Spoilerhaber: Vurdular gol oldu

'Spoiler'cıları sevmeyiz. Dizinin, filmin, kitabın sonunu söyleyenlerle karşılaşmayı istemeyiz. Lakin henüz 8 gündür aramızda olan bir spoilercı kadro var ki sevdik.

Sekiz gün öncesine kadar galerilerde gezip, başlıklardan anlam çıkaramayıp ‘tıklanma’ tuzağına düşerken, şimdi bu iki kişilik dev kadro tıklanmanın sonunu getirdi, getirecek.

"Galatasaray'da kim evlendi, Fenerbahçe’deki büyük boşluk, Beşiktaş’ta makyaj zamanı" gibi "gizemli" başlıklarla okuyucuya sunulan ama içini açıp baktığımızda Galatasaray'da kimin ev aldığını, Fenerbahçe'nin antreman sahasındaki bir çukuru, Beşiktaş'ta saçını kestiren futbolcuyu gördüğümüz günler geride kaldı.

Spoilerhaber'ciler bizi bir dertten kurtarıp haberlere bizim için tıklıyor, (şimdilik) spor haberlerinin sonunu başından söylüyor.

Bir kutunun içinde, okuyucusunu bir tık uğruna oradan oraya savuran 'bazı' medya sitelerineyse ders veriyor.

Twitter'da @spoilerhaber kullanıcı adıyla işe kalkıştıklarından bu yana alkış aldıkları kadar blok da yemeye başlamışlar. Çünkü sepetini 'tıklanma' ipine bağlayanların canı sıkkın... Mikrofonlarımız Spoilerhaber’de.

Bu fikir nereden çıktı? O galeri sizin, bu galeri bizim diye dolaşırken bir çıldırma anı mı?

Kesinlikle bir çıldırma anı diyebiliriz. İki kişiyiz. Birimizin kişisel twitter hesabında bu tarz "gizemli" başlıklardan artık delirip ifşa etmeye başlaması üzerine bir hesap açma fikri gelişti.

Bu hesabı açarken işlerin bu noktaya varacağını hesapladınız mı?

Yalan söyleyemeyiz, tabii ki beklemiyorduk. Açıkçası, kendi çevremizde "Aaa bak bunu da yazmışlar ya" tarzı daha çok dalga geçebileceğimiz bir alana dönüşebileceğini düşünüyorduk; ama hesabı açtığımız andan beri karşılaştığımız ilgi beklediğimizden çok fazla oldu; hem hesabı farklı bir tarza, farklı bir yöne çekti, hem bizim de algımızı değiştirdi.

Üçüncü günün sonunda hesabın 5000 takipçisi vardı ki, ikimizin kişisel hesaplarındaki takipçileri üst üste koyduğumuzda 5000 kişiye ulaşmıyor.

Yani gelişine vurdunuz ve gol mü oldu?

Aslında bizim takip ettiğimiz sitelerin Twitter kullanımı ilk başta bu kadar eleştirilebilir bir noktada değildi.

Ama ne zaman ki daha fazla gol atmak adına savunmada açık vermeye başladılar; gol atmalarına rağmen kontrataklara karşı da savunmasız hale geldiler.

Hesaba olan ilgiden de anlıyoruz ki, herkes rahatça savunmanın arkasına sarkabilirmiş, bunu etkin yapıp golü bulan biz olduk.

Spoilercılar sevilmez ama sevenleriniz her geçen gün artıyor. Niye sevdik sizi?

Çünkü aynı dertten mustaribiz. "Spoiler" belki kelime manasıyla tam olarak hesabı karşılamıyor, çünkü sinemada iyi ve kötü objektif kavramlardır ve kültürel anlamıyla "spoiler" vermek karşıdaki insanın o esere karşı iyi-kötü algısını değiştirebilir.

Bizim burada yaptığımız biraz malumu ilam etmek oluyor.

Bazen dayanamayıp isyan etme noktasına geliyoruz tabii ki, "Ya artık bu haberi bu şekilde vermeyin" diye ama temelde amacımız, Twitter’da haber için kullanılan başlıkla haberin alakasının uzak olduğu durumlarda bunu hem okuyucuya, hem de sitelere bildirmek.

Tıklama mağdurları için de büyük rahatlık...

Bakkaldan üzerinde "çok fantastik gofret" yazan bir gofret almayı planlarken, aslında onun çok normal bir gofret olduğunu bilirseniz, tercihinizi daha rahat yaparsanız.

Biz insanların asla bu ilgiyi göstereceğini düşünmedik, ama şu an anlıyoruz ki ciddi bir kitlenin rahatsız olduğu bir durummuş.

'Derdimiz kimsenin ekmeğiyle oynamak değil'

Sizi sevmeyenler de çıktı. Nedir son durum?

Bizi sevmeyecek olanları biz de biliyoruz, hatta bir kaç tanesinden blok yemiş bile durumdayız.

Sektördeki çalışanların korkularını anlayabiliyoruz, hali hazırda sektörde çalışmakta olan arkadaşlarımız var, bizim de yolumuz oradan geçti.

Ay sonunda siteye gelen hit sayısı patronu tatmin etmezse başlarına neler gelebileceklerini az çok biliyoruz.

Ama derdimiz kimsenin ekmeğiyle oynamak değil elbette - Twitter’ı etkin kullanan insanlar olarak Twitter’ın 'sitelere hit alınma makinası' olarak kullanımı bizi rahatsız ediyor sadece.

Bu konuda yaptığımız eleştirilerde de site ayrımı yapmıyoruz, ne kadar site takip ettiysek hepsini en az 2-3 kere “spoil” etmişizdir.

Bizim iki kişi olarak başladığımız işin bu kadar büyümesini umarım arkadaşlarımız da olumlu olarak algılıyorlardır.

Derdiniz 'aslen' kimle?

İşin özünde, derdimiz çalışanlarla değil, parayı elinde tutanlarla oluyor doğal olarak - sürekli para kazanma hırsı kalitesizliği de beraberinde getiriyor.

Tabi bunun için de, patronların haftada 6 gün 60 saat çalıştırdığı bu insanların sigortasını yapıp çalışma şartlarını düzeltmesi gerekiyor önce.

İnsan verimliliğini ve yaratıcılığını sıfıra indiren bu sistem değişirse, bizim sonumuz daha kolay gelir.

Bu işin sonu nereye varır? Bir hedefiniz var mı?

Hedefimiz aslında en başından beri aynı, Twitter kullanıcıları olarak daha kaliteli bir içeriği ve sunumu hak ettiğimizi düşünüyoruz; böyle olmadığını gördüğümüz zaman hemen ifşa ediyoruz, olduğunda ise destekliyoruz.

Takipçi sayısı ise hiç kafa yorduğumuz bir konu değil açıkçası, bir haftada 13.000 küsur takipçi olmasına hâlâ alışamamış durumdayız.

Bir gün, burçları bu ay ne bekliyor, demokrasi paketinden şu çıkacak, şu dizi şöyle bitecek gibi bir tweetler attığınızı da görecek miyiz?

Spordaki ekmek biterse, belki de oraya sarmaya başlarız, belli mi olur?