Türk-Rus ilişkilerinde Suriye gölgesi

Telif hakkı AFP

İki buçuk yıl öncesine kadar aralarından su sızmayan, hatta tarihte eşi olmayan bir işbirliği temposu yakalayan Türkiye ile Rusya şimdi kritik bir testten geçiyor.

İki ülke arasında ilişkilerde sert bir fren yapılmasına yol açan gelişme, 2011 yılı başlarında Suriye’de iç savaş çıkması oldu.

Türkiye ile Rusya, Suriye krizinin başlamasından önce de her konuda anlaşmıyordu, ancak görüş ayrılığına yol açan sorunlar buzdolabına kaldırılarak ilişkilerin önünü tıkamasına izin verilmiyordu.

Bugün gelinen noktada Ankara-Moskova hattında belki krizden söz edilmiyor, ancak Suriye’de iki ülkenin farklı cephelerde yer alması ilişkilerin dengesini artık açıkça sarsıyor.

Suriye’deki iç savaşın Türk-Rus ilişkilerine ilk somut yansıması 2012 yılı ekim ayında Moskova’dan Şam’a giden bir uçağın silah taşıdığı gerekçesiyle Ankara’ya işine zorlanması oldu.

Büyük olasılıkla Kremlin’i son derece kızdıran bu olayın ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin İstanbul ziyaretini iptal etmedi, ancak ziyaret ilişkileri etkilemeye başlayan soğukluğu yok etmeyi başaramadı.

Putin’in Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmesinden sonra iki ülkenin Suriye konusunda ortak bazı girişimlerde bulunacağı yolunda açıklamalar yapıldı, ancak bu yönde hiçbir gelişme olmadı.

Erdoğan, geçen mayıs ayında ABD Başkanı Barack Obama ile Beyaz Saray’da görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Türkiye’ye döndükten hemen sonra Suriye sorunuyla ilgili temaslarda bulunmak amacıyla Moskova’ya gideceğini söyledi.

Bu açıklamanın üzerinden yaklaşık üç ay geçmesine rağmen ziyaretin gerçekleşmemesinin büyük olasılıkla nedeni ilişkilerdeki soğukluğun yanı sıra iki ülkenin Suriye’deki pozisyonlarını koruması, yani birbirlerine söyleyecek yeni sözlerinin olmaması.

Son telefon görüşmesi ne anlama geliyor?

Erdoğan’la Putin arasında geçen hafta yapılan telefon görüşmesi Suriye sorununun Türk-Rus ilişkilerinin önünü tıkamaya ve çıkar çatışmasının devam ettiğini gösteriyor.

Radikal Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi Deniz Zeyrek’in haberine göre telefon görüşmesinde Erdoğan, “çatışmalardan kaçan Suriyelilerin ülkelerini terk etmesini engelleyecek güvenli bölge oluşturulması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Rusya’nın desteğini istedi, ancak Putin öneriyi kabul etmedi.”

Telif hakkı

Zaten Moskova BM’de Suriye karşıtı hiçbir tasarıya destek vermiyor.

Peki, Türkiye ile Rusya’nın çıkarları Suriye’de neden çatışıyor?

Ankara başından beri politikasını Beşar Esad’ın devrilmesi üzerine kuruyor ve silahlı muhalefete açıkça destek veriyor.

Rusya’nın ise tersine Suriye’de Esad rejiminin devam etmesini istemesi için çok sayıda neden var. Bu nedenlerden biri, Moskova’nın “Arap Baharı” isyanlarının Batı patentli senaryolar olduğuna inanması ve Suriye’den sonra sıranın önce İran’a, ardından da kendisine geleceğini düşünmesi.

İlişkiler eski haline dönecek mi?

Rusya zaten Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana NATO tarafından planlı olarak kuşatıldığına inanıyor. Diğer yandan, iki buçuk yıl öncesine kadar “stratejik ortaklık” kurulmak istenen Türkiye ile şimdi Suriye yüzünden karşı karşı gelmek Kremlin stratejistlerini düşündürüyor.

Buna karşılık Ankara da, Suriye konusunda Moskova’nın rolünü küçümseyerek yola koyulmanın bedelini ödüyor görünüyor.

Peki, bundan sonra ne olacak?

Gelecek ay St. Petersburg’daki G-20 zirvesi Erdoğan’la Putin’in uzun bir aradan sonra yeniden görüşebilmesi için ilk fırsatı yaratacak. Ancak, zirve çatısı altında yapılacak bu rutin görüşmenin iki ülke arasındaki görüş ayrılıklarını gidermesi olasılığı son derece zayıf.

Türk-Rus ilişkileri üzerindeki Suriye gölgesi bir süre daha kalacak görünüyor.