Almanya'da şimdi ne olacak?

Başbakan Angela Merkel seçimlerden sonraki ilk basın toplantısını düzenlediğinde haliyle tüm gözler üzerindeydi.

Merkel, Hristiyan Demokrat Parti adına son 20 yılın en iyi seçim sonucunu almış olmasına rağmen, tek başına iktidar olmak için koltuk sayısını beş eksikle teğet geçtiği için, koalisyon ortağına ihtiyacı var.

Nitekim gazeteciler biraz da bu yüzden Merkel’in sadece ne söyleyeceğine değil, nasıl davranacağına da odaklanmışlardı.

Söylemekten imtina edeceği şeyleri acaba satır aralarında okumak mümkün olacak mıydı ve hatta kılığına kıyafetine fazladan bir anlam biçilebilir miydi?

Demokrasinin renkleri

Almanya’da siyasi partiler ve dolayısıyla koalisyonlar da renkleriyle anılır.

Merkel’in muhafazakârları siyahtır. Sosyal Demokratlar kırmızı, meclis dışı kalan Liberaller sarı, Yeşiller ise adlarına uygun olarak yeşil olarak tabir edilirler.

Alman politikasının sessiz ve derinden giden politikacısı Merkel, bu hesapların farkındaydı tabii.

O yüzden seçim sonrası ilk basın toplantısına da üzerindeki kıyafeti açıklayarak başladı.

Ancak Merkel, kendisiyle özdeşleşen siyah pantalon ve renkli cekete karşın o günkü siyah pantalon koyu yeşil ceket seçiminin ne yazıkki gayet basit bir açıklaması vardı.

Sabah ceket seçerken, kırmızı giyse ‘Sosyal Demokratlar ile koalisyon istiyor’ diyecekler, sarı giyse meclis dışı kalan eski koalisyon ortağının yasını tuttuğu iddia edilecek, yeşil giyse Yeşillere mesaj sayılacaktı.

Merkel mavi ceketi de kuru temizleyicide olduğu için, koyu yeşil cekete mecbur kalmıştı.

Ne var ki Başbakan Merkel kıyafetiyle hakikaten birilerine mesaj vermek istemiş olsaydı bile işe yaramayacaktı zira Almanya’nın en başarılı ve en sevilen politikacısı koalisyon ortağı bulmakta fazlasıyla zorlanıyor.

Koalisyon bilmecesi

Aslında Başbakan Merkel için sadece iki koalisyon olasılığı var. Birinci olasılık, Ana muhalefet partisi Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile hükümet kurmak. İkinci olasılık ise Yeşiller’le koalisyona girmek.

Ancak ne Sosyal Demokratlar ne de Yeşiller hükümet ortağı olmaya meraklı.

Aksine, her iki siyasi parti de Başbakan Merkel’in gölgesi altında ezilmekten korkuyor. Nitekim bu kaygılarında haksız sayılmazlar.

Bugüne dek Merkel’in başbakanlığında Hıristiyan Birlik Partileriyle koalisyona giren tüm siyasi partiler, her defasında ağır bedeller ödediler.

Nitekim en ağır bedeli hem Alman sağının hem de Alman solunun bir numaralı koalisyon ortağı olarak, hemen her hükümette yer alan Hür Demokrat Parti (FDP) bu seçimlerde meclis dışı kalarak ödedi .

SPD’nin de Merkel’den yana ağır bir kuyruk acısı var.

2005 yılındaki seçimlerden sonra Merkel ile koalisyon kurmak zorunda kalan Sosyal Demokratlar, bu hükümet döneminde hemen hemen hiç varlık gösteremediler.

Seçmen bunun faturasını bir sonraki seçimlerde kesti ve SPD’nin oy oranı, tarihinde ilk kez %25’in altına düştü.

SPD’nin bu defa Merkel’le koalisyona girmesi daha da büyük bir tehlike arzediyor çünkü SPD, hem bu seçimlerde de toparlanamadı, hem de bu defa iki parti arasındaki koltuk sayısı farkı, geçen seferki koalisyon dönemine göre Sosyal Demokratlar’ın aleyhine çok daha yüksek. Parti tabanı da bu yüzden koalisyona karşı çıkıyor.

Cuma günü alelacele düzenlenen parti kurultayından da Almanya’da geçerli demokratik teamüllere uygun olarak, Merkel’in görüşme çağrısını kabul etmek, ancak koalisyon pazarlıklarından çıkacak sonucu, SPD’nin 475 bin üyesine onaylatmak ve de üye çoğunluğunun koalisyon istememesi halinde, muhalefette kalınması kararı çıktı.

Öte yandan Merkel’in Sosyal Demokratlar’ı gerçekten koalisyona razı edememesi halinde, Yeşiller'le de koalisyona gitme seçeneği var. Ancak Yeşiller daha da temkinli.

Merkel’in % 42’ye varan oy oranıyla, Yeşiller’in %8.5’da seyreden oy oranına bakıldığında Yeşiller’in hükümet içinde esamesinin okunmayacağı ve partinin bir dahaki seçimlere kadar hem imaj hem de seçmen kaybına uğrayacağı kesin görünüyor.

Merkel’siz koalisyon seçenekleri

Bu durumda geriye iki seçenek kalıyor. Sosyal Demokratlar’dan, Yeşiller’den ve Sol Parti’den oluşacak üçlü bir koalisyon ya da yeniden seçime gitmek.

Sosyal Demokratlar eski Doğu Almanya’dan kalan Sol Parti ile koalisyon kurmayı “Sol Parti kurmaylarının yeterli siyasi olgunluğa sahip olmadıkları gerekcesiyle” daha önceki seçimlerde de olduğu gibi, daha baştan red etmişlerdi.

Ancak “uzlaşma yeteneğinin” en elzem siyasi olgunluk göstergesi sayıldığı Almanya’da, hiç bir siyasi partinin yeniden seçime gidilmesinin faili olmaya cesaret edemeyeceği de ortada .

Dolayısıyla pazarlıklar uzun sürecek olsa da, havada şimdiki iktidarla Sosyal Demokratlar’dan oluşacak “büyük koalisyon” kokusu var.

Nitekim anketlere göre de, Almanlar’ın %48 i “büyük koalisyondan” yana.

İstifa eden edene

Öte yandan yeterli oya sahip siyasi partiler Başbakan Merkel ile koalisyon hükümeti kurup kuramayacaklarını tartışadursun, aynı siyasi partilerin yönetim kademesinde yer alan çok sayıda siyasetçi görevini devretmeye hazırlanıyor.

64 yıldır aralıksız Federal Parlamento'da yer alıp, İkinci Dünya Savaşı’ndan bugüne kadar kurulan sağlı sollu 18 Alman hükümetinden 14’ünde koalisyon olarak yer alan liberal FDP’nin yönetim kademesi, partinin meclis dışı kaldığının kesinleşmesinden hemen sonra toplu olarak istifa etti.

Beklentilerin altında oy alan Yeşiller Partisi’nin yönetim kademesi de yönetimi devretmeye hazırlanıyor.

Partinin eş başkanları, Türkiye asıllı Cem Özdemir ve Claudia Roth, bir kaç hafta sonrası için öngörülen parti kurultayı öncesinde istifa edeceklerini açıkladılar.

Claudia Roth bir daha aday olmayacağını ifade ederken, Cem Özdemir ise yönetim kademesindeki herhangi bir göreve bir daha talip olup olmayacağı sorusunun cevabını açık bıraktı.

Son olarak dün de Sosyal Demokratlar’ın başbakan adayı Steinbrück yönetim kademesindeki tüm görevlerinden çekileceğini açıkladı.

Steinbrück partisinin seçimlerde aldığı kötü sonucun sorumluluğunu sadece siyasi olarak degil, kişisel olarak da üstlendiğini bildirdi.