Çandar: Diyarbakır daveti Barzani için bir zafer

Telif hakkı AFP

Kürdistan Bölge Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'nin 21 yıllık bir aradan sonra Diyarbakır'a, üstelik Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın konuğu olarak ayak basacak olması, ziyaretin siyasi anlamı ve yol açacağı sonuçlar bir yana, Kürt liderin kendi "tarihi" ve kariyeri açısından büyük bir zaferi ifade ediyor.

Mesut Barzani, Türkiye'nin yetkilileri ve kanaat önderleri tarafından, çok değil, şunun şurasında 4-5 yıl öncesine dek, çok incitici sıfatlarla ve tanımlamalarla anılmış bir Kürt lider idi.

İmralı Adası'ndaki cezaevinde ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasını çekmeye devam eden Abdullah Öcalan kadar olmasa bile, Türk çevreler nezdinde ismi en ziyadesiyle "şeytanlaştırılmış" Kürt siyasetçilerinin başında geliyordu.

"Daha düne kadar Türk komutanlarının postallarını yalayan aşiret reisi" gibi sözcükler, milliyetçi siyaset adamları tarafından onu tanımlamak için kullanılmıştı.

Önde gelen köşe yazarları ve gazete yöneticilerinin dile getirdikleri, "bir operasyonla yakalanıp Türkiye'ye getirilmesi ve İmralı'ya konulması" gibi önerilerin hedefindeki isim olmuştu.

Mesut Barzani, sadece milliyetçi Türk siyasetçileri ile, Kürtlere yönelik devlet pozisyonundan etkilenmiş olan kanaat önderlerinin değil, aynı zamanda, şimdi ona cömert bir ev sahipliği sunmaya hazırlanan Başbakan Tayyip Erdoğan'ın da 2007 yılında öfkeli tepkilerine hedef olmuştu.

Konuyu SOSYAL MEYDAN'da tartışıyoruz, siz de katılın

2009'da başlayan süreç

Irak'taki Kürdistan Bölge Yönetimi'nin Başkanı'nı Ortadoğu'nun her köşesindeki Kürtler için özel bir yeri olan Diyarbakır'a, en üst düzeyde ağırlanacak şekilde getirten gelişmeler, 2009 ile birlikte başladı ve yavaş yavaş bugünkü durumuna ulaştı.

Bu dramatik yolculukta, Türkiye'deki iktidar partisinin, Mesut Barzani'yi ve yönetimini bir bölgesel siyasi gerçek olarak kabullenmesi ve sindirmeye başlaması kadar, Irak Kürdistanı'nda toprak altındaki zengin doğal gaz ve petrol kaynaklarının değerlendirilmesinde kesişen çıkarların dikte ettiği reel-politik kuralları göz önüne almak da belirleyici rol oynadı.

Barzani'nin kişiliği ve arka planı da, Türkiye'nin kendisiyle yakın ilişkiye yönelmesinde önemli bir kolaylaştırıcı etken oldu.

Mesut Barzani, sadece Irak Kürdistan Bölge Yönetimi'nin Başkanı değil.

Barzanilerin gücü

Kürt ulusal mücadelesine önderlik etmiş bir ailenin geleneklerine çok sadık olan şu andaki reisi.

Barzani'nin ismini aldığı Barzan bölgesi, 20. yüzyıl başlarından beri Kürt ulusal mücadelesinin siyasal merkezi olarak ortaya çıkmıştı.

Bunda, Mesut Barzani'nin amcası ve aynı zamanda bir Nakşibendi Şeyhi olan Abdüsselam'ın rolü vardı.

Şeyh Abdüsselam, 1914'te Osmanlı yönetimi tarafından Musul'da idam edilecek ve yerini Kürt ulusal mücadelesinin bayrağını da devralan Şeyh Ahmet Barzani (1984-1969) alacaktı.

Mesut Barzani'nin babası Molla Mustafa Barzani'nin ağabeyi olan Ahmet Barzani, Şeyh unvanını kullanan son Barzani olmakla birlikte, ailenin Nakşibendi tarikat sorumlulukları, en azından bir algı olarak, Barzani'ler üzerinde hep kaldı.

Mahabad cumhuriyetinde doğdu

Mesut Barzani, modern tarihteki ilk bağımsız Kürt devleti denemesi sayılan Mahabad Kürt Cumhuriyeti'nde yani şu anki İran Kürdistanı'nda 16 Ağustos 1946 yılında doğdu. Babası, Mahabad Kürt Cumhuriyeti'nin Genelkurmay Başkanı idi ve Mesut Barzani'nin doğum günü, babasının Irak Kürdistan Demokrat Partisi'ni kurduğu güne denk geldi.

Babası Molla Mustafa Barzani'nin, Barzanilere rakip bir aşiret olan Zebari aşiretinin reisinin kızı ile barış amaçlı yaptığı evliliğin ürünüdür. Üçüncü eşinden olma en büyük oğludur. Molla Mustafa Barzani'nin bu üçüncü evliliğinden altı oğlu, iki kızı olmuştur.

Molla Mustafa Barzani'nin 1946 sonunda Mahabad Cumhuriyeti'nin yıkılmasından sonra çekildiği Irak Kürdistanı'nda da barınamayarak efsanevi bir yürüyüşle Sovyetler Birliği'ne gitmesinden sonra, Mesut Barzani, babasını Irak'ta monarşinin yıkıldığı 1958 yılına kadar görmedi.

Peşmerge yaşamı

Çocukluğunu babasından uzakta Irak topraklarında geçirdi. 1961 yılında, Molla Mustafa Barzani, Bağdat'taki Arap milliyetçisi merkezi rejime karşı ayaklandığı sırada, Mesut Barzani de daha 15 yaşındayken, peşmerge yaşamına başladı ve dağlarda yaşadı.

Bu özgün arka plana ilişkin bilinci Mesut Barzani her vakit korudu.

Telif hakkı AFP

1975'te Molla Mustafa Barzani'nin liderliğinde Kürtlerin ikinci büyük ayaklanmasını Saddam'ın şiddetle bastırmasından sonra, babasıyla birlikte Irak Kürdistanı'nı terketmiş ve İran'a sığınmıştır. 1979-1991 arasında İran'da sürgün hayatı yaşamıştır.

1979'da babasının Washington'daki ölümünün ardından kendisinden iki yaş büyük, ayrı anneden olma ağabeyi İdris Barzani'yle birlikte KDP'yi yeniden diriltme işine koyulmuştur. İdris'in 1987'deki ani ölümünün ardından, KDP'nin tek lideri kalmıştır.

Barzani Talabani ilişkisi

Mesut Barzani'nin, bundan sonraki siyasi yaşamında kendisine hem rakip ve hem de müttefik olarak eşlik edecek olan, 1975'te KDP'den kopup, Kürdistan Yurtseverler Birliği'ni kuracak olan Celal Talabani'dir.

Kişilikleri birbirine neredeyse taban tabana zıt iki Iraklı Kürt şahsiyeti, ulusal Kürt alanının iki lideri olarak tarih sahnesinde belirmişlerdir. Celal Talabani, Irak'ın tarihinde seçilmiş ilk Irak Cumhurbaşkanı olurken, Mesut Barzani bilinçli bir tercihle Kürdistan Başkanı olmayı hedeflemiştir.

Gönlünden, bağımsız Kürdistan devleti ülküsünü hiçbir zaman silmediğini açıkça söylemekle birlikte, gerçekçi bir politika gütmüş ve gücünü Kürdistan Bölge Yönetimi'ni sağlama almak üzerinde yoğunlaştırmıştır.

Bu politikasında, Türkiye, İran, Irak ve Suriye tarafından çevrelenmiş olması karşısında "stratejik beraberlik" hedefi olarak Türkiye'yi seçmiştir.

Türkiye, PKK ve 'ince ayar'

Bu seçimde, ağabeyi İdris'in oğlu, kendisinin damadı ve aynı zamanda da halefi olarak kabul edilen Kürdistan Bölge Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani'nin önemli payı bulunduğu bilinir.

Mesut Barzani'nin Türkiye ile yakınlaşma hedefi, Türkiye'nin Abdullah Öcalan önderliğindeki PKK ile çatışma halinde bulunmasından ötürü çok kolay elde edilememiştir.

PKK'nın Irak Kürdistan topraklarını kullanması, Mesut Barzani'yi hem Türkiye ile ve hem de Kürdistan Bölge Yönetimi'nde bir Kürt yönetiminin kökleşmesine öncelik vermiş olduğu için PKK ile karşı karşıya getirmiştir.

Uzun mücadele yıllarının ve bunun da ötesinde yarı-bağımsız bir Kürt yönetiminin başında yıllardır bulunmasının kendisine sağladığı tecrübe ile, Mesut Barzani, bölge güçleri, Türkiye ve PKK eğilimli Kürtler arasında, "Kürt ulusal lideri" konumu ve algısını korumaya yönelik "ince ayarlı" bir politika tutturmuştur.

Aynı zamanda, Beyaz Saray'a ulusal Kürt giysileri ile kabul edilmiş olan ilk Kürdistan lideri olarak da tarihte yerini almıştır.

Bu kariyer hattında, Kürtler açısından bir numaralı merkez kabul edilen Diyarbakır'a çok uzun yıllar Kürt kimliğini inkar etmiş olan bir ülkenin Başbakanı'nın, özel ve hatırlı konuğu olarak ayak basıyor olmak, Mesut Barzani'nin inişli-çıkışlı Kürt ulusal mücadelesi kariyerinde, kuşkusuz, özel bir anlam taşıyacaktır.