AB'den Türkiye'ye 'paket' övgüsü, Gezi eleştirisi

Avrupa Komisyonu Türkiye İlerleme raporunu açıkladı. Raporda, Gezi eylemlerinde polisin aşırı güç kullanımı ve demokratikleşme paketi dikkat çekilen konuların başında geliyor.

Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği sürecinde Ekim 2012-Eylül 2013 dönemi arasındaki gelişimini ele alan raporda, Haziran-Temmuz aylarındaki Gezi Parkı protestolarını dindirmek için polisin ''şiddete başvurduğuna'' dikkat çekildi.

Raporda, demokratikleşme paketinin içeriğine de yer verildi ve yargıda reformlardan olumlu bahsedildi.

İlerleme raporu, Kıbrıs sorununda çözüm bulunması gerektiği çağrısında da bulundu.

Gezi eylemlerinde 'aşırı güç'

Gezi Parkı olaylarını ‘Demokrasi ve Hukukun üstünlüğü’ başlığı altında değerlendiren raporda, eylemlerin ‘şiddete başvuran birkaç protestocuya rağmen genel olarak barışçıl olduğu, bazı durumlarda polisin göstericilere karşı aşırı güç kullandığı’ belirtildi.

Gezi eylemlerinin İstanbul’da ‘şehir planlamasına’ karşı başladığını belirten rapor, taleplerin artmasıyla farklı şehirlere de yayıldığını ifade etti.

Terör örgütüne üye olmak şüphesiyle 108 kişinin Gezi eylemleri sırasında gözaltına alındığına dikkat çeken rapor, gösterilerde insan hakları ihlalleri yaşandığına ilişkin iddiaların şikâyet unsuru olduğuna yer verdi.

Bu iddialarla ilgili olarak da bazı polis memurlarının görevden uzaklaştırıldığı ve haklarında yasal soruşturma başladığı da raporda dikkat çekilen noktalardan.

İçişleri Bakanlığı, Haziran ve Temmuz aylarında gösterilere müdahaleye ilişkin yayımladığı iki genelgede, gaz bombasıyla kişilerin hedef alınmaması ve polis dışındaki kişilerin müdahalesine izin verilmemesini istemişti.

AB ilerleme raporu bu genelgeleri de aktardığı raporunda, ‘toplanma ve gösteri düzenleme hakkının henüz Avrupa standartlarına uyumlu olmadığı’ belirtildi.

Yargı reformu 'önemli'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 30 Eylül’de açıkladığı demokratikleşme paketinin içeriğine de raporda geniş yer veriliyor.

Paketin, seçim barajının düşürülmesi, özel okullarda ana dilde eğitim hakkı ve yaşam tarzına müdahaleye yaptırım gibi değişiklikler getirdiğine dikkat çekilirken, ‘gösteri düzenleme hakkına’ ilişkin de bazı özgürlükler sağladığı belirtiliyor.

Raporda, ‘demokratikleşme paketinin Avrupa standartlarına uyum içinde uygulanmasının kilit öneme sahip olduğu’ vurgulanıyor.

AB ilerleme raporu, 4’üncü Yargı Paketi’nin yasalaşmasını ‘önemli reformlardan biri’ olarak niteledi, fakat meclisin yasama çalışmalarının siyasi partiler arasındaki uzlaşı sorunu nedeniyle geciktiğine dikkat çekti. Rapor, geçen yıl yasalaşan 3'üncü Yargı Paketi'nin de sonuçlarının görülmeye başlandığını, özellikle tutukluluk süreleriyle ilgili gelişmeler kaydedildiğini belirtiyor.

Raporda, reformların genel olarak 'olumlu karşılandığı' ama 'yasama sürecinde ve bazı hassas konularda'meclis ve sivil toplum dayanışmasının da geliştirilmesi gerektiği ifade edildi.

Gezi ve 'vatandaşlık'

'Sivil Toplum' başlığı altında yer alan değerlendirmede, Gezi Parkı protestolarıyla Türkiye'de büyüyen ve faal sivil toplum olduğuna da dikkat çekiliyor.

Rapor, "Gezi Parkı protestoları Türkiye'de aktif ve canlı vatandaşlık olgusunun ortaya çıktığını gösterdi" değerlendirmesini yapıyor.

Yeni anayasa hazırlama çalışmalarına da değinen rapor, "Komitenin uzlaşıya vardığı ve aralarında temel insan hakları ve özgürlüklerin de bulunduğu madde sayısı 60'la sınırlı... Ama kuvvetler ayrılığı ve BDP'nin başlıca talebi olan, etnik referans içermeyen yeni bir vatandaşlık tanımı gibi kilit öneme sahip siyasi konularda uzlaşı sağlanamadı" diyor.

PKK ve çözüm süreci

Hükümetin, PKK ile yürüttüğü barış süreci de raporda dikkat çekilen konular arasında. "Hükümetin barış süreci girişimi bir dönüm noktasıydı ve Kürt aktörlerin yoğun katılımı sağlandı... Hükümet, terörün sonlandırılması ve PKK üyelerinin ülkeyi terk etmesi için güvenli geçiş sağlanması konusunda kararlılık gösterdi" değerlendirmesinde bulunan rapor, Avrupa Birliği de dahil olmak üzere uluslararası toplumun çözüm sürecine destek verdiğinin ve bu sürece kamuoyu desteğinin artan oranda hissedildiğini belirtti.

AB ilerleme raporu, Türkiye'de ifade ve basın özgürlüğüne de eleştiriler yöneltti.

"İfade özgürülğü ve medya uygulamada kısıtlı kaldı: Türk medyasındaki mülkiyet yapısı, politikacılar tarafından caydırıcı açıklamalar yapıldığı zamanlarda ve yasal kısıtlamalar ile yargı yetkililerinin yasaları uygulama yöntemleri medya patronlarının otosansüre yönelmesine veya gazetecileri işten çıkarmasına yol açtı" dendi.

Suriye'de yaşananlar ve Türkiye'nın izlediği mülteci politikası da ilerleme raporunda değinilen maddelerden.

Türkiye'nin Suriyeli mültecilere sınırlarını açarak 'komşuluk alanında önemli bir rol' oynadığını vurgulayan rapor, Türkiye'deki mültecilerin 'iyi koşullarda' barındığına dikkat çekti.

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, rapora ilişkin hükümet açıklamasının bayram sonrasınad yapılacağını söyledi.

Bağış, “Avrupa Birliği bugün ilerleme raporunu yayınlayacak. Israrımıza rağmen bizim bayramımızda yayınladığı için ben bayram sonrasına kadar raporla ilgili yorum yapmama kararı aldım.” dedi.

Türkiye’nin açıkladığı demokrasi paketiyle demokrasi konusundaki kararlılığını ortaya koyduğunu ifade eden Bağış, şunları kaydetti: “ Bu ülke tarihinin en şeffaf dönemini yaşamaktadır. Ama sorunlarımız yok değildir. Avrupa Birliği bugün ilerleme raporunu yayınlayacak. Israrımıza rağmen bizim bayramımızda yayınladığı için ben bayram sonrasına kadar raporla ilgili yorum yapmama kararı aldım.”

İlgili haberler