Güvenlik güçleri sizin peşinizde olmadığı sürece, eski tip Ortadoğu polis devletleri genelde güvenliydi.

Bugünlerde Mısırlılar, sürekli ailelerinin güvenliğinden kaygı duyuyor.

Devrimden bu yana kendilerine yapılan kötü muameleden şikâyet eden ve geçmişinde Müslüman Kardeşlerle çatışma mirası olan polis genelde pasif kaldı.

Taksi şoförlerinden biri, Ali Fathalk yakıt sıkıntısından şikayetçi. Yakıt sorununun bir nedeni kısmen Mısır'ın başındaki belalardan biri olan verimsizlik, kısmen de hükümetin ithal mallarına ödeyecek döviz sıkıntısı çekmesi. Mısır lirasının değeri baş aşağı düştü.

Ali, 'Ben sadece şoförüm. Günlük araba kiralıyorum. Sonra da günün yarısını yakıt almak için kuyruklarda geçiriyorum. Çocuklarıma bakmam lazım' diyor.

'Peki, Mursi nerede hata yaptı?' diye soruyorum. Hepsi dudak büküyor.

Diğer taksi şoförü Yaser Abbas 'Her yerde, Mursi meşru seçim zaferinden bahsediyor ama o da yasadışı işler yaptı' diyor.

Diktatöryel eğilimler

Cumhurbaşkanını hukukun üzerinde tutan geçen yılki anayasa deklarasyonundan bahsediyor. Mursi, büyük gösterilerden sonra bu deklarasyonu bir diğeriyle değiştirdi.

Ama bu, çok sayıda Mısırlı'nın hoşlanmadığı diktatöryel bir eğilimi göstermişti.

Çaylarını ve nargilelerini içerken, Mısır'daki ortak bir şikayeti dile getirdiler; Geçen yılki cumhurbaşkanlığı seçimi tatmin edici değildi, çünkü Mübarek rejiminden bir isimle, Müslüman Kardeşler'den Mursi arasında seçim yapmak zorunda kalmışlardı.

Bir kanıtları yoktu, ama seçimde usulsüzlük yapıldığından da eminlerdi.

Bu arada, seçimin son turuna kalan adaylar bir manipülasyondan sonucu değil, laik liberaller ve devrimcilerin adaylarını seçimin son turuna götürecek ölçüde kendilerini örgütleyememesinden bu şekilde oluşmuştu.

Kafedeki dört arkadaş, Cumhurbaşkanı Mursi'nin seçim zaferinden bu yana, Mısır'ı ülkenin çıkarları adına değil, Müslüman Kardeşler'in çıkarları doğrultusunda yönettiğinden şikayetçiydi.

Müslüman Kardeşler'in binası

Müslüman Kardeşler 1928'de kuruldu, ama kökleri 19.yüzyılın dini canlanma hareketlerine dek gidiyor.

Uzun vadede Şeriatla şekillenen devletler amaçlayan hareket İslam ülkelerinde yayıldı.

1950'lerden Cumhurbaşkanı Mübarek'in devrilmesine dek, Müslüman Kardeşler bazen kovuşturmaya uğradılar, bazen de hoş görüldüler. Ama hep yasadışıydılar.

Mübarek devrildikten sonra Müslüman Kardeşler, Kahire'nin bir banliyösünde kusursuz bir genel merkez binası yaptırdı.

Kuran ve kılıçlardan oluşan amblemi yeni genel merkezin üzerinde gururla ışıldıyordu.

Yeni açıldığında binayı ziyaret etmiştim. Müslüman Kardeşler'i destekçileri arasındaki zengin işadamlarına ait lüks otomobiller hemen binanın önünde sıralanmıştı. Binanın büyük girişinde hareketin eski üyeleri ziyaretçileri kabul ediyordu. Önemli bir kısmı hapiste yıllarını geçirmişti.

Cumhurbaşkanı Mursi karşıtlarının yağmalayıp, yaktıkları bina şu anda bir harabe.

Muhalefetin umutları ne olursa olsun, Müslüman Kardeşler iktidardan kolay vazgeçmeyecek. Vazgeçmek zorunda olmadıklarını, çünkü oy vermeden önce sonucunu bilmediğiniz, özgür bir seçimde kazandıklarını söylüyorlar.

Büyük bir oyun hamlesi

Mısır zorlu dönemlerden geçti ve ülkenin önünde daha zorlu günler olabilir.

Ordunun müdahalesi, büyük bir oyun hamlesi. Generaller darbe planlamadıklarını söylüyor, ama seçilmiş bir cumhurbaşkanını görevden alır, ya da yetkilerini elinden alırlarsa yaptıkları askeri darbenin pekçok tanımıyla örtüşecek.

Bir yanda Mısır'daki radikal İslamcılar'ın tepkisi riski var, ki bu kanlı olabilir. Diğer yanda da Mısır Ordusu'nun masraflarını karşılayan Amerikalılar.

Amerikalı vergi mükelleflerinin masraflarını karşıladığı bir ordunun, seçilmiş bir cumhurbaşkanını devirmesi Washington'da pek hoş karşılanmayacaktır.

Bütün bunlar, sadece Mısır'ı değil tüm bir bölgeyi ilgilendiriyor. Burada yaşananlar, Arap ayaklanmalarından sonra ortaya çıkan yeni Ortadoğuyu şekillendirecek.

Şimdiye dek en büyük kazanan Müslüman Kardeşler ve siyasi İslamdı.

Mısır'da Müslüman Kardeşler'in iktidarına zarar verecek, lekeleyebilecek, hatta bu iktidara son verebilecek her şey, Ortadoğu'nun başka yerlerindeki iktidar mücadelesini de değiştirecek.