Mısır'ın başarısız demokrasi deneyimi

Muhammed Ramazan kızgındı. Nazik ve samimiydi, ama öfkeden yerinde duramıyordu.

'Ordu ve General sisi Mısır'a ihanet etti, devrimimize ihanet etti. Bizi, Mısır halkını korumaları gerekirdi, ama biz boğuyorlar' dedi.

Muhammed, sökülmüş kaldırım taşlarından yapılma alçak bir duvarın yanında duruyordu.

Duvar, Kahire'nin Nasr City semtinde devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Mursiyi destekleyenlerin, Raba el Adaviye Camisi etrafında işgal ettikleri sokakların sınırını işaretliyordu.

Arkasında hepsi sakallı üç dizi adam duruyor.

Başlarında baretler, ellerinde çeşit çeşit sopalar ve borular var. Birinin elindeki sopanın ucuna keskin çiviler yerleştirilmişti.

Biri, ellerindeki sopalara baktığımı görünce, 'Onların silahları ve uçakları var. Bizimse sadece sopalarımız' diye bağırdı.

Tüm Mısırlıları korumak istediğini söyleyen ordu sükunet çağırısında bulunuyor.

Bu ülkenin vatandaşları silahlı kuvvetlere saygı duyuyor, hatta tapıyorlar. Ama siyasete müdahalesi ve Cumhurbaşkanı Mursi'nin devrilmesi toplumun büyük bir bölümünü orduya yabancılaştırdı.

Bölünmenin bir yanında Müslüman Kardeşler hareketinden gelen cumhurbaşkanı Mursi'nin, en az Muhammed Ramazan kadar öfkeli destekçileri var. Halkın demokratik iradesinin hiçe sayılması olarak gördükleri duruma öfkeliler ve kendilerine yapılanı öyle uysalca kabul etme havasında da değiller.

Öteki Mısır ise, kutlama yapmak için Tahrir meydanına ve cumhurbaşkanlığı sarayının yakınlarına akın ediyor.

Ordu, birkaç gündür Kahire semalarındaki hava gösterileriyle onları eğlendiriyor.

Sıra sıra helikopterler bayraklarla Tahrir Meydanı'nın üzerinden geçiyor. Daha yüksek irtifadaysa jetler arkalarında, Mısır bayrağı renklerinde, siyah, kırmızı ve beyaz dumanlar bırakarak uçuyor.

Uçaklar aynı zamanda şimdi kimin patron olduğunu hatırlatıyor.

Geçen yıl cumhurbaşkanlığı seçimlerinde siyasi İslamcılara karşı ağır bir yenilgi alan laik muhalefetin liderleri, aslında yaşananlar bu kelimelerin çoğu tanımına uysa da, Mısır'da olanları tanımlamak için 'darbe' ya da 'müdahale' sözcüklerini kullanmaktan imtina ediyor.

'Somali olabilirdik'

Bunun yerine, silahlı kuvvetlerin halkın talepleri doğrultusunda hareket ettiğini söylüyorlar.

Eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'e 'artık süren doldu' dedikten sonra Mısır'ı yönetmeye başladığında orduyu yüksek sesle eleştirilenlerden biri olan muhalif lider Muhammed el Baradey, ülkenin 'iki arada bir derede' kaldığını belirtiyor.

Baradey, Cumhurbaşkanı Mursi'nin kendisini bir firavuna dönüştürmeye çalıştığını ve bu süreçte meşruiyetini kaybettiğini söylüyor.

Baradey, 'Ordu harekete geçmeseydi alternatifi iç savaştı. Durum Somali'deki kadar kötüleşebilirdi' diyor.

Baradey Mısır demokrasisinin emekleme çağında olduğunu söylüyor.

'Burada Avrupa, ya da Amerikan demokrasisinin standartları uygulanamaz. Ordunun adımları devrimi doğru yola koyacak' diyor.

Mısır için en iyi senaryo ordunun zoruyla bir sükûnet dönemine girilmesi.

Baradey siyasetin süreceğini ve bunu seçimlerin izleyeceğini söylüyor.

En kötü senaryoysa, ordunun önlemeye çalıştığını söylediği şiddetin bir cihat kasırgası olarak geri dönmesi.

Mısır'da siyasi sistemi 'yeniden başlatmaktan' bahsedilmesine karşın, gerçek şu: Ülkenin demokrasi deneyimi büyük bir fiyaskoyla sonuçlandı.

Ülkedeki en büyük siyasi ve sosyal hareket Müslüman Kardeşler'in liderleri ve siyasi partisi 2011'den önce olduğu gibi tutuklandı.

Ordunun müdahalesi Mısır'ın dev ekonomik sorunlarının çözümü için tek başına yeterli değil. Ülke de derin bir bölünmüşlük var.

Bu, yeni bir dönemin başlangıcı için iyi değil.