Irak: Mezhepsel ayrımcılık göçe zorluyor

Faruk ailesini öyle bir korku kaplamıştı ki, onların hikâyesini dinlemek için evlerine gizlenerek gitmek zorunda kaldık.

Aile Sünni Müslüman. Irak’ın güneyindeki Basra’ya bağlı Ez-Zübeyir’de, Sünniler arasında korku salan Şii köktenciler, aileye evlerini terk etmeleri uyarısında bulunmuş.

Ailenin babası, köşesinde birkaç kelime yazılı kâğıt parçasını gösterdi bana.

Kâğıtta, 45 yıl önce doğduğu bu toprakları terk etmezse ailesinin öldürüleceği tehdidi vardı.

“Ölmek de hayatta kalmak da umurumda değil. Ben çocuklarımı düşünüyorum” diyor aile babası…

“Birçok ailenin başına geldiği gibi kaçırılabilir, öldürülebilirler.”

“2007’de yerlerimizden edilmiştik. Mülteci olarak Suriye’ye gittik ve geçen sene döndük. Mezhepçiliğin sona erdiğini düşündük ama görünüşe bakılırsa hayal kurmuşuz.”

Çocukların annesi tehditleri ciddiye aldıklarını, çünkü öldürülen veya güvenlikleri için geçen aylarda Basra’yı terk etmek zorunda kalan çok sayıda Sünni tanıdıklarını söylüyor.

Güvenliklerinden endişe ettiği için çocuklarını okula göndermiyor, hatta evlerinin önündeki sokakta futbol oynamalarına bile engel oluyormuş.

“Bu bölgeyi terk edene kadar içimiz rahat etmeyecek” diyor.

Yüz binlerce mülteci

Irak’ta çoğunluktaki Sünniler ve azınlıktaki Şiiler arasındaki çatışmaların en yoğun yaşandığı 2006-2007 yılları arasında çok sayıda kişi evlerini terk etmek zorunda bırakılmıştı.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), 2007 yılının Mart ayında komşu ülkelere kaçan Iraklı mülteci sayısının 2 milyon olduğunu belirtiyor.

Bugün ise ülke içinde yaşadıkları illeri terk etmek zorunda olanların sayısı 1 milyon 100 bini aşıyor. Çoğu da Bağdat, Diyala ve Ninova’da yaşıyor.

UNHCR’a göre daha önce ülke içinde mülteci konumunda olan yaklaşık 467 bin kişi, 382’den fazla kamu arazisi ve kamu binasında, zor koşullar altında yaşıyor. Bu kişiler elektrik, temizlik, eğitim, iş gibi alanlarla kısıtlı imkânlara sahip.

Mezhepsel ayrımcılığa bağlı şiddet olayları, kendisini Irak sokaklarında gösteriyor.

Bu yılın Ocak ayından bu yana ölenlerin sivillerin sayısı 6500’ü buldu. Bu sayı 2008’den bu yana görülen en yüksek sayı olarak kayda geçti.

Halk, mezheplerinin azınlıkta kaldığı bölgelerden ayrılmaya zorlanıyor.

UNHCR, Eylül’de yaptığı açıklamada bu yıl evlerini terk eden Iraklıların sayısının en az 5 bin olduğunu duyurdu. Çoğu, Bağdat’tan Anbar ve Selahaddin bölgelerine kaçtı.

Genellikle dini açıdan homojen görülen bölgelere akın olduğundan, farklı mezheplerin bir arada yaşadığı Ez-Zübeyir gibi kentler en çok etkilenen yerler arasında.

‘Korkunç zamanlar’

Daha çok Sünnilerin yaşadığı doğu bölgesi Diyala’da ise Şiiler göçe zorlanıyor.

Şiddet olaylarının yoğun olması nedeniyle bölgeye seyahat izni alamadık. Biz de yerli bir gazeteciden, son iki ay içinde göçe zorlandıkları belirtilen 400 Şii aileden biriyle görüşmesini istedik.

Kuays da, Sünni bölgesinde ailesiyle oturduğu evi terk edip Şii bölgesindeki akrabalarının yanına taşınmak zorunda kalmış. Eskisine göre kendilerini daha güvende hissediyorlar.

“Sünni köktenciler evimi ve bölgedeki diğer evleri havaya uçurdu. Her şeyimizi kaybettik ve yanımıza sadece birkaç eşyamızı aldık” diyor Kuays.

“Allah’tan evimizi patlamadan birkaç gün önce terk etmişiz” diye ekliyor.

Faruk ailesi gibi Kuays ailesi de iki defa yer değiştirmek zorunda kalmış.

“İlki 2006’daydı. Çok korkunç zamanlardı. Kimliğin nedeniyle öldürülmenin yaygın olduğu Sünni bölgelerden geçmemeye özen gösterdiğimizi hatırlıyorum.”

Mezhepsel saldırılardaki artış, korkuyu Iraklıların gündelik yaşamlarının bir parçası haline getirdi.

Hangi markete, hangi dükkâna veya hangi kafeye gideceklerini, nerede yaşayabilecekleri ve komşularının kim olacağını bu korku belirlemeye başladı.

Iraklılar mezhepsel çatışmaların yeniden başlamasından korkuyorlar…

İlgili haberler