Obama'nın Mısır açmazı: Darbe veya otoriter İslamcı iktidar

Mısır adeta 2011 yılında Hüsnü Mübarek'in devrildiği günlere geri dönmüş gibi.

Cumhurbaşkanının devrilmesi talebiyle Kahire sokaklarını dolduran insanlardan, halkın yanında kalabilmek için dikkatli manevralar yapan orduya, iç veya dış mihraklardan gelen dayatmalara boyun eğerek istifa etmeyeceğini söyleyen cumhurbaşkanından, onu, halkının sesini dinlemeye davet eden ABD başkanına kadar.

Ve, Washington yine aynı açmazla karşı karşıya: İstikrar mı, halk iradesi mi?

Yalnız bir önemli fark var. Mübarek'ten farklı olarak Muhammed Mursi 2012 yılının Haziran ayında, yani bir yıl önce, biraz sınırında da olsa genel olarak serbest ve adil olduğu söylenen seçimlerle işbaşına gelmişti.

Bir başka fark ise göstericilerin, ellerinde Başkan Barack Obama ve Amerikan büyükelçisinin yüzlerine çarpı işareti çizilmiş resimlerini taşıması.

Mursi yönetiminin giderek otoriterleşmesine rağmen ABD 2012 seçimlerine saygılı olduğunu söylemeye devam etti ve böyle yapmakla, İslamcı cumhurbaşkanına oy vermeyen nüfusun diğer yarısının tepkisini de üzerine çekti.

Politikada yavaştan değişim

Kitlesel protestolar karşısında son bir kaç gündür Washington'un izlediği politikada da yavaş yavaş bazı değişiklikler yaşanıyor.

"Mısır'ın sokakları ABD'yi politikasını gözden geçirmeye zorluyor" diyor eski bir Mısırlı diplomat.

2011'de de böyle olmuştu. O sırada Kahire'den bakıldığında ABD'nin kendi hesapları varmış gibi görünüyordu ama Obama o zaman da kitlelerin Mübarek'in konuşmalarına ve diyalog çağrılarına verdiği yanıtlara göre baskısını artırıp azaltmıştı.

Obama defalarca Mübarek ile konuşmuş ve ona halkın sesini dinlemesini tavsiye etmiş, aksi taktirde istikrarın bozulacağı uyarısında bulunmuştu.

Mübarek ise Amerikan başkanının çağrılarını reddetmiş, kısa süre sonra ordu müdahele ederek onu kenara itmiş ve kendi gözetiminde bir değişim süreci başlatmış, bunu da Mursi'nin zaferiyle sonuçlanan seçimler izlemişti.

Şimdi, Mursi hakkındaki büyük çekincelerine rağmen Washington, onun direncinin yol açabileceği bir askeri darbenin iki yıldır sivil bir yönetim oluşturulması yönünde katedilen mesafeleri yok edip yine başa dönülmesine sebep olabileceğinden korkuyor.

Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre, Pazartesi günü Başkan Obama, Cumhurbaşkanı Mursi'ye telefon ederek ona ABD'nin "Mısır'da demokratik süreçlere bağlı olduğunu ve hiç bir parti ya da grubu desteklemediğini" söyledi.

Obama, Mursi'ye aynı zamanda "demokrasi seçimlerden ibaret değildir, aynı zamanda bütün Mısırlıların, seslerinin duyulduğu ve hükümetin kendilerini de temsil ettiği konusunda ikna edilmesi anlamına gelir" dedi ve onu göstericilerin kaygılarını değerlendirmeye çağırdı.

Başarısız ABD müdahalesi

Amerikan yönetimi Mısır cumhurbaşkanına ne yapacağını dikte ediyormuş gibi görünmekten de endişe ediyor.

Bu yüzden, Mursi'nin dünkü konuşmasından önce bir Amerikalı yetkili ABD yönetiminin Mısır cumhurbaşkanından bir şey talep etmediğini sadece adım atmasını istediğini söyledi.

Fakat Mursi'nin yaptığı meydan okuyucu konuşma zaten Mübarek kadar Amerikan etkisine kapalı olduğunu gösterdi.

Müslüman Kardeşler'in Mursi tarafından dile getirilen yaklaşım, sonlarını hazırlayacak bir süreci kabullenmek yerine, savaşarak yenilmeyi ve mağdur rolüne geçmeyi hedef alıyor.

Fakat Amerikan yönetiminin temkinli yaklaşımı, ABD'nin Müslüman Kardeşler'i desteklediği inancının yaygın olduğu muhalif çevrelerde de kuşkuyla karşılanıyor.

Mübarek'in düşüşü öncesinde ABD'nin Müslüman Kardeşler ile bir ilişkisi olmamıştı ama, Amerikan yönetiminin halkın sandıkta gösterdiği iradeye saygılı olma konusundaki ısrarı bu şekilde yorumlanıyor.

Hamas'tan sonra aşırı refleks

Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın Nisan ayına kadar Ortadoğu masası uzmanlarından olup şu anda Atlantik masasında çalışan Amy Hawthorn, "ABD seçim sonuçlarının meşruiyetini kabul ederek, geçmişte Mısır'da otoriter rejimleri desteklemekten pişman olduğunu gösterdiğini, kendisine olan güvensizliği bu şekilde giderebileceğini düşündü" diyor ve ekliyor:

"Fakat, ABD bunu yaparken, İslamcı bir cumhurbaşkanı ihtimalinin bir çok Mısırlıyı ne kadar sarstığını, Mursi'nin seçimi kazanmasının bu insanları ne kadar şok ettiğini ve ABD'nin bu rejimle bir ilişki kurma çabasının ne kadar aceleci göründüğünü anlayamadı."

Bush başkanlığındaki Amerikan yönetimi 2006 yılında Filistin topraklarında yapılan seçimlerin sonuçlarını, kazanan parti Hamas İslamcı olduğu için reddetmişti. Hamas ayrıca ABD Dışişleri Bakanlığı'nın terör örgütleri listesine konmuştu.

Fakat Bush yönetimi bunun ardından, "Amerikan yönetimi demokratik seçimleri, sadece sonucundan memnun olduğu zaman geçerli sayıyor" denilerek eleştirilmişti. Şimdi bir çok yorumcu Obama yönetiminin bu eleştirilere karşı aşırı savunma güdüsüyle hareket ettiğini söylüyor.

Hawthorne, "Yönetim Mursi ile işbirliği yapmak ile onu eleştirmek arasındaki doğru dengeyi bulamadı" diyor.

Aralık ayında Mursi'nin baş danışmanlarından Essam el Haddad Beyaz Saray'da görüşmeler yaparken, Başkan Obama toplantıya girivermiş bu da bazıları tarafından Müslüman Kardeşler ve Muhammed Mursi'nin Amerikan yönetiminin yeni dostları olduğuna kanıt olarak gösterilmişti.

Şimdi Mısır kimlik arayışını sürdürür, belirsizlik ve muhtemelen kanlı günlere hazırlanırken Washington, hem askeri bir darbe olasılığından hem de istikrarsızlık ve İslamcı iktidarın güçlenmesi ihtimalinden endişe ediyor.

Aynı 2011'de olduğu gibi Washington'daki askeri yetkililer Mısır'lı komutanlarla sürekli telefon bağlantısı içindeler.

ABD yönetimi muhtemelen, askerler yönetime el koyacaksa bile, bunu şöyle veya böyle, demokrasiyi koruma amacıyla yaptıklarının söylenebileceği bir şekilde yapmasını umuyor. Çünkü açıkça darbe yapılırsa ABD Mısır'a yaptığı 1 milyar 300 milyon dolarlık askeri yardımı askıya almak zorunda.

İlgili haberler