Tarlabaşı'ndan paket izlenimleri

Tarlabaşı’ndayız. Burada bulunmamızın nedeni, hem çok renkli, hem de Kürtler’in yoğun olarak yaşadığı bir demografik yapıya sahip bir yer olması.

Kuşkusuz, demokratikleşme paketinden ne çıkacağı Kürtler’i yakından ilgilendiriyor.

Bu nedenle, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın aylardır beklenen demokrasi paketi açıklamasını burada izleyeceğiz.

Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün bulunduğu sokakta, küçük bir kahveye giriyoruz.

Kahvede 5-6 masa var. İki de kaldırımda. Açıklamanın vakti gelmek üzere ama, toplamda 8-10 kişi var içeride. İçeri girdiğimde çayından son yudumunu alan orta yaşlı kadının dışında, tamamı erkek.

Bir masada 4 kişi iskambil oynuyor. Diğerleri, yaşlı kahveci dahil, televizyona bakıyor.

Başbakan’ın konuşmaya başlamasıyla birlikte, içeridekilerin sayısı bir anda ikiye katlanıyor. İskambil oynayanlar istiflerini pek bozmuyor görünse de, kulakları ve gözleri televizyonda.

Konuşma ilerledikçe ilgi azalıyor. İçeridekilerin bir kısmı, dışarıdaki masalara, sandalyelere geçiyor. Güneşli bir sonbahar öğleni İstanbul’da.

'Zaten hiç umudum yoktu'

Aynı masada oturduğum adam söyleniyor. Konuyu nasıl oraya getirdi bilmiyorum ama, Gezi Parkı olaylarından dolayı sitem ediyor Başbakan Erdoğan’a. Benden önce o soruyor: “Ne verdi ki millete” diye soruyor. Beklemeden yanıtlıyor, “Cop, su, gaz.” diyor.

70 yaşındaymış, Niğdeli, eskiden çiftçilik yaparmış.

Paketten hiç umudu yokmuş, beklediği gibi de olmuş. Ama, paketten konuşmuyor, konuyu Suriye’ye getiriyor bu kez: “Ne vardı ki Suriye’yle. En iyi arkadaştık, şimdi neden düşman olduk?”

Yanıbaşımızda bize kulak kabartan adama dönüyorum, “Siz ne düşünüyorsunuz” diye. Cevap: “Ben anlamamam, ben köylüyüm.”

Bir yandan çay servisi yaparken, diğer yandan iskambil oynayanlar gibi gözü kulağı televizyonda olan yaşlı kahveci de, televizyondan gözünü ayırmayan arkadaşı da konuşmayı reddediyor.

Arka masada ekmek-peynir yiyen adama yanaşıyorum. 50 yaşında, Diyarbakırlı, işsiz.

“Seçim barajını yüzde 5’e indirmeyi öneriyor Başbakan Erdoğan” diyorum, “Baraj ha 5 olmuş, ha 10. Ne olacak ki” diyor.

- Neden?

Cevabı kısa: “Barajın tamamen kalkması lazım.”

Az önce “Ben anlamam, köylüyüm” diyen adam Niğdeli yaşlı arkadaşıyla paketi konuşmaya başladı bu arada, ama ifadeleri memnuniyetsiz hala; “Ben ekmeğimin derdindeyim.”

Kahveden çıkıyoruz. Hemen ileride, Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) İstanbul İl Başkanlığı var.

Birkaç katlı binanın önünde 5-6 kişilik bir grup kümelenmiş. Binanın içindeki giriş salonunda da partililer üçer-beşerli gruplar halinde paketin içeriğini konuşuyor.

Eşbaşkan Emrullah Bingül, birazdan Galatasaray Meydanı’nda yapacakları basın toplantısına hazırlanıyor arkadaşlarıyla. Kısa bir değerlendirme alabiliyoruz bu arada.

BDP İstanbul İl Eşbaşkanı Bingül’ün görüşleri özetle şöyle:

“Paket, Türkiye’nin sorunlarına çözüm getirecek bir noktada değil. Özellikle Kürt sorununun demokratik çerçevede çözümüne yönelik öneriler yok içinde. KCK tutuklularına yönelik herhangi bir çalışma da yok.”

'Bizim için isimler hep aynıydı'

Bingül, “En temel çözüm beklentisi içinde olduğumuz bu konularda bir iyileşmenin olmadığını gördük” diye tamamlıyor.

Çıkışta göze çarpan, Beyoğlu ilçe Emniyet Müdürülüğü önündeki nöbetçi polis sayısının artmış olduğu. Ancak, fazla olağandışı bir durum görünmüyor.

Aynı sokaktaki bir bakkala giriyoruz su almak için. Bakkal içerideki arkadaşıyla hararetli biçimde tartışıyor. Suyu arkadaşı getiriyor arkadan, biz konuşuyoruz arada.

42 yaşındaymış, Ağrılı. “Paketten çok şey bekliyorduk” diyor aynı hararetle.

- Sonuç?

“Seçim barajının yüzde 5’e inebileceği dışında hiçbir şey çıkmadı. En azından anadilde eğitim bekliyorduk” diye yanıtlıyor.

Başbakan Erdoğan’ın “Yapacağımız yasal değişiklikerle, özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitimin önünü açıyoruz” sözlerini yeterli bulmuyor.

Sormadan ekliyor: “Devletin anadilde eğitim vermesi lazım. Bizim vergimiz vergi değil mi?”

“Köylerin eski isimlerine dönmesinin önü açılıyor” diyorum; “O köylerin isimleri bizim aramızda hiç değişmemişti ki zaten” diye cevaplıyor.