Analiz: Hükümet hesapları

Almanya'da beklenen seçim sonucu cebinde sürpriziyle birlikte geldi.

Beklenen Başbakan Merkel'in Hristiyan Demokrat Partisi CDU'nun siyasi partiler arasında en yüksek oyu almasıydı.

Sürpriz ise iktidar partisinin oylarını beklenenin çok üzerinde, bir önceki seçimlere göre neredeyse yüzde 10 oranında artırması oldu.

Ancak henüz kesin olmayan sandık çıkışlı rakamlara göre, bunun bedelini mevcut koalisyon ortağı Liberal parti FDP yüzde 5'lik seçim barajının altında kalarak ödemiş görünüyor.

1949 yılından bu yana aralıksız olarak mecliste bulunan ve hem Muhafazakar hem de Sosyal Demokrat iktidarların bir numaralı koalisyon ortağı olan Liberal Parti FDP, 2009 yılında yapılan son seçimlere göre yüzde 10 kayıpla yüzde 4,5 oy oranıyla meclis dışında kaldı.

Başbakan Merkel ise partisiyle birlikte 1957 yılından bu yana ilk kez tek başına iktidar olmaya sadece üç ile dört milletvekili mesafede bulunuyor.

Sosyal Demokratlar’ın hesapları bozuldu

Ana muhalefet Sosyal Demokrat Parti SPD ise hezimet değilse bile büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.

Sosyal Demokratlar oylarını gecen seçimlere göre sadece yüzde 2 gibi cüzi bir oranda artırabildi. Ama daha da kötüsü Sosyal Demokratlar’ın kendilerine doğal koalisyon ortağı saydıkları Yeşiller’in oy oranı da yüzde 8,4 ile beklentilerin çok altında kaldı.

Eski Doğu Almanya menşeli Sol Parti ise SPD ve Yeşiller’le birlikte üçlü koalisyona girmeye çok meraklı ama Sosyal Demokratlar Sol Parti'yi, parti içi tartışmalarında “henüz pek erken ve dolayısıyla tutarsız buldukları için" oy oranları ne neye işaret ederse etsin, bu partiyi de kapsayan bir koalisyona “asla" diyerek seçime girmişlerdi.

Ne var ki henüz kesin olmayan sonuçlara göre de, Sol Parti'nin yüzde 8’in biraz üzerindeki oy oranı da katıldığında Sosyal Demokratlar’dan Yeşiller’den ve Sol partiden oluşacak bir koalisyon hükümeti Başbakan Merkel'in tek başına iktidar olmasını zora sokabilir.

Dolayısıyla Sosyal Demokratlar üçlü koalisyon konusundaki fikirlerini önümüzdeki günlerde pekâlâ değiştirebilir.

Ancak başka koalisyon ihtimalleri de var.

İktidar aritmetiği ilginç koalisyonlara gebe olabilir.

Örneğin 2005 yılında olduğu gibi, Merkel’in başbakanlığında Hristiyan Demokratlar’dan ve Sosyal Demokratlar’dan oluşan bir büyük koalisyon kurulabilir.

Daha uzak bir ihtimal olmasına rağmen, Başbakan Merkel Yeşiller ile de işbirliğine gidebilir.

Nitekim Merkel in siyasi başarısının en önemli sırlarından biri de, öteki siyasi partilerden tartışmalı konularda rol çalmada gösterdiği maharet.

Japonya’daki Fukuşima nükleer santralinin 2011 yılındaki depremde büyük zarar görmesi üzerine, Merkel hükümeti sadece bir kaç hafta içinde Almanya’nın nükleer enerjiden vazgeçmesini ve nükleer santrallerin 2022 yılına kadar devreden çıkarılarak, ülkenin tümüyle su, rüzgâr ve metan gazı kaynaklı temiz enerjilere geçmesini kararlaştırmıştı.

Almanya’nın nükleer enerjiden vazgeçmesi vaktiyle Yeşiller Partisi’nin kurulma gerekçesiydi.

Yeşiller’in rüyalarında bile görmeye cesaret edemeyeceği böylesi acil, kesin ve keskin bir karara imza atan Merkel hükümeti, iktidar olmaya istekli Yeşiller’e en azından iktidar aritmetiğinin tıkandığı noktada sevimli gelebilir.

Üstelik bu hissiyat pekâlâ Başbakan Merkel’in Muhafazakâr Demokratlar’ına da sirayet edebilir zira Almanya kamuoyu iktidar partisiyle ana muhalefet partisinden oluşan ve "Büyük Koalisyon" adıyla anılan hükümetleri “siyaseti dolayısıyla ülkeyi duraklattığı" gerekçesiyle geleneksel olarak tercih etmiyor.

Ancak iktidar aritmetiğine dair hesap kitap işleri, kesin seçim sonuçları belli olduktan sonra, önümüzdeki günlerde devreye girecek.

O saate kadar da kazanan siyasi partiler galibiyetlerini kutlamaya devam edecek. Kaybedenler ise, yaralarını saracaklar.

Bu süre içinde de büyük bir ihtimalle bu seçime dair bazı ilginç ayrıntılar da unutulup gidecek.

Örneğin seçim kampanyalarında tartışmalı hiçbir konunun olmayışı. Örneğin Hristiyan Demokrat Parti’nin seçimi sadece Başbakan Merkel’in Euro krizini Almanya’nın yararına idare edişine istinaden edindiği olumlu imaja yüklenerek kazanmış olması ve dolayısıyla ana muhalefet Sosyal Demokrat Parti'nin de aslında sadece Merkel’in imajına yenildiği ayrıntısı gibi.

Türkiye kökenli adayların durumu

Öte yandan, hiçbir siyasi partinin gündeme taşımaması nedeniyle Göçmenler, ve göçmenlerin çoğunluğunu oluşturdukları için de “Almanya”daki Türklerin uzun süredir ilk kez Almanya seçimlerinde esamesi okunmadı.

Ancak bu değişebilir. Hem de olumlu anlamda. Çünkü bu seçimlerde Alman Parlamentosu’na girmek için 37 Türkiye kökenli milletvekili aday yarıştı.

Bu adaylardan yaklaşık 10 kadarının meclise girebileceği tahmin ediliyor. Yeşiller'den Parlamento'ya aday gösterilen ve partinin es başkanlığını yapan Cem Özdemir, ile 1998 den beri milletvekilliği yapan Ekin Deligöz'ün yeniden Federal parlamento da yer alma ihtimalleri yüksek görünüyor.

Yine Yeşiller’den başkent Berlin’de Yeşiller adına yaptığı çalışmalarıyla tanınan yerel politikacı Özcan Mutlu'ya da şans tanınıyor.

Sosyal Demokrat Parti SPD'nin başkan yardımcılarından Aydan Özoğuz'un da parlamentoya gireceği sanılıyor. Başbakan Merkel'in Hristiyan Demokrat Partisi CDU ise tarihinde ilk kez Türkiye kökenli bir adayı federal parlamentoya aday gösterdi. Aslen Batı Trakyalı olan Cemile Yusuf’a da milletvekili olma şansı tanınıyor.

İlgili haberler