100 Kadın: 'Güzel kadın' olmanın yolu teknolojiden mi geçiyor?

Telif hakkı SARAH BRIMLEY

Dergilerin, fotoğrafları rötuşlayıp değiştirerek yayımlamaları tepki çekiyor. Yüzünüzün ve bedeninizin bir anda değiştiğini görmek de hayli sinir bozucu. BBC'nin 100 Kadın sezonu (*) çerçevesinde, BBC muhabiri Tulip Mazumdar, 'rötuşlanan' kadınların izini sürdü:

Moda ve dedikodu dergilerini karıştırmaktan gizliden gizliye zevk alırım öteden beri...

Ünlülerin bikini çekimlerini izler, “mucize diyetlerin” altı haftada nasıl karın kasına dönüştüğüne hayret ederim. Veya kucağında 10 bin sterlinlik son moda el çantasının reklamını yapan bir şöhretin pürüzsüz cildine bakıp “Neden benim cildim, saçım, dişlerim böyle görünmüyor?” diye düşünürüm.

Reklamlardaki ve dergilerdeki fotoğraflara o muhteşem parıltıları vermek için rötuş yapıldığı bir sır değil. Yıllardır uygulanan bir yöntem.

Ünlülerin fotoğraflarını rötuşlayan dergilere, gençlerde beslenme bozukluğuna neden olabileceği endişesiyle 2008 yılında ‘rötuş yasağı’ getirileceği söyleniyordu.

Ama yasak gelmedi.

İngiltere’de kadın ve eşitlikten sorumlu bakan yardımcısı Jo Swinson, insan bedeninin fotoğraflarda büyük ölçüde değiştirilmesinin “rötuş yöntemlerinin en kötülerinden biri olduğunu” söylüyor ama, yasağa da karşı çıktığını ifade ediyor.

Bunu denetlemek kolay değil. Bakan Swinson’a göre sorumluluk, “Fotoğrafı çeken ve daha sonra görüntülerde değişiklik yapan kişilerde.” Bakan, o kişilerin görüntülerin ulaşacağı kitleyi düşünüp, uygun olana karar vermelerinin önemli olduğuna dikkat çekiyor.

Sahte gerçeklik

Tartışma aslında, genç kızlar ve genç kızlara “sahte bir gerçeklik” dayatılması etrafında şekilleniyor.

Sahi… ‘Rötuşlanmak’ nasıl bir duygu acaba? Ben de bu duyguyu tatmaya karar veriyorum!

Makyajsız fotoğrafımın çekilmesine cesaret edemedim, o yüzden biraz fondöten ve biraz da pudra sürdüm. Az bir göz makyajı, biraz allık, bir de dudak parlatıcısı…

Fotoğraf çekimi çok tuhaf bir deneyim.

“Aşağı bak… Ellerini kalçana koy… Gül… Gülme… O kadar yayvan gülme...” deyip durdular.

Telif hakkı SARAH BRIMLEY

Moda dünyasının en ünlü modelleriyle ve birçok şöhretle çalışan fotoğrafçı Sarah Brimley, rahatlamama yardım ediyor, beni en “doğal” halimle yakalamaya çalışıyor.

Brimley, fotoğraflarda cildin hafifçe temizlenmesi ve dağınık saçların toparlanması gibi ufak rötuşların standart bir uygulama olduğunu söylüyor.

“Dijital kameralar çok keskin olduğu için rötuşa daha çok ihtiyaç duyuluyor. Ciltteki en ufak kusurları bile görebiliyorsunuz. Film ruloları kullanırken bunları hiç görmezdik.”

Brimley, rötuşta aşırıya kaçmanın da ender rastlanan bir durum olduğunu söylüyor.

Ünlüler ise istisna...

Brimley, “ Burnumun şeklini değiştirebilir misin veya beni inceltebilir misin gibi şeyler söylerler. Fotoğrafını çektiğimiz hemen tüm ünlülerde bu durumu yaşarız” diyor.

Fotoğrafçı Brimley, en çok "belin biraz inceltilmesi" ve "bacakların uzatılması" gibi talepler geldiğini söylüyor.

Sektörün içindekiler bunların hepsini biliyor. “Ancak sektörü anlamayan halk, bu kişilerin böyle göründüğünü düşünüyor ama aslında öyle değiller” diyor Brimley.

Brimley benim fotoğraflarımla şahane bir iş çıkardı. Ben, rötuşlanmamış fotoğraflarımın da gayet güzel çıktığını düşünüyorum.

Anoreksiye davetiye mi?

Çekimden sonra sıra prodüksiyon sonrası değişikliklere geldi. Çok acımasız bir deneyimdi…

Birçok moda fotoğrafçısı gibi Brimley de, çektiği tüm fotoğraflarda aşırıya kaçmadan ufak oynamalar yapıyor.

Telif hakkı Getty

Ama ben nelerin mümkün olabileceğini görmek için ‘aşırıya kaçmasını’ istedim.

Beni yaklaşık 10 yıl gençleştirdi ve yaklaşık 20 kilo zayıflattı. Üstelik bir saatten kısa bir süre içinde…

Alnımdaki yara izi dâhil, yüzümdeki tüm kusurlar giderildi. Yüzümü beyazlaştırdı, boynumu aydınlattı, burnumun şeklini değiştirdi, gözlerimi büyüttü, bacaklarımı uzattı, kollarımı inceltti ve kalçamı daralttı.

Başlangıçta aslında benim hoşuma giden fotoğraflardaki görüntüm birden bire gözüme yaşlı, yorgun ve biraz da tombul görünmeye başladı.

Mesleğin getirdiği baskıyla beslenme sorunları yaşayan 23 yaşındaki "eski" model Georgina Wilkin, bu duyguyu yakından tanıyan bir isim.

“Bir dönem bir dergi için çalıştım. Dergi çıktığında bazen kendimi tanımakta zorluk çekiyordum. Bacaklarım inceliyor, yüzümdeki gözenekler gideriliyor, burnum düzleştiriliyordu.”

Sonuçlar aslında "küçük düşürücü" de olabiliyor.

Georgina, “Kendimi berbat hissettim. Kendinizi yeterince iyi görünmeyen bir insan gibi hissediyorsunuz” diyor.

Dergilere yasak yok

Dergiler herhangi bir kurala bağlı değiller.

GQ dergisi editörü Dylan Jones, 2003 yılında, kıvrımların çekici olduğundan bahseden ünlü aktris Kate Winslet’in kapak fotoğrafını rötuşladıklarını itiraf etmişti.

Telif hakkı Reuters

Reklamlar ise çeşitli kurallara uymak zorunda.

İngiltere Reklam Standartları Kurumu, fotoğrafların rötuşlanmasında pek bir sorun olmadığını söylüyor. Geçen yıl gelen yaklaşık 30 bin şikâyetten yalnızca 63’ü çekim sonrası fotoğraflarda yapılan değişiklilerle ilgiliymiş.

Kurumun soruşturma birimi başkanı Vena Raffle, rötuşun ölçülü yapılması gerektiğini söylüyor ve “Kullanılan tekniğin reklamı yanıltıcı, zararlı, rahatsız edici kıldığını ve toplumsal sorumsuzluk yansıttığını düşündüğümüz zaman devreye giriyoruz" diyor.

"Toplumsal anlamda sorumsuzluk" kavramını açıklamak kolay değil.

Mesela, bir sinema oyuncusunun fotoğrafında bacaklarını uzatmak, kollarını inceltmek "toplumsal anlamda sorumsuzluk" mu?

Peki ya, aşırı zayıf bir kadının görüşlerini ve kalçalarını büyütmek?

Cosmopolitan dergisinin eski editörü, anoreksik modellerin sağlıklı görünmesini sağlamak için rötuş yaptıklarını itiraf etmişti.

Eski model Wilkin, rötuşun, gerçekleşmesi mümkün olmayan beklentiler yarattığı görüşünde:

“Dergilerdeki modeller ve vitrinlerdeki cansız mankenler… Bu bedenlere sahip olmak mümkün değil. Gerçeklikten her geçen gün adeta daha çok uzaklaşılıyor.” diyor.

Eski zamanların titizliği

Beslenme bozuklukları üstüne çalışan Beat adlı vakıf, bedenin şeklini değiştiren rötuşlara yasak getirilmesini istiyor.

Vakfın Genel Müdürü Susan Ringwood, insanların bu alternatif uygulamaya çok alıştıklarını ve artık farkını bile göremediklerini söylüyor.

Ringwood, “Bu yöntem her yerde uygulandığı için bunun gerçeklik olmadığına dair eleştirel yetilerimizi de kaybettik” diyor.

Bu yöntemin ‘vazgeçilmez ve tek yöntem’ olduğu düşüncesine alternatif bir bakış açısı da var.

İngiltere Birleşik Reklamcılar Topluluğu’ndan Ian Twinn, “Eskiden modeller çok dikkatle seçilir, aşırı makyaj yapılır ve iyi bir ışık uygulanır, kameraman ve ışık mühendisleriyle en iyi görüntü elde edilene kadar defalarca tekrarlanan çekimler yapılırdı” diyor ve şimdi rötuşlar ve dijital yöntemlerle her şeyin daha hızlı yapılabildiğini söylüyor.

Twinn, tüketicilerin de ‘aptal olmadığını’ ve her şeyin farkında olup ‘rüya âlemine’ rağbet ettiklerini, aynı durumun dergi okurları ve TV başındakiler için de geçerli olduğunu ifade ediyor.

Yeni kuşak 'kendini rötuşluyor'

Bu yöntemin bugünün gençleri üzerindeki etkisinin ne olduğuysa belli değil.

Zira, gençler de bu yöntemi kendi kendilerine uyguluyor.

Model veya aktris olmak isteyen 14 yaşındaki Jemma, bu gençlerden biri.

Sosyal medyada paylaştığı fotoğrafları kendisi düzenliyor.

“Bazen doğal halimi beğeniyorum ama doğrusunu yakalamak için çok sayıda fotoğraf çekmeniz gerekiyor. Instagram’a veya Facebook’a koyduğum fotoğrafların çoğu düzenlenmeli. Aydınlatıp lekeleri saklama gibi işler…”

Telif hakkı Getty

Rötuş tekniklerini gayet iyi bilen Jemma, dergileri karıştırırken bu yöntemin varlığını unuttuğunu söylüyor:

“Çünkü düşünmüyorum bile, gerçekten zayıf olduklarına ve gerçek olduklarına inanıyorsunuz.”

Ben de rötuşlanan fotoğraflarıma yeniden bakınca, aslında, kaybettiğim bir şey olduğunu fark ediyorum. Kişiliğime dair bir işaret…

Genetik kopyam gibi, adeta insanlıktan çıkmış biri gibi görünüyorum. Kafam sıska bedenime göre çok büyük, portre fotoğrafı da bana hiç benzemiyor.

Bu dergilerde boy boy fotoğrafları çıkan modeller tabii ki, doğal halleriyle de çok güzel ve benim kadar çok düzenlemeye, rötuşa ihtiyaç duymuyorlar. Ama bir insanın ne kadar çok değişebileceğini görmek, rahatlatıcı olduğu kadar ürkütücü.

Bir dahaki sefere kusursuz bir yüz veya olağan dışı uzun bacaklar gördüğümde ve “Neden ben böyle görünmüyorum?” diye düşündüğümde, kendime ‘dijital rötuş yöntemiyle aslında bunun mümkün olduğunu’ hatırlatacağım.

Ama çıkan sonuçları gördükten sonra, yakın bir zamanda tekrar o görünüme sahip olmak isteyebileceğimi sanmıyorum...

(*) BBC, programlarında ve yayınlarında daha fazla kadına söz verme, seslerini duyurma çabası kapsamında yeni bir program sezonu başlatıyor. Programlarda kadınların sorunları, elde ettikleri başarılar ve geleceğe dair umutları yine onların gözünden anlatılacak. Siz de görüşlerinizi, bu programlarda işlenmesini istediğiniz konuları bizimle bu sayfada ya da Twitter ve Facebook'ta #100kadın etiketiyle paylaşın.