Ankara'ya göre Obama'nın Suriye adımı 'riskli ama demokratik'

ABD Başkanı Barak Obama'nın olası Suriye operasyonu için Kongre'ye başvurmasını "riskli" bulmasına karşın demokratik normlar içerisinde değerlendiren Türkiye, bu süreçle ilgili kaygılarını saklamıyor.

Ankara'nın kaygılarının temelinde ise Obama'nın olası operasyonu için belirlediği kapsam ve amaçlar yatıyor.

Yetki tezkeresinde operasyonun sadece Suriye yönetiminin kimyasal silah kullanmasına bir yanıt olacağı ve bir daha yapmaması için caydırma amaçlı olduğunu belirten Obama'nın, Suriye'de tüm tarafları Cenevre sürecine katılarak müzakere edilmiş bir siyasi çözüme çağırıyor olması da Ankara'da olumsuz bir gelişme olarak görüldü.

Obama'nın Cumartesi günü yaptığı açıklamaya ilk resmi tepki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den Pazartesi günü gelmişti.

Obama'nın kararının arkasında Amerikan iç politika dinamiklerinin yattığını belirten Gül, iki müttefiğin politikalarının her zaman çakışmasının beklenmemesi gerektiğini de eklemişti.

Çakışmayan noktaları ise Pazartesi günkü Bakanlar Kurulu toplantısının ardından Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç açıkladı.

"Eğer bir operasyon yapılacak, cezalandırma olacaksa sadece kimyasal silah kullanmakla son olayla bağlantılı olmamalı, 2,5 yıldan, üç yıldan beri devam eden bu zulmün artık sona ermesi için halkından onbinlerce insanı öldüren bir rejimin ayakta kalmaması için etkili ve kapsamlı olması lazım" diye konuşan Arınç, gelinen noktada gönüllüler koalisyonu olasılığının da kalmadığını, dolayısıyla ABD'nin bu operasyona tek başına karar vereceğini kaydetti.

Tek olumlu şey Obama'nın kararlılığı

Obama'nın tarafları Cenevre Süreci'ne destek vermeye çağırması ve siyasi sürece atıfta bulunması, Ankara açısından zaman kaybından başka bir şey olarak görünmüyor.

Çünkü yapılacak operasyonun sınırlı bir kapsamla yapılmasının, Beşir Esad yönetimini siyasi bir sürece yönlendirmeye yetmeyeceğini öngören Ankara, bu yöndeki mesajlarını Washington'a iletmeye devam ediyor.

Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan değerlendirmelerde, Obama'nın Kongre'deki Cumhuriyetçi ve Demokrat çoğunluk liderleriyle yaptığı temaslar çerçevesinde bu oylamayı kazanabileceği düşüncesiyle yola çıktığı, olumlu yanıt alması durumunda müdahalenin daha güçlü ve anlamlı bir mesaj haline dönüşeceği kaydediliyor.

Obama'nın "kararlılığını" ifade etmesinin önemine dikkat çeken Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, Suriye'ye askeri bir operasyona karşı çıkanlar kadar, kapsam ve amacını yeterli bulmayan Kongre üyelerinin de bulunduğunu anımsattı.

ABD ile temaslar sürecek

Türkiye ile ABD arasında Suriye konulu temasların süreceğine dikkat çeken Dışişleri yetkilisi, bu kapsamda en önemli temasın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Obama arasında St. Petersburg'da düzenlenecek G-20 zirvesi sırasında gerçekleşmesini beklediklerini kaydetti.

Suriye bunalımının derinleşmesine ve izledikleri yoğun diplomatik temaslara karşın iki liderin şu ana kadar telefonda dahi görüşmemeleri dikkat çekmişti.

Beyaz Saray'ın "Mısır darbesinin ardına İsrail var" diyen Erdoğan'ı diplomatik teamülleri zorlayacak şekilde, güçlü bir şekilde kınamasının ardından Türk başbakanının ne İsrail'i ne de ABD'yi doğrudan eleştiren bir açıklamada bulunması dikkat çekmişti.

Erdoğan, Salı günü Ankara'daki bir toplantıda da Suriye karşısında Batı'nın tavrını eleştirirken, Obama'nın kararıyla ilgili yorumda bulunmamayı tercih etti.

Erdoğan'ın St. Petersburg'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, BM Genel Sekreteri Ban ki-Moon, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ve Almanya Başbakanı Angela Merkel ile de görüşmesi bekleniyor.

İlgili haberler