Mao Zedung: Çin'in çok yönlü, derin düşünceli lideri

Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı Sidney Rittenberg Çin'in önemli bir alt üst oluş yaşandığı dönemler boyunca 35 yıl Çin'de kaldı.

Bu süre içinde hem Mao Zedung ile hem de Çin'in diğer devrimci liderleriyle, Komintang'dan iktidarı devraldıkları 1945 yılından itibaren arkadaşlıklar kurdu.

Rittenberg, BBC için kaleme aldığı yazıda, Çin iç savaşına ve Çin komünizminin ilk yılları ile Mao'nun felsefesine dair izlenimleri aktarıyor.

Çin'deki birçok başka şey gibi, Mao'nun rolü de büyük bir paradoks içinde.

Mao Pekin'in Tiananmen Meydanı'ndaki devasa portresinden bir yandan daha büyük, bir yandan da daha küçük bir rolü var.

Meydandaki portrenin kısa ya da orta vadede indirileceği de herhangi bir şekilde öngörülmüyor.

Bu daha çok Mao'nun George Washington gibi, ülkenin, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kurucusu olmasından ve bu antik ülkenin halklarını birleştirmiş olmasından kaynaklanıyor.

Yoksa, bugünün Çin gençliği, komünist partinin genç üyeleri de dahil olmak üzere, Mao'nun yazdıklarından, doktrininden, büyük başarılarından ve başarısızlıklarından haberdar değiller.

Şi Jinping ve yeni yönetici elit, Sovyetler Birliği'nin yıkılmasında olduğu gibi bir Maoculuğun silinmesi sürecinin mevcut rejimin güçsüzleşmesine yol açabileceğini düşünüyor.

Rejim ülkenin istikrarının atacakları reform adımları için son derece önemli olduğunu düşünüyor.

Stalin'in tersine, Mao kimseyi içeri atmadı ve korkunç bir kıtlığa da sebep olmak istemedi.

Devasa toplumsal deneyler

Fakat, devasa toplumsal deneyler yaptığının ve bu deneylerin milyonlarca insanın hayatını etkilediğinin farkındaydı.

Bu deneylerin sonucunun ne olacağını da bilemiyordu.

Mao, Amerikalı yazar Anna Louise Strong'a Büyük İleri Atılım'ı övmek için yazdığı kitap için 1958 yılında verdiği mülakatta, kitabı yazmadan önce beş yıl bekle demişti.

Yaptığı deneyin sonucunun ne olabileceğinden emin değildi.

Peki Çin'de Maoculuk yeniden canlandırılmak mı isteniyor? Ya da bunu Şi ve Bo Şilai'den hangisi istiyor?

Kısa cevap her ikisi için de hayır.

Bo, eşitlikçi demagojik ifadelerle yoksulara seslenmek istiyordu.

Şi'nin reform süreçleri ise, doğrudan Maocu ekonomiye karşı adımları içeriyor.

Çin'in sorunlarını analiz etmek için Maocu diyalektik mantığı kullanıyor ve bu mantığa uygun çözümlerden söz ediyor.

Mao felsefesi Batı'da bazı istisnalar dışında görmezden gelinmiş bir felsefedir.

1945 yılında Komintang ile Mao'nun güçleri arasında Mao aleyhine keskin bir dengesizlik vardı.

Komintang tüm iletişim hatlarını, Mançurya dışındaki tüm büyük kentleri kontrol ediyordu ve ABD'den destek alıyorlardı.

Birlikte 40 kilometre yol yürüdüğüm komünistlerin ise ciddi silahları yoktu. Birçoğu delikanlılık yaşlarındaydı.

Her bir bölükte ayakkabısı olan az sayıda kişi vardı. Bunlar nasıl zafer kazanabilir diye düşündüm.

Fakat, zaferi kazandılar. Neden? Çünkü üstün ve daha bilimsel bir düşünce yapısına sahiplerdi.

Mao, kendisini yabancı ziyaretçilere, "ilkokul öğretmeni" olarak tanıtıyordu. Kendisi muhtemelen dünyanın en geniş kitlelerine felsefe öğretmiş bir öğretmendir.

Öğrettikleri arasında şu ilkeler var:

Olgular arasından gerçeği ayırt et: Özel işin ve bulunduğun yer ile ilgili olguları çalış ve planlarını buna göre yap. Önceden belirlenip karar verilmiş "gerçek"lerden başlama. 1947 yılında çevirisini yaptığım toprak reformu yazılarından birinde Mao, reformu yapacağınız köyün koşullarını çalışıp, adımlarınızı oraya uygun atın, yoksa reformu sabote etmiş olursunuz demişti.

Bir ikiye ayrılır: Her şeyin birden fazla yüzü vardır, her şey bir akış içindedir ve hiçbir şey saf ve basit değildir. Basitleştirmek işleri felakete sürüklemenin reçetesidir. İnsanlardaki karmaşıklığı bul ve onlar üzerinden ilerle.

Düşman sizden sayıca ve silah olarak üstünse? O zaman, onunla ancak küçük parçalar halinde savaş ve ondan üstün olduğun yerelliklerde çatışmaya gir. Zafer kesin değilse asla çatışmaya girme. Genel stratejik pozisyonun savunmada olsa da, her bir çatışmada saldırgan olmalısın.

Kitle Çizgisi: "Kitlelerden kitlelere" Öndeki ekip kitlelerin ihtiyaçları hakkında bilgi toplamalı ve yapılacak politikaları belirlemeli. Ardından da kitlelere geri dönüp bu adımların uygulanmasının etkilerini gözden geçirmeli.