İki hukukçunun gözünden Ergenekon davası

Telif hakkı N

Ergenekon davası, birbirinden farklı açılardan Türkiye’nin gündemini belirlemesinin yanında hukuki yönden Türkiye’nin en çok tartışılan davası oldu.

Dijital deliller, gizli tanık ifadeleri ve gizli tanıkların kimlikleri kamuoyunun gündeminde en çok yer edenlerdi.

Türkiye’nin bu tarihi davasında yaşanan hukuki süreci, Türkiye’de yarattığı değişimi iki hukukçuya sorduk. Eski Cumhuriyet Başsavcısı avukat Reşat Petek ve Ergenekon davasında yargılanan üç kişinin avukatlığını yürüten Hüseyin Ersöz davanın hukuki yönünü ve Türkiye’ye etkilerini değerlendirdi.

Ersöz “süreç içinde birçok hukuk aykırılığına şahit olduk” derken, Petek eksiklikler olmasına rağmen adil yargılama ilkesiyle uyumlu bir yol izlendiğini düşünüyor.

Adil yargılama yapıldı mı?

Ersöz yaşanan olumsuzlukları, “Konuşma sürelerinin kısıtlanması, tanıklara soru sorma imkânı verilmemesi, tavandan sarkıtılan cihazlarla konuşmalarımızın kayıt altına alınması, jandarma nezaretinde duruşma salonundan avukatların çıkartılması vs bunlardan sadece birkaç tanesi,” diyerek özetliyor.

Telif hakkı N
Image caption Reşat Petek: Yargılama ilkesiyle uyumlu bir yol izlendi.

Reşat Petek ise, dijital kayıtların karara yapılacak itirazlar aşamasında önemli olduğunu dile getiriyor ve mahkemenin yeri, savunma hakkı gibi konularda ihlal yaşanmadığını düşünüyor. Petek, “sanık ve savunma haklarının korunduğunu” gözlemlediğini aktararak, ekliyor: “Mahkemelerin Silivri’de olmasının, mahkeme salonunun cezaevi yerleşkesi içinde olmasının, adil yargılamaya imkan vermediği iddialarına katılmıyorum. İddia ve savunmaların dijital kayda alındığı, açık ve aleni bir yargılama olduğunu düşünüyorum.”

Petek, savunmanın tanık dinletmesi konusunda tıpkı Balyoz davasında olduğu gibi itirazlar olduğunu ifade ediyor: “Bu konuda ortaya konan yasa ihlalleri varsa, sonucu ne derecede etkiler bilemiyoruz ama hukuka aykırılık mıdır derseniz evet. Bu mahkeme için önemli bir eksikliktir.”

Hüseyin Ersöz ise yargılama sürecindeki “karar ve uygulamalar sebebi ile sanıklar adil bir karar verileceği yönündeki inançlarını tamamıyla kaybettiler” diyor.

Derin devletle hesaplaşma

Ergenekon soruşturmasına temel oluşturan Ümraniye’de bir gecekonduda bulunan el bombalarının ardından savcılığın iddialarının önemli bir kısmı derin devlet yapılanmasına işaret ediyordu.

Telif hakkı N
Image caption Hüseyin Ersöz: Sanıklar adil bir karar çıkacağı inancını kaybetti.

Hüseyin Ersöz, davada avukatlık görevi üstlenmeden önce kendisinin de buna inanlar arasında olduğunu söylüyor ancak davanın “bir cadı avına” dönüştüğünü düşünüyor.

Reşat Petek ise derin devletin bu davayla “belli oranda ortaya çıkarıldığını” söylüyor.

Hüseyin Ersöz yargılanan isimlerin “sırtlarına, geçmişin tüm aydınlatılamayan eylemleri yüklenerek kamuoyu desteği sağlanmaya çalışıldı,” diyor ve ekliyor: “Yargılanan belli isimlere karşı taşınan önyargılar yüzünden bunu arkadaşlarımıza anlatmamız dahi mümkün olamadı. Bu çelişkiniz haline geliyor bir süre sonra. Ancak artık bu davanın derin devletle hesaplaşmanın bir aracı olduğuna inanmıyorum.”

Reşat Petek önce derin devletin tanımını aktarıyor: “Ben derin devlet derken, kamu gücünü, silahını, imkanlarını, illegal oluşumlar meydana getirerek kullanan yapıları kast ediyorum.”

Petek Ergenekon yargılamasında “ortaya konan iddialar ve bunların doğrulayan deliller silsilesine bakıldığında Ergenekon yapılanması, milli iradeyle, demokratik yolla iktidara gelmiş yapılara karşı vesayet rejimi için her an tetiklenebilecek, kaos oluşturabilecek illegal bir yapıyı devam ettirme şeklinde varlığını sürdürmüştür” diyor.

Ergenekon yargılamasıyla derin devletin “belli bir oranda” ortaya çıkarıldığını ve bir kısım şüphelilerin adalet önüne çıkarıldığını düşündüğünü belirtiyor. Ancak diyerek ekliyor: “Tabii ki masumiyet karinesi sonuna kadar geçerlidir. Kimseye bunu suçlusudur diye hüküm vermek mümkün değil.”