Zeynep Oral: Manşetleri atanlar hep erkeklerdi

Yıl 1985 … Nairobi’de Birleşmiş Milletler Dünya Kadın Konferansı'dayım.

Türkiye’den bir tek gazeteci davet edildi bu dev toplantıya, o da ben! Gittim gördüm, öğrendim, dünyam değişti.

Dünya Kadın Konferansı'ndan sonsuz heyecan ve iki bavul dolusu görsel ve yazılı malzemeyle İstanbul’a döndüm....

Doğru gazeteme koştum. Genel Yayın Müdürü Çetin Emeç’in karşısındayım.

"Müthiş! Olağanüstü! Korkunç! Harikulade! Neler neler olmadı! Bu bir devrim! Gökyüzü bizim!" Yaşadıklarımı anlatıyorum...

Çetin Emeç’in, hep “Kısa kes” dermiş gibi bir bakışı vardı. Sıkılarak dinledi “Tamam, bir sinopsis hazırlayın, yarın sabah toplantısında bakalım “ dedi.

O gece sabaha dek çalıştım

O gece evde sabaha dek çalıştım: On günlük bir dizi yazı düşünüyorum: Ekonomik - politik - toplumsal boyutlarıyla “Dünya’da Kadının Durumu”nu anlatacağım.

Ertesi gün: Sabah toplantısındayım. Bir yandan rengarenk diaları gösteriyorum, bir yandan da dizi tasarımımı anlatıyorum. Heyecanlıyım. On yedi yıldır Milliyet’te çalışıyorum ve bugüne dek hiç bir önerim geri çevrilmemiş… Ne var heyecanlanacak!

Fotoğraflara herkes bayılıyor. “Müthiş”, “Harika”, “Renklere bak renklere” …

Herkes dediğim, başta Çetin Emeç ve gazetede çeşitli bölümlerin müdürleri, toplantıya katılan toplam on beş kişi...

Söylediklerime, “İlginç”, “Çok ilginç”, “Gerçek mi bu?” gibi tepkiler geliyor. Sordular, yanıtladım , yine sordular, yeniden anlattım, aralarında bol bol tartıştılar.

Yalnız bu arada bir şey dikkatimi çekti: O koca masanın etrafında herkes erkek!

Masanı çevresinde herkes erkek!

Onca zamandır sabah toplantılarına girip çıkmışlığım var, bu durumu hiç fark etmemişim… Bugüne dek bunu nasıl fark etmez insan! Sabah toplantısı, yazı işleri toplantısı, gazeteler için en önemli karar merceği. Ve o masanın çevresinde herkes ERKEK!

Masanın çevresinde tüm erkekler Nairobi Kadın Konferansı'nı tartışa dursunlar...

Ben o güne dek fark etmediğim bu gerçeğe dalıp gittim: Medyada kadınlar çalışır, erkekler karar verir.

Uzatmayayım: Sabah toplantısında, erkekler tartıştı tartıştı: Sonunda…

Sonunda, Çetin Emeç’in şöyle dediğini duydum :

”Zeynep Hanım, kadın sorunları bizim okurlarımızı ilgilendirmez. Siz en iyisi ‘Ben Afrika’dayken’ diye bir yazı yazın, bitirelim bu işi!”

O gün o toplantının sonunda o zamana dek el yordamıyla, duygularımla ya da burnumla "koku alarak" bildiğim daha doğrusu hissettiğim doğruları artık kafamda yorumlandırabiliyor, değerlendirebiliyor bir sisteme oturtabiliyordum...

Üç katmanlı bir ilişki

Manşetleri atan hep erkeklerdi.

“Kadın ve Medya" deyince , üç katmanlı ilişki söz konusuydu.

Şöyle ki:

  • Kadın, işgücü olarak , medyanın üretimine katılıyordu.
  • Kadın, medyanın konusuydu.
  • Kadın, medyanın tüketicisiydi. (Gazete, dergi okuru, TV izleyicisi)

Heyhat! Meslek yaşamım bana, her üç alanda da kadının sömürüldüğünü gösterecekti!

O gün o sabah toplantısında alınan karar, bu üç alanda da kadını aşağılıyordu. Yani:

Gazetenin bir çalışanı ve on yedi yıllık bir gazeteci olarak beni aşağılıyordu... Önerdiğim konuyu , daha doğrusu, kadını alışılagelmişin dışında, bir prototip olmaktan arındıran konuyu aşağılıyordu... Ve “Okurlarımızı ilgilendirmez” diyerek, okuru, kadın okurları aşağılıyordu...

O gün bugün bu üç alanda da mücadeleyi sürdürüyorum!

Not: Bu sabah toplantısının akşamında "Kadın Olmak" kitabımı yazmaya başladım. Bugün kitabım 25. baskısında. Sık sık güncelliyorum. 10 yıl sonra 1995 Beijing Dünya Kadın Konferansı'na Türkiye'deki tüm gazete ve televizyonlar muhabir yolladılar...

İlgili haberler