Ankara BM uzlaşmasından memnun

Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'nde oylanması beklenen Suriye'nin kimyasal silahlarının yok edilmesine ilişkin karar tasarısını memnuniyetle karşılarken, uygulanabilir bulduğu bu metin sayesinde iki buçuk senedir süren Suriye bunalımının ilk kez BM zeminine taşınacak olmasının da önemine dikkat çekiyor.

ABD ve Rusya dışişleri bakanları arasında 14 Eylül'de Cenevre'de sağlanan anlaşmayı "kozmetik" ve Beşar Esad yönetimine "zaman kazandırma" amaçlı olarak değerlendiren Türkiye'nin, Güvenlik Konseyi'ne taşınan bu anlaşmayı çok olumlu bulduğunu açıklaması önemli bir pozisyon değişikliği olarak görüldü.

BM Güvenlik Konseyi'ne sunulması beklenen karar tasarısı ile ilgili ilk resmi değerlendirmeyi New York'ta bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu yaptı. Karar tasarısında uzlaşma sağlanmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirten Davutoğlu, NTV'ye yaptığı açıklamada, bu metnin Türkiye'nin uzun süredir dile getirdiği unsurları da karşıladığının altını çizdi. Bu unsurlar arasında şu noktalar öne çıkıyor:

  • Karar tasarısı, Suriye'nin kimyasal silahlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin anlaşmayı uygulamaması ya da ihlal etmesi durumunda uygulanacak güç kullanılması dahil yaptırımlara atıfta bulunuyor. BM Şartı'nın VII. bölümüne atıf yapılmasının önemine dikkat çeken Davutoğlu, "Bunun rejim üzerinde ciddi bir baskı oluşturacağını düşünüyorum" diye konuştu.
  • Karar tasarısı, kimyasal silahların ortadan kaldırılması sürecinin sadece BM tarafından değil aynı zamanda Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) tarafından da takip edilmesini sağlıyor. Türkiye'ye bu göre bu etkin denetimin en önemli araçlarından biri olacak. OPCW'nun başından Türk Büyükelçi Ahmet Üzümcü bulunuyor.
  • Türkiye'nin önem verdiği bir diğer konu ise bu karar tasarısının kabul edilmesiyle Suriye'de geçmişte işlenen suçların yok sayılmıyor olması ve kimyasal silah kullanılması emrini veren kişilerden hesap sorulmasının yolunun açılmış olması. Bu sürecin Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) tarafından yürütülmesi öngörülüyor.
  • Karar tasarısının sadece kimyasal silahlar konusuna değil aynı zamanda Suriye'de yaşanan bunalımın siyasi yollarla çözümüne de değinmesi Ankara'yı memnun eden bir başka gelişme. "Böylece Suriye'deki siyasal süreç de Güvenlik Konseyi'ne geliyor" diyen Bakan Davutoğlu, bu sürecin 2,5 senedir süren Suriye bunalımı açısından çok önemli bir aşama olduğunun da altını çizdi.

Davutoğlu, Türkiye'nin uygulamayı yakından takip edeceğini belirtirken, "Ciddi istendiğinde uygulanabilecek bir metin bu" değerlendirmesini yaptı.

Türkiye bir karar daha istiyor

Bu olumlu noktalara karşın, Türkiye açısından karar tasarısında eksik kalan bir nokta Suriye'de yaşanan ve komşu ülkelere yansıyan insani dram.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, New York'ta Perşembe gecesi NATO ve AB ülkesi dışişleri bakanlarını biraraya getiren bir toplantı sırasında ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin karar tasarının içeriği ile bilgi vermesinin ardından söz alarak insani durumun da bir şekilde tasarıda yer alması gerektiğini ifade ettiğini söyledi.

"Madem bu karar tasarısında bu konuya odaklanılmıyor, o zaman Suriye bunalımının insani boyutuna ilişkin bir karar tasarısı daha çıkarılsın" önerisini dile getiren Davutoğlu, Türkiye'nin bu yaklaşımına genel olarak somut ve olumlu tepkiler verildiğini anlattı.

Diplomatik süreç olumlu

Hem Güvenlik Konseyi'nde varılan uzlaşma hem de Cenevre II toplantısının gerçekleşmesine yol açabilecek gelişmeleri "Suriye bunalımında tünelin sonu görünmeye başladı" ifadesiyle değerlendiren Dışişleri Bakanı Davutoğlu, yakın bir zamanda gerçekleşmesi beklenen Cenevre II toplantısının "Suriye'de siyasi geçiş sürecine ilişkin gri alanları ortadan kaldıracak" bir yaklaşımla yapılması gerektiğini kaydetti.

Cenevre II toplantısına İran'ın katılması gerektiğini, Türkiye'nin bu düşünceyi hep dile getirdiğini de anlatan Davutoğlu, yeni İran yönetiminin hem nükleer müzakere hem de Suriye konusunda revizyon sinyali verdiğini söyledi.

Türkiye, daha önce Cenevre sürecinin sonuç getirmeyecek bir girişim olduğu, onun yerine Suriye'nin Dostları Grubu arasından oluşturulacak bir gönüllüler koalisyonu ile Beşar Esad yönetiminin yıkılmasının sağlanması gerektiği düşüncesindeydi.

İlgili haberler