Ergenekon: Dava bitti, tartışmalar sürüyor

Ergenekon davasında cezalar yağdı

Ergenekon davasında verilen cezalar, Yargıtay aşamasında tartışılmaya devam edilecek. Davanın muhalefeti susturmaya yönelik bir kampanyaya dönüştüğünü düşünenler hukuki çelişkiler üzerine vurgu yaparken, davayı 'derin devletle hesaplaşma' olarak görenler, hukuki hataların bu gerçeği değiştirmediğini savunuyor.

Today’s Zaman yazarı Avrupa Parlamentosu eski üyesi Hollandalı Joost Lagendijk, Ergenekon davasının sonucunda bu kadar çok sayıda kişiye müebbet hapis cezası verilmiş olmasına şaşırdığını itiraf ediyor.

Emekli Jandarma Tuğgeneral Veli Küçük gibi bazı isimlerin ağır cezalar almasının kendisi için sürpriz olmadığını belirten Lagendijk, “Ama eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un terör örgütünün lideri olma suçuyla müebbet hapis cezası almasına şaşırdım” diyor.

Lagendijk Ergenekon soruşturma sürecine başlarda büyük destek veren bir isim. “Soruşturma başladığında ben destekledim çünkü bunun Türkiye’nin darbe planları ve 90’lı yıllarda Kürtlerin öldürülmeleri olayları gibi karanlık sayfalarıyla yüzleşmesi adına iyi birşey olduğunu düşünüyordum”.

Ancak Lagendijk dava sürecinde üç önemli hata yapıldığını aktarıyor. “Birincisi dava Kürtlerin öldürülmesinden çok AK Parti’ye karşı darbe planlarına yoğunlaştı ve bu olaylar çözümlenmedi. İkincisi dava çok genişledi ve benim gibi insanların kafasında soru işaretleri yaratan tutuklamalar gerçekleşti. Son olarak muğlak suçlamalarla pek çok insan yıllarca tutuklu kaldı ve usül hataları yapıldı”.

Soruşturmanın inandırıcılığı sorunu

Hürriyet Gazetesi yazarı Sedat Ergin’e göre ise her şeyin iç içe geçtiği ve karmaşıklaştığı bu davada hukuki hatalar bir detay olarak görülmemeli: “Darbelere karşı çıkmak hukuku ve hukuk devletini savunmaktır. Hukuk devleti de ancak hukukun içinde kalarak savunabilir. Hukuk hataları yaparak hukukun ileri götürülmesi fikri benim mutabık olamayacağım bir husus. Bu anlayışla yaklaşırsanız o zaman işkenceyi de serbest bırakabilirsiniz”.

Ergin davanın Türk kamuoyundaki algılanışına da dikkat çekiyor. Başlarda derin devlet yapılanmasını soruşturan davanın kamuoyunda herhangi bir rahatsızlığa neden olmadığını ancak zaman içinde soruşturmanın hükümete muhalif olan çevreleri susturmayı amaçlayan bir yöne gittiğini anlatıyor Ergin.

“Türkan Saylan’ın terör örgütüne üye olduğu yönündeki iddialar ya da Ahmet Şık olayı soruşturmanın inandırıcılığını gölgeledi” diyor.

'İnanıp inanmama' davası

Ergenekon davasını yakından izleyen Zaman Gazetesi muhabiri ve hukukçu Büşra Erdal ise davanın bir cadı avına dönüştüğü görüşüne kesinlikle katılmıyor. Hukuki hatalar ya da Türk yargı sistemine ait sorunlar olsa da, dosyadaki delillerin sağlam olduğunu savunuyor Erdal.

“İnsanların kendi ideolojik bakışları davaya bakışlarını etkiledi. İnanıp inanmamak temelinde yaklaştılar. Bu nedenle tartışmalı ve ortada bir dava oldu”.

Yine de Erdal için bu dava Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde bir mihenk taşı: “Bu karar bu ülkede bir derin devlet olduğunu ve bunun adının Ergenekon olduğunu ilk kez net bir şekilde ortaya koyuyor.”

Erdal’a göre bunun üzerinden Hrant Dink soruşturmasının derinleştirilmesi gibi yeni açılımlar getirilebilir.

Ancak Büşra Erdal derin yapılanmanın bittiği görüşüne temkinli yaklaşıyor. Ona göre eğer Gezi eylemlerine yönelik darbe iddiaları doğruysa Ergenekon bu davayla ortaya çıkan yapıdan ibaret olmayabilir.

“Sonuçta bu devlet aklıyla yürütülen bir soruşturma değildi. Rastlantı sonucu ortaya çıktı" diye ekliyor Erdal.

Türkiye’de bu tür davaları net olarak yargılamanın zor olduğunu belirten Lagendijk’e göre Ergenekon davasında siyasi intikam unsuru da yok değil: “28 Şubat’tan muzdarip bugünün yeni iktidar elitinin eski vesayeti cezalandırmak istediği bir gerçek”.

Ama Lagendijk’e göre karışık bir resim var karşımızda. “Kirli işlere bulaşmış kişiler de var, çok zayıf delillerle ceza almış olanlar da. Başından beri bu süreci desteklemiş biri olarak bu bende karmaşık hisler yaratıyor” diyor.

İlgili haberler