CIA ve MOSSAD ajanları gözünden Hakan Fidan tartışması

Telif hakkı cia

Batılı basında Hakan Fidan ve MİT üzerindeki tartışmalar arttıkça, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın, Amerikan ve İsrail istihbarat kurumları ile olan ilişkileri de dikkat çekiyor.

BBC Türkçe'nin ulaştığı biri CIA, diğeri de MOSSAD'da uzun yıllar çalışmış iki istihbarat görevlisi, kendi çalıştıkları kurumların MİT ile ilişkileri ve Hakan Fidan olayını, yine kendi kurumları penceresinden aktardılar.

Kariyerine CIA'in operasyonlar merkezi (Directorate of Operations) bölümünde başlamış olan Reuel Marc Gerecht, MİT'in gerçekten de basına yansıdığı gibi 10 İsrailli ajanı ele verdiği doğruysa, bundan MİT'den çok MOSSAD'ı sorumlu tutuyor.

CIA'in ''Gizli Servis'' olarak anılan bölümünde uzun yıllar görev yapmış Gerecht'e göre, ''eğer gerçekten MİT bu değerleri biliyor ise bu MOSSAD'ın laçkalığını gösterir, aslında. İsrail'in Türkiye'nin bir süredir onlar için bir düşman ortam olduğunu bilmesi gerekir. MOSSAD, bu tür faaliyetleri terketmeli ve Türkiye'yi 'reddedilmiş operasyonlar toprağı' olarak kabul etmeliydi.''

Şu anda Demokrasileri Koruma Vakfı (the Foundation for Defense of Democracies) düşünce kuruluşunda İran, Irak, Afganistan, terörizm ve istihbarat konularında çalışmalar yapan Gerecht ayrıca, ele verildiği söylenen ajanların çok önemli ajanlar olmadığına inanıyor: ''Bunlar belki de bazı gizli faaliyet (covert action) ajanlarıydı.''

'2000'lere dek mükemmel ilişkiler'

BBC Türkçe, eski bir CIA çalışanının yanı sıra, İsrail'in MOSSAD istihbarat kurumunda 1988 ile 2001 yılları arasında çalışmış olan Michael Ross'la da görüştü. Ross, çokça konuşulan MOSSAD ile MİT kurumları arasındaki ilişkilerin gerçekten de çok iyi olduğunu teyit ederek, 2000'li yılların başına kadar bu ilişkileri ''mükemmel'' olarak tanımladı:

''13 yıllık MOSSAD çalışma hayatımın bir bölümünde, özel protokol bölümünde, MOSSAD'ın diğer ülkelerin istihbarat kurumları ile ilişkilerini yönettim -ki Türkiye'nin MİT'i de bunun içinde idi. Bu konuda, yetkin bir isim olarak söyleyebilirim ki, o yıllardaki MOSSAD ile MİT arasındaki ilişkiler çok yakın ve mükemmel olarak tanımlanabilir.''

Telif hakkı n

Ross aslen Kanadalı ve 2001 yılında, 11 Eylül olayları sonrası kendine kendine 'yeter' diyerek kurumdan emekliye ayrılmış, Kanada'ya dönerek burada kendi özel işini kurmuş.

İstihbarat dünyasında, ülkelerin müttefikleriyle sık sık beraber çalıştığını ve bunun yapılacak operasyonlar açısından önemli olduğunu ifade eden Ross, coğrafyasının Türkiye'yi, Avrupa ve Ortadoğu'ya olan sınırlarıyla, bölgesel ulaşım olarak istihbarat kurumları için çok daha stratejik bir pozisyon haline getirdiğini ifade etti.

MOSSAD ile MİT'in ilişkisini açmasını istediğimizde ise şöyle anlattı: ''Birbirlerine güvenir ve saygı gösterirlerdi. Bu tabii ki ayrıca Türkiye ve İsrail'in güçlü askeri geleneklerinin olmasından da kaynaklanıyordu ki, herkesin bildiği gibi iki ülke arasındaki askeri ortaklık da kusursuzdu. Genel olarak da askeri ilişkileri iyi olan ülkelerin istihbarat ilişkilerinin de iyi olduğu görülür.''

'MİT'in saygınlığına ve imajına darbe vurur'

Hem Gerecht hem de Ross, iki farklı görüşmede, MİT hakkındaki ifşaatların, MİT'in imajı ve saygınlığına çok ciddi bir darbe vuracağına inanıyor.

Gerecht'e göre, ''eğer olay gerçekse, bundan sonra kimse MİT ile bilgi paylaşmaz. Bundan sonra bir 'parya' (dışlanmış) kurum olarak görülür. Kimse güvenmez ve MİT'e mesafeli yaklaşılır.''

"Ayrıca, tedbir olarak da İsrail, MİT ile yaşadığı bu olayı çoktan Avrupalı ve Amerikan müttefiklerine ulaştırmış ve 'Türkiye'ye ona göre davranın' demiştir."

Ross ise ''İkili istihbarat ilişkilerinin bazı yazılmamış kuralları vardır ki bunlardan biri, birbirinin ajanını ele vermemektir. Ele verme doğruysa bundan sonra insanların sizinle istihbarat paylaşımı yapmayacaklarından emin olabilirsiniz'' diyor.

13 yıllık MOSSAD kariyerinde önemli görevler yapmış Ross'un MOSSAD ile MİT ilişkilerini kusursuz olarak tanımlamasına karşın Gerecht, CIA ile MİT için aynı şeylerin söylenemeyeceğini savunuyor:

''CIA'in en yakın ilişki kurduğu istihbarat kurumları İngiltere, Yeni Zelanda, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerin servisleridir. İkinci olarak ise İsrail, Fransa ve Almanya gibi ülkeler gelir. Türkler ise bu iki grubun yanına bile yaklaşamazlar.''

'MİT'e karşı komplo teorisi değil'

Türkiye'de hemen her kesimin MİT ve Hakan Fidan ile ilgili yazılanları bir kampanyanın parçası olarak görmesine karşılık, bu iki eski MOSSAD ve CIA çalışanı, komplo teorilerine inanmadıklarını söylüyor.

Gerecht daha da ileri giderek, bu söylemleri 'aptalca'' buluyor ve bu savların ''Türkiye'deki siyasi kültürün ne kadar az gelişmiş olduğunu gösterdiğini'' ileri sürüyor.

Gerecht'e göre, tam tersine Amerika ve Avrupa hükümetleri bir İslamcı hükümet ile yakın ilişkiler içinde olabileceklerini kanıtlamaya çalıştılar, ama son gelişmeler, bunda başarısız olduklarının kanıtı.

Gerecht'in en yoğun itirazı ise MİT'in, Hakan Fidan ile birlikte, ilk kez Türkiye'nin kendi çıkarlarını korumaya yönelmiş olduğu savına.

Bu açıklamayı anlamsız bulduğunu söyleyen Gerecht, ''istihbarat kurumları kendi ülkelerinin menfaatleri için çalışır zaten'' diyor. ''Farklı bir durum olması varsayımdan ibarettir. AKP hükümetinden önce Türk milliyetçiliğini Batı'nın esiri olarak görmek aptalca. Örneğin 90'larda, Avrupa hükümetlerinin MİT'in, kendi menfaati için değil de başka ülkeler için çalıştığını düşünmeleri imkansız.''

Michael Ross, Türkiye'de son günlerde gündeme getirilen ve MİT'in MOSSAD'a sağlanan bazı ayrıcalıkları iptal ettiğine dair haberlerin hatırlatılması üzerine, şunları söylüyor:

''Hiç bir ülke, bedavaya ayrıcalıkları başka bir ülkeye sunmaz. Yani, MOSSAD bazı ayrıcalıklarını Türkiye'de kaybediyorsa, emin olunuz MİT de kayıplar yaşayacaktır, bunun karşısında.''

Özellikle askeri istihbarat tekniklerinde MOSSAD'ın en ileri teknolojilere sahip olduğunu ve bunların Türkiye tarafından isteneceğini hatırlatan Ross, ülke istihbarat ilişkileri hakkında şunları söyledi:

''Unutmayın ki, istihbarat çift şeritli, gidiş-gelişli, karşılıklı çıkara bağlı bir otoyoldur.''

Ross ayrıca, son haftalarca çok sıkça konuşulan MİT'in Suriye'nin kuzeyindeki el Kaide yakını gruplara farklı şekillerde yardım ettiği konusundaki haberlerden de İsrail'in rahatsız olduğunu ileri sürdü.

''İsrail, bir başka Afganistan'ın ama bu kez hemen İsrail'in yanı başında oluştuğunu düşünüyor. Bu da, bölgesel istikrara yardım olarak görülmüyor.''