Rock efsanesi Lou Reed'in ardından

Cihazınızda ses/video gösterim programı bulunamadı

Ruhsuz sesi ve çok özel şarkı sözleriyle ünlü gitarist ve şarkıcı Lewis Allan Reed, ya da daha iyi bilinen adıyla Lou Reed 71 yaşında öldü.

Onlarca yıl, hem Velvet Underground grubu ile hem solo çalışmalarıyla rock müziğin şekillenmesinde önemli etkide bulunan Lou Reed'in ardından Facebook sayfasında bir mesaj yayımlayan David Bowie onu "eski bir dost ve büyük bir usta" diye tarif etti.

1942 yılında Brooklyn'de doğan Reed, daha çok genç yaştan erken rock'n'roll'un takipçilerindendi.

Bir çok okul grubunda gitar çaldı.

Syracuse Üniversitesi'ne gittikten sonra Reed New York'ta yaşamaya ve şarkı sözü yazarlığı yapmaya başladı.

Ta ki birlikte Velvet Underground'u kurduğu Galli müzisyen John Cale ile tanışana kadar.

Rock müziği avante-garde ile birleştermeye yönelen ikili gitarist Sterlin Morrison ile baterist Maureen Tucker'ı da aralarına aldılar.

Warhol etkisi

Grup Reed'in liderliğinde rock 'n' roll'un sınırlarını iyice zorladı. Reed'in sağlam melodik içgüdülerine 1960'lar Manhattan'ının deneysel sanat stüdyosu ve acıtıcı gerçekçiliğini eklediler.

Velvet Underground, müzikteki yaratıcılığın üzerine bir de daha önce albümlerde pek nadir rastlanna karanlık ve zor konulardaki şarkı sözlerini koyarak, kendine özgü bir stil yarattı.

Kısa süre içinde Andy Warhol'un dikkatini çektiler ve Warhal grubun menajeri ve yapımcısı oldu.

Warhol, grubu Almanya doğumlu, "66'nın pop kızı" diye tanımladığı buğulu sesli şarkıcı Nico ile buluşturdu ve sanatta çığır açan Fabrika adlı stüdyosunun sürekli müzisyenleri ilan etti.

Velvet Underground, Warhol'un Kaçılmaz Plastik Patlaması (Exploding Plastic Inevitable) adını verdiği, sanatçının görsellerini, dans ve canlı müziği birleştiren mülti medya şovlarının müziğini yaptı.

Ama şovlar çok tutulmadı. Chicago Daily News gazetesi "Kötülük çiçekleri tomurcuk verdi" manşetini atarken pop şarkıcısı Cher'in "İntihar dışında hiç bi şeyi değiştirmez bu" dediği aktarıldı.

Yasaklanan albüm

Warhal'un desteği gruba çok faydalı olmadı kısacası. Grubu bi tür "şaka" gibi görenler çoktu.

Rolling Stone dergisi grubun ilk albümü "Velvet Underground ve Nico" hakkında bi yazıya yer vermeyi reddetti, New York radyosu içinde uyuşturucu ve seksle ilgili sözler geçtiği için albümü yasakladı.

Fakat grup yılmadı ve Lou Reed'in giderek artan uyuşturucu bağımlılığının işlendiği Heroin (Eroin) gibi şarkıların da yer aldığı dört albüm yaptılar: I'll Be Your Mirror, All Tomorrow's Parties, I'm Waiting For the Man ve Sweet Jane.

Yaptıkları müzik zamanın "underground" çevreleri dışında pek ilgi çekmediyse de Velvet Underground'un rock müzik tarihinin en etkili gruplarından biri olduğu bugün genel kabul görüyor.

Solo kariyeri

Bir dizi kişilik çatışmasından sonra Reed 1970 yılında Velvet Underground'dan ayrılmaya karar verdi ve bir süre babasının muhasebe şirketinde çalıştı.

Rolling Stone dergisine göre bu dönemde kendisini tamamen dış dünyadan tecrit etti.

Fakat 1972'de İngiltere'ye göçtü ve adı yalnızca Lou Reed olan ilk solo albümünü çıkardı.

Fakat adının rock müzik öncüsü olarak yerleşmesi asıl ikinci solo albümü Transformer ile oldu.

David Bowie ile birlikte yaptığı albümde Walk on the Wild Side, Satellite of Love ve Perfect Day gibi klasikler vardı.

Bowie'nin etkisi ile Reed dönemin göz kamaştırıcı rock imajına geçti, saçlarının rengini iyice açıp tırnaklarını siyaha boyamaya başladı.

Birbirini izleyen solo albümlere olumlu tepkiler gibi eleştiriler de geliyordu, ama yıllar içinde Velvet Underground efsanesi giderek büyüdü ve grubun yapmış olduğu müzik çok daha geniş kitleler tarafından tanındı.

1990 yılında Velvet Underground bir hayır konseri için Fransa'da biraraya geldi ve bunu üç yıl sonra bütün kadronun biraraya gelişi izledi.

Dörtlü bir Avrupa turuna çıktılar ama Reed ve Cale arasındaki eski anlaşmazlıklar yine böş gösterdi ve tur kuzey Amerika ayağı öncesinde aniden iptal edildi.

Metallica ile

Solo kariyerine kendi düzensiz stili içinde devam eden Reed'in son denemeleri arasında meditasyon müziği, deneysel rock üzerine konuşma, ve heavy metal devi Metallica ile birlikte yaptığı bir çalışma da var.

Müzisyen fotoğraflarını topladığı bir kitap da yayınladı.

Çok kötü röportaj vermesiyle de tanınırdı.

Müzisyenlerin hayatlarının romantik açılarla sunulmasına karşıydı. 1970'te yazdığı bir makalede "9-5 çalışmaktar nefret edenler, bunun insana nasıl bir kurtuluş sağladığını bilmiyorlar" diyordu.

Yine de müziği konusunda tutkuluydu. 2010 yılında Spin dergisine "Gerçek şeyler hakkında yazıyorum. Gerçek insanlar, gerçek karakterler" diyerek özetlemişti şarkı sözlerini: "Yazdıklarımdan etkilenmek için doğru olduğuna inanmanız lazım yoksa hiç dikkate almazsınız. "

Uzun yıllar alkol ve uyuşturucu kullanan Reed 60'lı yılların başında bir başkasıyla şırınga paylaşırken hepatite yakalanmıştı.

Zamanla bağımlılıklarından kopsa da Reed'in karaciğeri 2013'de iflas etti ve geçtiğimiz Mayıs ayında karaciğer nakli yaptırmıştı.

Reed'in Britanyalı tasarımcı Sylvia Morales ile ilk evliliği boşanmayla sona erdi. 2008 yılında uzun yıllar birlikte yaşadığı müzisyen ve performans sanatçısı Laurie Anderson ile evlendi.

İlgili haberler